YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4722
KARAR NO : 2013/19880
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, yaşlılık aylığı almasına karşın, 26.10.2006 – 22.10.2007 tarihleri arasında çalışması karşılığı ödenen tüm sigorta kollarına tabi primler gözetilerek yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi isteminin reddine ilişkin Kurum işleminin iptalini ve bu çalışmaları gözetilerek yaşlılık aylığı miktarının belirlenmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmü, davalının avukatının temyiz etmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Uyuşmazlık, yaşlılık aylığı almakta olan bir sigortalının, tüm sigorta kollarından prim ödemek koşuluyla yeniden çalışması durumunda (5510 sayılı Yasanın geçici 1. maddesine göre davanın yasal dayanağı olan) 506 sayılı Yasanın 63. maddesi uyarınca yapılacak işlem konusuna ilişkindir. Sorunun çözümü yönünde, öncelikle, 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı alan sigortalıların yeniden çalışmaları durumunda uygulanacak 63. maddenin kapsam ve geçirdiği evrelerin belirlenmesinde yarar olacaktır. Gerçekten, 506 sayılı Yasa sistemi, 29.04.1986 günlü 3279 sayılı Yasa ile değiştirilen 63. maddenin getirdiği düzenlemeden önce, Kurumdan yaşlılık aylığına hak kazanan ve aylık almakta olanların, aylıkları kesilmeden çalışmalarına imkan tanımamaktaydı. Kısaca, Kurumdan yaşlılık aylığı alanlar ya aylıklarını veya çalışmayı tercih edecekler, iki durumu bir arada sürdüremeyeceklerdi. Ne var ki bu durum, T.C. Emekli Sandığı iştirakçileri ve Bağ-Kur sigortalıları açısından, 506 sayılı Yasa kapsamında bulunanlar aleyhine haksız bir uygulama ortaya çıkarmış, aynı durumda bulunan T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi ile Bağ-Kur sigortalısı, hem yaşlılık aylıklarını alıp, hem de bu aylıklar kesilmeden çalışma imkanına sahipken, 506 sayılı Yasa kapsamında olanlar bu imkandan yoksun kılınmışlardı. İşte yasa koyucu, bu eşitsizliği gidermek amacıyla, yukarıda sözü edilen yasa değişikliğini kabul etmiş ve 63. maddeyi yeniden duzenleyerek, 506 sayılı Yasaya göre yaşlılık aylığı alanlara da, aylıkları kesilmeden çalışma imkanı sağlamıştır (TBMM 1/. Donem Çalısmaları S. Sayısı 432. 5 17).
Bu düzenlemeye göre; yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaya başlamak istemeleri durumunda, kendilerine alternatifli bir sistem getirilmiştir. Yaşlılık aylığı alan; bu sistemlerden birini tercih ederek çalışmasını sürdürebilecektir. Sözü edilen 63. maddenin (A) bendinde gösterilen birinci sistemde, yeniden çalışmaya başlayan sigortalı yaşlılık aylığını kestirecek ve normal sigortalı gibi çalışmasını sürdürecektir. Bu durumda kendisinden 78. maddede belirtilen kazançlar toplamından 73. maddeye göre prim kesilecek ve sonuçta sigortalı, çalışmasını sona erdirdiğinde, kesilen prim ve çalışma süresi gözönünde tutularak kendisine son durumuna göre yaşlılık aylığı bağlanabilecektir.
Böylece sigortalı, kendisine önceden bağlanan yaşlılık aylığının gösterge ve oranını arttırma imkanına sahip kılınmış, önceden mümkün olmayan bir hakka kavuşmuştur. Sözü edilen maddenin (B) bendinde belirlenen ikinci durumda ise, yaşlılık aylığı almakta olan kişi, yeniden çalışmaya başladığında; aylığını almaya devam edecek, Sosyal Güvenlik Destek primi adı altında, ¼ ü sigortalı, ¾ ü işveren hissesi olmak üzere % 30 oranında bir katkı payı ödeyecektir. Görüldüğü üzere, yaşlılık aylığı alan kişiye, Yasa, bir tercih hakkı getirmiştir. Hangi sistemi, tercih edeceğini aylık sahibi kendisi belirleyecek ve durumunu ortaya koyacaktır. Kişi, açıkça iradesini ortaya koymadan, aylığı kesilmeyecektir. Esasen, yasal koşulların gerçekleşmesi sonucu yaşlılık sigortası kolundan aylığa hak kazanan kişinin aylığını keserek ortada bırakmak hem sosyal güvenlik ilkesine hem de onun alt yapısını oluşturan sosyal sigorta sistemine aykırı olur ve bu kişiye sağlanan yasal imkanını da işlemez hale getirir.
Öte yandan, 506 sayılı Kanunun, Aylığın başlangıcı ismini taşıyan 62. maddesinde, “Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki ay başından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.” hükmünü içermektedir.
Eldeki davada; yukarıda belirtilen tarihler arasında tüm sigorta kollarına tabi çalışması olan davacı, çalışmaya başlamadan önce yaşlılık aylığının kesilmesi yönünde kuruma yazılı başvuruda bulunmamıştır. Yaşlılık aylığı almaya devam ettiği bir dönemde sigortalı bir işte çalışmış ve bu çalışması karşılığı tüm sigorta kollarına tabi prim ödenmiştir. Davacı, sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerektiği yerde bu miktarın üzerinde 73. maddeye göre prim ödemiştir. İşten ayrıldıktan sonra da yeniden hesaplanan yaşlılık aylığının bağlanması için yazılı istekte bulunmamıştır. Hal böyle olunca, somut olaya ilişkin olarak, tüm sigorta kollarına tabi çalışması başlamadan önce yaşlılık aylığının kesilmesini istemediği ve çalışmasının bitmesinden sonra tekrar yaşlılık aylığı bağlanması yönünde yazılı istekte bulunmadığı olguları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu dönemdeki çalışmasının sosyal güvenlik destek primine tabi kabul edilmesi gerektiği yönünde davacının iradesini gösterdiği ve buna paralel yapılan Kurum işleminin isabetli olduğu belirgin olmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.