Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/7019 E. 2013/17625 K. 27.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7019
KARAR NO : 2013/17625
KARAR TARİHİ : 27.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, murisin 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalı süreleri yeniden belirlenerek ölüm aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, murisi sigortalı ….’in 506 ve 2926 sayılı Kanunlar kapsamında sigortalı süreleri nazara alınarak ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, murisin 01.05.1994 – 31.12.1994 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının “emeklilik ve primlerle ilgili olarak Kuruma başvurma hakkının saklı tutulmasına” karar verilmiştir.
Sigortalılık hak ve yükümlülüğü tescille başlamakta olup, 2926 sayılı Kanunun 5’inci maddesi “2’nci madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7’nci maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar” hükmünü içermekte olup; davacının bu kanun kapsamında tescil başvurusu bulunmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
2926 Sayılı Kanunun re’sen tescil ile ilgili 9’uncu maddesinde yer alan “Bu kanuna göre sigortalı sayılanlardan, sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemleri kurumca re’sen yapılır” hükmünün açıkça 2’nci maddeye göre Kanun kapsamında sayılan sigortalıların Kurumca re’sen tescil edilmeleri zorunluluğunu öngördüğü anlaşılmaktadır. Kaldı ki 5’inci maddede Tarım Bağ-Kur sigortalılığının zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı ifade edilmiştir.

2926 Sayılı Kanuna tabi kişilerce 36’ncı maddede sayılan kurum, şirket, işletme veya gerçek kişilere satılan ürün bedellerinden prim borcuna mahsuben %1 oranında kesinti yapılması ve bu kesintilerin anılan gerçek ve tüzel kişilerce ertesi ayın 20’nci günü akşamına kadar Bağ-Kur’a intikal ettirilmesi gerekir. İşte bu bağlamda sigorta primlerinin, ürün bedellerinden Bağ-Kur adına tevkif suretiyle, tahsili halinde kişinin yukarda izah edilen 5’inci maddede yer alan anlamda tescil işleminin bu tevkifat tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Somut olayda; murisin, teslim ettiği ürün bedellerinden yapılan tevkifata istinaden davalı Kurum tarafından 01.06.1995 – 01.01.1996 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı kabul edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, teslim ettiği tütün ürününe istinaden 01.05.1994 – 31.12.1994 tarihleri arasında da Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna karar verilmiş ise de; tevkifat listesi ve hesap pusulalarından “muaf” olduğu belirtilmek suretiyle murisin teslim ettiği tütün bedellerinden kabule konu dönemde tevkifat yapılmadığı anlaşılmaktadır. Herhangi bir ürün teslim edilmediği veya teslim edilen ürün bedellerinden Bağ-kur prim tevkifatı yapılmamış olduğu durumlarda salt tarımsal faaliyetin süregeldiğinden bahisle geriye dönük olarak sigortalılık tescili yapılamaz. Zira 2926 sayılı Kanunda 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesine benzer herhangi bir düzenleme bulunmadığından geriye yönelik hizmet tespiti suretiyle sigortalılık kazanılmasına da yasal olanak yoktur. Bu nedenle; öncelikle murisin davaya konu dönemde başka herhangi bir kurum, şirket, işletme veya gerçek kişiye başkaca tarımsal ürün satıp bu ürünün bedelinden Bağ-Kur’a prim tevkifatı yapılıp yapılmadığı, tevkifatı yapan özel şirket ya da gerçek kişi ise tevkifatın Bağ-Kur’a intikal edip etmediği usulünce araştırılmalı, başkaca Bağ-kur prim tevkifatı yapılmamış olduğunun anlaşılması halinde, davanın reddine karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.