YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7729
KARAR NO : 2013/10889
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
KARAR
Davacı, davalıya ait işyerinde 16.07.2003-13.10.2008 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile bu sürelerinin sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı işveren yanında 16.07.2003-13.09.2008 tarihleri arasında aralıksız ve sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki davada, Mahkemece davada dinlenen tanıklar beyanlarına dayalı olarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de;bu karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
Dosyadan, davacının hizmet döküm cetvelinde 01.12.2004-14.12.2004 tarihleri arasında 14 günlük bir bildirimin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Dinlenen bordrolu tanıkların, beyanlarında her ne kadar talebe konu tüm dönemi doğruladıkları anlaşılmış ise de, davalıya karşı ayrı dava açtıkları hususu göz önünde bulundurulduğunda sadece hizmet döküm cetvellerinde davalının işyerinde geçirilen ve resmi kayıtlarla doğrulanan sürelerin kabul edilmesi yerinde olacaktır. Dava dosyasında, dinlenen bordrolu tanıklardan … 01.11.1994-01.05.1997 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirildiği, diğer bordrolu tanık … ise 01.12.2004-30.09.2008 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen karar bu süreler bakımından yerindedir.Ne var ki, davacının talebinin aralıksız çalışma olduğu dikkate alındığında 16.07.2003-01.12.2004 yılları arasında iddiaya konu dönem bakımından davacının çalışmalarının gerçekliği ve işin ve işyerinin niteliği bakımından tespite karar verebilmek için yeterli bilgi ve belgenin
mevcut olmadığı, bu dönem bakımından mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, işyerinde kaç işçinin vergi dairesine bildiriminin yapıldığı hususu yıllar itibariyle tespit edilmeli ve bunun için de muhtasar beyannameler celp edilmeli, her iki işyerinde çalışan tüm bordrolu çalışanların dinlenmesi sonucu, bu yeterli olmadığı takdirde de, çalışılan işyerine komşu işyerlerindeki işveren veya çalışanların emniyet aracılığıyla tespit edilerek beyanlarının saptanması sonucunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.
Bu tür davalarda, davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın davacıya aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, çelişkiler vaki olursa usulünce giderilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
2-Kabule göre de; ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve … Esas, 2006/76 sayılı kararında da belirtildiği üzere davada, kısmen kabule karar verildiğine göre 6100 sayılı HMK.’nun 312 ve 323. maddelerine uygun şekilde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yargılama giderlerinin tamamının davalıya yükletilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.