Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/8631 E. 2013/21175 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8631
KARAR NO : 2013/21175
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, yurt dışı borçlanmasını kabul etmeyen kurum işleminin iptali, kesilen yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve davalı Kurum’a yersiz olduğundan bahisle iade edilen 9.605,47 TL aylık ile 4.538,34 TL sağlık giderinin yasal faiziyle birlikte istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacıya, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süreleri ile yurtdışında gerçekleşen çalışmalardan 3201 sayılı Yasaya göre borçlanılan 160 günlük süre gözetilerek 01.11.2008 tarihinden itibaren destek primine tabi şekilde yaşlılık aylığı bağlandığı; davacının, Türkiye’de, 01.06.1989 tarihinde başlayan vergiye dayalı çalışmasının, yaşlılık aylığı aldığı dönemde sosyal güvenlik primi ödeyerek, 21.04.2010 tarihine kadar devam ettiği; davalı Kurum’un, 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinin B bendi gereği, yurtdışında geçen çalışmalardan borçlanılan süreler de gözetilerek yaşlılık aylığı bağlananların, yeniden yurtdışında veya Türkiye’de çalışması durumunda, aylıklarının kesileceği, bu durumdakilerin, sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışamayacakları gerekçesi ile, yaşlılık aylığını keserek, ödenen aylıklar ile cari prim borcu çıkardığı; Türkiye’deki çalışmasını sona erdirip, yersiz aylıkları ve cari dönem primlerini ödeyen davacıya, 21.04.2010 tarihli talebi ile 01.05.2010 tarihinden itibaren yeniden yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, dava dosyası içerisinde yer alan 20.04.2010 günlü dilekçeyle davacının, 3201 sayılı Yasa uyarınca ödenen borçlanma bedelinin iadesini talep ettiği ve 22.07.2010 günlü muhasebe işlem fişiyle anılan 1.090,00 TL’lik borçlanma bedelinin tamamının davacıya iadesinin talimatlandırılarak onayının alındığı, ancak davacıya iade edildiğine dair bir kaydın bulunmadığı görülmektedir.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinin “B” bendinde “Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık
bağlananlardan ….. Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.Her ne kadar, anılan yasada 19.06.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile yapılan değişiklikle, 3201 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle aylık bağlananların, Türkiye’de sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışabileceği belirtilmiş ise de; yürürlük tarihi ve her yasanın kendi yürürlük döneminde uygulanması gerektiği gözetildiğinde, anılan değişikliğin davacı lehine uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Ancak, sigortalı, uyuşmazlık konusu dönemde, sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmış ise, diğer bir ifadeyle, devam eden vergi kaydı dikkate alınarak başlangıçta Sosyal güvenlik destek primine tabi şekilde bir aylık bağlanmış ise, Kurum’un bilahare, yaşlılık aylığını kesmesi ve ödenen aylıkları borç çıkarması, Medeni Kanunun 2. maddesinde belirtilen iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına aykırı olacağından, davalı Kurum tarafından 01.11.2008-20.04.2010 arası dönem yönünden çıkarılan ve istem üzerine ödendiği anlaşılan 9.605,47 TL yersiz aylık ile 4.538,34 TL yersiz sağlık giderlerinin de davacıya iadesi gerekecektir.
Fakat, bu iade yapılırken, 20.04.2010 günlü 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma bedelinin iadesine ilişkin dilekçe üzerine, anılan 1.090,00 TL’lik borçlanma tutarının davacıya ödenip ödenmediği araştırılmalı; iade edildiği anlaşılırsa, anılan 160 günlük borçlanma süresine karşılık gelen yersiz aylık tutarı davalı Kurumdan sorularak belirlenmeli ve davacıya iadesine karar verilecek aylıktan mahsup edilmesi gerekeceği, bozmadan sonra sürdürülecek yargılamada göz önünde tutulmalıdır.
Şu halde, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.