Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/545 E. 2013/16944 K. 20.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/545
KARAR NO : 2013/16944
KARAR TARİHİ : 20.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, davalı Kurumun sigortalılığın iptaline yönelik işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesinde yer alan, “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” hükmü uyarınca, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olduğu kabul edilmelidir.
Davacı, muhasebe işyerinden 01.06.2006-30.09.2008 tarihleri arasında bildirimi yapılan ve fiili olmadığı gerekçesiyle iptal edilen sigortalılığın geçerliliğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, müfettiş tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı ve tutanağın aksi kanıtlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de, verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Müfettiş raporunda ifadesine başvurulan bordro tanığı …’nun davacı ile birlikte çalışmadıklarını belirttiği, ancak yargılama sırasına talimatla alınan ifadesinde ise davacının evrak takip işinde çalıştığını beyan ettiği, dinlenen diğer bordro tanığının da davacının çalıştığını ifade ettiği anlaşılmakta olup, öncelikle bordro tanığı …’nun müfettiş raporunda imzasının bulunmadığı da gözetilerek, yeniden ifadesine başvurulmalı ve çelişki giderilmeli, gerekirse diğer bordro tanıkları dinlenmeli, tüm deliller toplandıktan sonra hasıl olacak neticeye göre karar verilmelidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.