Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/717 E. 2013/21350 K. 15.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/717
KARAR NO : 2013/21350
KARAR TARİHİ : 15.11.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı, davalı … avukatları ile İhbar olunan … tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Dr. … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Kendisine dava ihbar edilen …, ihbar edenin makamına kaim olmak üzere davayı takip edeceklerini veya davaya müdahil olduklarını bildirmediği, davada taraf sıfatlarının bulunmadığı, aleyhlerine bir hüküm de kurulmadığı, bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı olmadığından, temyiz talebinin REDDİNE,
2-Dava 06.11.2009 tarihli iş kazasında geçici iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan masrafların davalı işverenden tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur.
5510 sayılı Kanunun iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin sorumluluğunu düzenleyen 21’inci madde hükmü, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine
ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır.
Davaya konu somut olayda, kesinleşen tazminat davasında sigortalının % 40, ihbar olunanın % 20, işverenin ise % 40 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, dosyada alınan kusur raporunda ise ihbar olunanın % 40, sigortalının ise % 60 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, kusur raporları arasında bariz çelişki bulunup çelişkinin giderilmediği anlaşılmaktadır.
Kabule göre, hükme esas kusur raporuna göre kusuru bulunmayan davalı … Müdürlüğünün teselsül esasına dayalı olarak talepte bulunulması nedeniyle sorumluluğuna hükmedilmesi de ayrıca isabetsizdir.
Mahkemece, maddi olgu tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli, iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve işgüvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan yeniden kusur raporu aldırılarak bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeli, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde,taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.