YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9852
KARAR NO : 2013/21185
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, Alman Rant Sigortasına giriş olan 25.11.1973 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
04.07.2012 tarihli borçlanma başvurusuyla Almanya’da geçen yurt dışı hizmetlerini 3201 sayılı Yasa uyarınca ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde borçlanmak isteyen davacı için, 25.11.1973-24.11.1988 tarihleri arası 5.400 günlük yurt dışı süresi üzerinden ve borçlanma başvuru tarihinde yurtiçi sigortalılık kayıt ve tescili bulunmadığı için 5510 sayılı Yasanın 4/1-b kapsamında borçlanma tahakkuku yapıldığı; 17.08.2012 gün ve 14274904 sayılı ödeme yazısı ile eki tahakkuk cetvelinin tebliği üzerine yasal üç aylık süre içerisinde 16.11.2012 tarihinde iş bu davanın açıldığı; borçlanma talep tarihinden sonra, ancak yasıl üç aylık süre içerisinde davacının 10.09.2012-19.10.2012 tarihleri arası dönemde 5510 sayılı Yasanın 4/1-a kapsamında sigortalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
1-Uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresini düzenleyen 5510 sayılı Yasanın 38’inci madde hükmü; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcını; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceğini; kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına
tâbi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşının ikmal edildiği tarihte başlamış olacağını, bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayısı hesabına dahil edileceğini öngörürken, Uluslararası sosyal güvenlik sözleşme hükümlerinin saklı bulunduğu ifade edilmiştir.
Öte yandan, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği de haiz bulunmaktadır.
10.04.1965 tarihli resmi gazetede yayımlanarak 01.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malüllük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları(aylıkları)” başlıklı beşinci bölümde düzenlenen konuya ilişkin Ek Sözleşmenin 29’uncu maddesi “Türk Sosyal Sigorta Mercii için aşağıdaki hususlar geçerlidir:
(4) Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir. ..” hükmünü öngörmüştür.
Anılan Uluslararası sözleşme hükmü ile, sözleşme hükmünün düzenlendiği bölüm birlikte değerlendirildiğinde; bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, sözleşme hükmü kapsamında, malüllük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarından Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilmesi gerekecektir.
Somut olayda, dava dosyası içerisinde yer alan Alman sigorta kurumuna ait sigorta hesabında, davaya konu yapılan ve rant sigortasına giriş tarihi olarak öngörülen 25.11.1973 tarihini de içeren 25.11.1972-11.07.1975 tarihleri arası dönem “Fachschulausbildung (meslek eğitimi süresi)” , 01.06.1976-29.06.1977 tarihleri arası “Schulausbildung (Okul Eğitimi süresinin)” kayıtlı bulunması karşısında olarak kayıtlı bulunması karşısında; anılan sigorta hesabındaki kayıtlı sürelerin, yukarıda bahsedilen Uluslararası Ek Sözleşme hükmü kapsamında, uzun vadeli sigorta kollarından olan malüllük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarından Alman rant sigortasına giriş niteliğinde bir sigortalılık süresi olup olmadığı usulünce araştırılmalıdır. Yapılacak araştırma neticesi, rant sigortası kapsamında bulunmadığının anlaşılması halinde, Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin sigorta başlangıcına dair yukarıdaki sözleşme hükmünün uygulanmasını gerektirecek nitelikteki rant sigortasına giriş tarihi açıkça belirlenmelidir.
2-Yukarıda belirtilen bozma kararının gereğinin yerine getirilmesini takiben yani, Türkiye’de sigorta başlangıcına esas alınacak Alman rant sigortasına
giriş tarihi belirlendikten sonra, davacı tarafa usulünce verilecek mehille borçlanma işleminin de sağlanması gerekir.Bu kapsamda, borçlanmanın hangi sigortalılık niteliğinde sağlanacağı konusuna gelince;
17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Yasanın 79.maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasının 3.maddesi “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar…” hükmünü içerirken,
Yine aynı Yasayla 3201 sayılı Yasanın 5.maddesine 4.fıkra hükmü olarak eklenen ek fıkra ile de; “Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” Hükmü getirilmiştir.
Anılan 5754 sayılı Yasa ile, 3201 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemelere birlikte bakıldığında; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, eski 3.maddede öngörülen değişik hallerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece, Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Anılan düzenlemeyle, Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması bulunmayan kişilerin, 3201 sayılı Yasaya dayalı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Yasanın 4/1-b kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi gerekecektir.
Yurtdışı hizmet borçlanmasının hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağını düzenleyen 3201 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen 5.madde hükmünde yer alan “talep tarihindeki en son sigortalılık hali” ibaresinin, aynı yasanın başvurulacak kuruluşları düzenleyen 3.maddesindeki “..Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar..” hükmüyle birlikte değerlendirilmesi, giderek, sosyal güvenlik hakkının, anayasal güvenceye sahip, vazgeçilemez nitelikli temel insan haklarından biri olması da dikkate alındığında; sigortalının, borçlanma başvuru tarihinden, ödeme tarihine kadarki dönemde, yasal üç aylık ödeme süresi geçirilmemek kaydıyla, yurtiçinde bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olunması halinde, tabi olunan sigortalılığa giriş, aynı sigortalılık niteliğinde bir borçlanma iradesi olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Somut olayda, yasal üç aylık ödeme süresi içerisinde, 10.09.2012 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde çalışmağa başlayan davacının,söz konusu sigortalı çalışmaların gerçek ve fiili olmadığı yönünde bir kurum iddiasının bulunmadığı da dikkate alınarak, anılan 4/1-a madde kapsamındaki çalışma başlangıcı tarihi, aynı sigortalılık statüsünde bir borçlanma iradesi olarak kabul edilmelidir.
Şu halde yapılması gereken iş; yukarıda belirtilen Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin sigorta başlangıcına dair sözleşme hükmünün uygulanmasını gerektirecek nitelikte rant sigortasına giriş tarihi usulünce belirlendikten sonra; davacı tarafa yöntemine uygun şekilde verilecek mehille, belirlenen Alman Rant sigortasına giriş tarihini içerecek şekilde ve 10.09.2012 günlü borçlanma talep tarihinde ki şartlar çerçevesinde yurt dışı borçlanması, 5510 sayılı Yasanın 4/1-a madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere usulünce sağlanmalı ve borçlanmanın varlığı halinde 4/1-a kapsamında sigorta başlangıcına hükmedilmesi gerekirken, henüz yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan sigorta başlangıcına hükmedilmesi isabetli görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. ,