YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4325
KARAR NO : 2013/20849
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emrininin zamanaşımı sebebiyle iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteğinin süresinde olduğu görülmüş, Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor ve dosya incelenmiş olup işin gereği düşünüldü, aşağıdaki karar tespit edildi:
Davalı SGK Başkanlığı tarafından, davacı aleyhine 2012/17578-17579-17580 sayılı takip dosyalarında , 1998/1-2000/5 aylarına ait özel işlem vergisi, prim ve gecikme zammı alacağı talebiyle 09.05.2012 tarihine ödeme emri düzenlenmiştir. Davacı şirketin ise 05.05.2011tarihinde yapılandırma talebinde bulunduğu anlaşılmıştır
Mahkemece, alacağın zamanaşımına uğradığı belirtilerek ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Öncelikle, belirtilmelidir ki; zamanaşımı tarafın aslında borçlu olduğu bir edimi özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren bir haktır.
Hukuk Genel Kurulunun 02.11.1983 gün ve 2802/1047 sayılı kararında da belirtildiği üzere, zamanaşımı alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden (dava edilebilme) niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu eksik borç haline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme niteliğini ortadan kaldırır.
Zamanaşımı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 161. maddesinde düzenlendiği üzere, ileri sürülmezse, hakim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz kuralında da vurgulandığı gibi, kişisel bir savunma nedeni olup, mahkemece resen gözetilemez ve uygulanamaz. Zamanaşımının davayı etkisiz bırakması kendiliğinden gerçekleşmemekte, borçlunun iradesine bağlı bulunmaktadır.
Ayrıca belirtilmelidir ki, zamanaşımının yorumu ve hangi kanun hükmüne uygun olduğunu bulmak, Türk kanunlarını kendiliğinden uygulamakla görevli olan hakime düşen bir ödevdir.
Sonuç olarak, zamanaşımı en basit anlatımla, yasanın öngördüğü belli bir sürenin geçmesiyle, bir hakkın kullanılmasına veya bir borçtan kurtulunmasına olanak veren bir hukuki müessesedir. Borçtan kurtulma olanağı tanıyan yönüyle zamanaşımı, maddi hukuka ilişkin bir müessese değildir. Borçluya borçtan kurtulmasını sağlayacak savunma vasıtalarını sunarsa da, gerçekte bizatihi kendisi borcu ortadan kaldırmaz; sadece, alacağın istenebilmesi hakkını zaman itibariyle sınırlar. Borç varlığını
sürdürdüğü halde, borçlu, zamanaşımı müessesesine dayanarak, artık o borcun kendisinden istenilemeyeceğini savunabilir; yargılama usulüne ilişkin kurallar kendisine böyle bir def’ide (zamanaşımı def’inde) bulunma olanağı tanır. Zamanaşımına uğrayan borç, eksik bir borçtur. Zamanaşımı müessesesinin bu yapısının (borcu değil, sadece onun alacaklı tarafından talep edilmesi olanağını ortadan kaldırmasının ve sadece borçlu tarafından ileri sürülebilecek bir olgu olmasının) doğal sonucu olarak, borçlu tarafından yasal süre içerisinde böyle bir def’ide bulunulmadığı takdirde, hakim tarafından kendiliğinden gözetilemez.
Somut olayda da, 3917 sayılı Kanunla değişik 506 sayılı Kanun m.80.’nin atfı nedeniyle, 6183 sayılı Kanun m.102 ve devamı hükümlerinin uygulanması gereklidir. 6183 sayılı Kanun m.102 uyarınca da olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresi (5) yıldır. Bu nedenle dava konusu ödeme emirlerin konu prim borçları esasen zamanaşımına uğramıştır. Fakat, zamanaşımına uğrayan borç hakkında; davacı şirket adına, temsilcisi, 05.05.2011 tarihinde bu borcun yapılandırılmasını istemiştir.Bu durumda zamanaşımına uğramış olan bir eksik borcun ifası söz konusu olmaktadır ki, davacı tarafından yapılan ödemelerin Borçlar Kanunun 78. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından….kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.” Hükmü gereğince iadesi mümkün değildir. Mahkemece davacı şirketin yapılandırması gözönünde tutularak, ödenmiş olan miktarlar dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken salt zamanaşımı nedeniyle ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesi, isabetsiz görülmüştür.
Mahkemece,yukarıda yapılan açıklamalar gereği, davacı şirketin yapılandırması ve ödenen miktarların dikkate alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu nedenle, davalı SGK Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.