Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2014/9549 E. 2014/15671 K. 25.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9549
KARAR NO : 2014/15671
KARAR TARİHİ : 25.06.2014

Mahkemesi : Adana 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 27.12.2013
No : 2009/745-2013/823

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.05.2002 – 31.12.2002, 01.01.2003 – 30.09.2003, 01.10.2003 – 10.10.2003, 11.10.2003 – 31.12.2003, 01.01.2004 – 28.02.2007 tarihleri arasında davalı işverene ait 11038645, 11040502, 11044057, 21002592 sicil numaralı işyerlerinden tam gün üzerinden eksiksiz davalı Kuruma bildirimleri gerçekleştirilen davacının istemi, 11.01.2002 – 01.05.2002 döneminde hizmet akdine tabi olarak geçmesine karşın bildirilmeyen çalışma süresinin tespitine ilişkin olup mahkemece yapılan yargılama sonunda hak düşürücü süre nedeniyle talep reddedilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesinde, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup hak düşürücü nitelikteki 5 yıllık süre uygulamasında, hizmetin ara vermeksizin kesintisiz gerçekleştiği durumlarda, çalışmanın sona erdiği (işten çıkış yapıldığı) yılın sonuna karşılık gelen 31 Aralık gününden başlayarak hesaplama yapılması gerekmektedir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklama ışığında 12.10.2009 günü açılan dava değerlendirildiğinde, 01.05.2002 – 28.02.2007 döneminde davalı işverene ait işyerlerinde aralıksız gerçekleşen hizmet sonrasında davanın 31.12.2007 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı belirgin olduğu gibi,

yargılamada bilgi ve görgülerine başvurulan tanıkların aydınlatıcı ve net anlatımları ile aylık puantaj cetveli dikkate alındığında iddianın kanıtlandığı da açıktır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece hak düşürücü süre uygulamasında hatalı yöntem benimsenerek istemin reddedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 25.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.