YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6454
KARAR NO : 2013/20267
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, Haziran 1979-30.06.1987 tarihleri arasında davalılardan işverenlere ait işyerinde kesintisiz çalıştığının tespitini talep etmiş olup Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının onsekiz yaşını doldurduğu 25.03.1986-30.06.1987 tarihleri arasında kuruma bildirilen süreler dışında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Yukarıda sayılan belgelerin ve bu kapsamda işe giriş bildirgesinin süresi içerisinde kuruma verilmesinden önceki döneme ilişkin dönemler hak düşürücü süreye tabi olur ise de, sonraki süreler bakımından, hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır.
506 sayılı Yasanın 3. maddesinin II/B bendine göre, “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları…” uygulanmamaktadır. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliğinin, çalışma yerine, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir.
Dosya kapsamına göre; Davacının, 05.05.1981 işe giriş tarihli bildirgesinin bulunduğu, uyuşmazlık konusu dönemde 1985/1.,2.,3. ve 1987/1.,2. dönemler için ayrı ayrı 120 gün; 1987/3. dönem için 60 gün olmak üzere davalılar adına tescilli 31807 sicil sayılı işyerinden hizmet bildiriminin bulunduğu, davacının yasal temsilcisi sıfatıyla babası ve davalılardan … arasında imzalanan ve davacının da imzasının bulunduğu 05.05.1981 tarihli çıraklık sözleşmesinin dosya arasına sunulduğu, davacı tarafça anılan sözleşme altında bulunan imzaların inkar edildiği, bir kısım dönem bordrolarının dosya arasına alındığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Mahkemece, hak düşürücü süreyi kesen herhangi bir belge olmaması karşısında, Haziran 1979-05.05.1981 tarihleri arasına yönelik talebin reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bununla birlikte 05.05.1981 tarihi ve sonrası için davacının çalışma ilişkisinin belirlenmesi amacıyla, çalışmanın eğitim nitelikli mi, üretime katılarak mı, gerçekleştiği belirlenmeli, çıraklık eğitim merkezinde teorik veya pratik eğitim alıp almadığı, almışsa eğitimin yoğunluğu ve işyerinde fiilen çalışma süresi araştırılarak, böylelikle, davacının çırak olarak kabul edilip edilemeyeceği tanık beyanları ile birlikte değerlendirilerek saptanmalı, gerekirse imza incelemesi yapılmalı, hizmet bildiriminin bulunmadığı 01.01.1986-25.03.1986 tarihleri arasında talep edilen sürelere ilişkin olarak -varsa- işveren nezdindeki tüm belgeler getirtilmeli; o dönemde sigortalı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan başka işverenler ile bu işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, 506 sayılı Yasanın 60/g maddesi de nazara alınarak, böylece, bu konuda yeterli ve gerekli tüm
soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacı ve SGK Başkanlığı haricindeki davalılara iadesine, 05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.