YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5504
KARAR NO : 2013/21045
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılığının 01.11.2008 tarihinde sona erdiğinin, 01.3.2008-16.01.2012 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında bidirilen hizmetlerin geçerli sayılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaya konu çakışan sigortalılık süresinin tarihi dikkate alındığında, davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanunun sigortalılık hallerinin birleşmesine dair 53. maddesidir. Anılan düzenlemenin ilk fıkrası gereğince, sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır. 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Kanunun 33. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası, anılan düzenleme, “Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır…” şeklinde değiştirilmiş ise de; 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe dair 215/b. maddesindeki, “…33…maddesi yayımı (25.02.2011) takip eden ayın birinci günü (01.3.2011)yürürlüğe girer.” düzenlemesi ile, “Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz.”
şeklindeki aynı yasanın geçici 33. maddesi gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümünde, 5510 sayılı Kanunun 53. maddesinin, 6111 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki halinin esas alınacağı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanunun sigortalı sayılmayanlara dair 6. maddesinin “ı” bendi hükmünde ise, “…tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler…”in, aynı Kanunun 4. maddesi kapsamında sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir.
Davacının 01.5.2000 tarihinden itibaren, 2926 sayılı Kanun kapsamında başlayan sigortalılığının, çakışan 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmet süreleri hariç 28.02.2011 tarihine dek, sonrasında da, 01.10.2008 tarihi itibariyle ziraat odası kaydı devam ettiğinden, yine çakışan 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a. maddesi kapsamındaki sigortalılık süreleri dışında, 08.7.2011-17.8.2011döneminde de sürdüğünün kabul edildiği;buna göre, 2008 yılında başlayan 510 sayılı Kanun’un 4/1-a. maddesi kapsamındaki sigortalılık sürelerinin geçersiz sayıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 53. maddenin 6111 sayılı Kanun ile değişik hali uygulanmak suretiyle, 03.11.2008 tarihinden itibaren 4/1-a. maddesi kapsamındaki sigortalılık sürelerine geçerlik tanınması yönünde hüküm kurulmuştur.
Oysa Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının 5510 sayılı Kanunun 6/ı hükmü kapsamında, talebe konu dönemde tarım Bağ-Kur sigortalılığının sona erme durumu var ise, aynı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamındaki çalışmasına geçerlilik tanımak, aksi halde çakışan sigortalılık süreleri hakkında, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler karşısında değerlendirme yapmaktır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.