Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/8975 E. 2013/24861 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8975
KARAR NO : 2013/24861
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2007/22-2013/47

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtilen gerekçelerle, davacının 01.05.2002 tarihinden itibaren iki ay süre ile davalı işverene ait işyerinde çalıştığının tespitine, 2004 yılı Şubat ayı sonuna kadar olan dönem yönünden ise, talebin feragat nedeniyle reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesi gereği sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından ve bu bağlamda hizmet tespiti davasından 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91 inci ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307 nci maddeleri kapsamında feragat olanaksız olduğundan, davacının ancak, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 185 inci ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 123 üncü maddelerinde düzenlenen hakkını kullanabilmesi mümkün olup, ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya Kanunun 150 nci maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.
Eldeki davada ise, davacı asil ve vekili ile davalı asilin yargılama sırasındaki beyanları dikkate alınarak, 2004 yılı Şubat ayı sonuna kadar olan dönem yönünden geri alma nedeniyle mahkemece, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde red kararı verilmesi isabetsizdir.
2-Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve 2006/1-103 Esas, 2006/76 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kural olarak yargılama giderleri, davada haksız çıkan, eş söyleyişle aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HUMK m.417/I c.1). Bir davada her iki taraf da kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini, haklı çıkma oranına göre taraflar arasında paylaştırır. (HUMK m. 417/ I c.2). Bu noktada, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 417 nci maddesinde tarafların kusuru esası değil, davada haklı çıktıkları oran göz önünde tutulmuştur. (Y.H.G.K 01.12.1955, E:1/205, K:439). Eldeki davada, davacının daralan talebine göre yargılama giderlerinin sadece davalılardan tahsiline karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Hüküm fıkrasının üçüncü bendinin tamamen silinerek, yerine; “3-Diğer süreler yönünden geri alma nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin beşinci bendinin tamamen silinerek, yerine, “5-Davanın kabul ve ret oranı gözetilerek 564,50 TL yargılama giderinden 5,64 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.