Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/8243 E. 2013/20170 K. 05.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8243
KARAR NO : 2013/20170
KARAR TARİHİ : 05.11.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalı avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava, 31.07.2004 tarihli iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir. Anılan madde kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, davalılar; Kurumun rücu alacağından kusurları oranında sorumludurlar.
Davalıya ait tuğla kiremit imali işyerinde, toprak kırma makinesinde sıkışan taş parçasını almak isterken sağ elinin silindire kaptırarak yaralanması şeklinde gerçekleşen iş kazasında, sigortalı %21,2 oranında sürekli iş göremez duruma girmiş, iş bu davada kusur raporu alınmayarak, olay nedeniyle açılan ve kesinleşen … Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/1-106 sayılı davanın yargılaması aşamasında alınan ve sigortalıyı 2/8, davalı işveren yetkililerini 2/8’er oranında kusurlu bulan kusur raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanununun 74. (818 sayılı Borçlar Kanununun 53. maddesi) hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki kusur raporu ile bağlı değildir ve oranları maddi olgu ile bağlı ise de, Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, anılan maddede öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Mahkemece, öncelikle olayının ne şekilde oluştuğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak varsa çelişki giderilerek belirlenmeli, aynı olay nedeniyle tarafların kusur oran ve aidiyetleri bakımından çelişkili kararların verilmesi olasılığının ortadan kalkması,
hak ve adalet kurallarına aykırı bir sonuç ortaya çıkmaması, yargıya olan güvenin sarsılmaması yönü ile 506 sayılı Yasanın 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davalarının, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla ulaşılan sonuçların, rücu davasında bağlayıcı nitelikte bulunmamakla birlikte; 506 sayılı Yasanın 26. maddesi çerçevesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı irdeleme içermesi halinde, güçlü delil olarak kabul edilebilmekte olduğu (Hukuk Genel Kurulu 17.01.2010 tarih 2010/10-10 Esas, 2010/14 Karar sayılı Kararı) gözetilerek, sigortalı tarafından açılan tazminat davasının sonucu araştırılarak, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilip, dava konusu iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yapılacak incelemeyle; mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı, yönleri yargısal denetime elverir biçimde irdeleyen rapor alınması gerektiği gözetilip, varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-01.01.2013 tarih 28515 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 69 nolu Harçlar Kanunu Genel Tebliği uyarınca, kabul edilen miktar üzerinden %068.31 oranında harca hükmedilmesi gereği gözetilmeksizin, %054 oran üzerinden hesaplama yapılması suretiyle, eksik harca hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ile davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 05.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.