YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20146
KARAR NO : 2013/21558
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 19.01.2000 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir.
506 sayılı Yasanın 26. maddesine dayalı bu tür davalarda alınan kusur raporlarının 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar…” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama
uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır.
İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Diğer taraftan, Borçlar Kanunu’nun 53. (6098 sayılı TBK md 74.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Eldeki davada, … Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. ile davadışı … Turizm Nakliyat Taşımacılık İnşaat Gıda Giyim San.Tic. Ltd. Şti. arasında işçilerin taşımacılığı ve servis hizmeti konusunda sözleşme yapıldığı, davalı …’in ise davadışı … Turizm nezdinde şöför olduğu, geri çevirme kararından sonra 19.01.2000 tarihinde meydana gelen kazada kurum sigortalısı ile beraber 5 kişinin daha vefat ettiği, davalı …’ın olay nedeniyle Ceza Mahkemesindeki yargılaması sonrası kesinleşen karar ile mahkum olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece davalı … Hakkında Ceza Mahkemesinden verilen kararın maddi olgu bakımından bağlayıcılığı dikkate alınmaksızın, karar verilmesi isabetsizdir.
Diğer taraftan, Mahkemece alınan kusur raporunda davalı …’ın işvereni Gözde Turizm’in kusursuz sorumlu olarak, davalı … Tekstil San.Tic.AŞ.’nin ise davadışı … Turizm ile birlikte ve onun kusuru nisbetinde fakat herhangi bir kusur oranı belirlemeksizin müştereken ve müteselsilen kusurlu olarak kabulü isabetsizdir.
Mahkemece, ceza davasında kabul edilen maddi olgular dikkate alınmalı, davalı … Tekstil San. Tic. Aş.’nin hangi bakımdan kusurlu olduğu, araçta istiap haddinin aşılmasında davalı … ile birlikte herhangi bir kusurunun olup olmadığı ve dava dışı … Turizm şirketinin ve tanker sürücüsünün de kusur oranlarını ayrı ayrı ve açıkça belirtir şekilde trafik-iş kazasının meydana geldiği iş kolunda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişi kurulundan yöntemince düzenlenmiş kusur raporu alındıktan sonra, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece aldırılan yetersiz kusur raporu dayanak alınmak suretiyle eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme neticesi yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hükmü temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da nazara alınarak karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.