Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/4869 E. 2013/14818 K. 01.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4869
KARAR NO : 2013/14818
KARAR TARİHİ : 01.07.2013

…….

Dava, davacıya eşinden dolayı 01.04.2012 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davacının eşi sigortalı 26.02.1999 tarihinde vefat etmiş olup davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 65 ve devamı maddeleridir. Ölüm sigortasından aylık bağlama şartlarına ilişkin 66/c. maddesinde, “toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanacağı” düzenlenmiş iken, Anayasa Mahkemesinin 06.01.2005 gün ve 2001/479 – 2005/1 sayılı kararı ile anılan hükmün “veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün” bölümünün Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi üzerine, 12/12/2006 tarihli ve 5561 Sayılı Kanunun 1.maddesi ile 66. maddenin “c” bendi yeniden düzenlenmiş ve böylece sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanabilmesi için, 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölmüş olma koşulu getirilmiştir. Aynı kanunun 3. maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 93. madde ise, 66. maddesinin (c) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu değişiklikle öngörülen şartları yerine getiren sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemi başından geçerli olmak üzere başlatılacağını düzenlemiştir. Bu hususta yapılacak değerlendirmede, öncelikle davcının müteveffa eşinin ödenmiş malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi gün sayısının netleştirilmesi gereklidir.
./..
-2-

01.04.1976 tarihinden itibaren 299 gün 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı bulunan davacının eşinin, öncelikle hangi tarihler arasında askerlik yaptığı ilgili askerlik şubesi başkanlığından sorularak belirlenmeli, 506 sayılı Yasanın dava konusu ile ilgili 4958 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 60/f maddesi gereğince, er olarak askerlikte geçen sürenin tamamına borçlanma imkanı getirdiği, Yasa hükmünün bu açık ifadesi karşısında, davacının, murisinin fiilen askerlik yaptığı sürenin tamamını borçlanabilmesinin mümkün olduğu, 506 sayılı Yasada bu yaklaşımı engelleyecek aksine bir hükümde bulunmadığı gözetilerek, anılan yasal düzenleme gereğince davacıya murisinin fiili askerlik süresinin tamamını borçlanılmasına imkan tanınarak, tahsis için öngörülen prim ödeme gün sayısının borçlanma bedelinin ödenmesi ile yerine getirileceği dikkate alınarak, öncelikle fiili askerlik süresinin tespiti ile ölüm aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan süreye ilişkin olarak borçlanma bedelinin ödenmesi için davacıya mehil verilerek, borçlanma bedelinin ödenmesi halinde, ödemeyi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanmasına karar verilmelidir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.