YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1372
KARAR NO : 2020/4279
KARAR TARİHİ : 02.07.2020
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, oda kaydı sahteliği iddiası ile sigortalılığı ve yaşlılık aylığı iptal edilen davalıya ödenen yersiz aylık ve sağlık giderlerinin yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 30.5.1997 tarihli tahsis talebine istinaden 20.4.1982-9.3.1983 tarihleri arası vergiye tabi 4/b, 22.3.1985-21.10.1996 tarihleri arası oda kaydına dayalı 4/b, 13.11.1996-30.5.1997 tarihleri arası isteğe bağlı 4/b sigortalılığı ve SSK ve askerlik borçlanması dahil 5487 gün üzerinden 1.6.1997 tarihinden itibaren 4/b yaşlılık aylığı bağlanan davalının oda kaydının sahte olduğunun müfettiş raporu ile tespiti neticesinde oda kaydına dayalı olarak kazanılan sigortalılığı ve yaşlılık aylığı iptal edilerek yersiz aylık ve sağlık giderlerinin tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı Mahkemece yapılan yargılama neticesinde oda kaydının sahte olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından oda kaydının geçerli olduğu kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığının yeniden bağlanması talepli Kastamonu İş Mahkemesinde açılan davanın yargılaması neticesinde sigortalılığın geçerli olduğu gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren hak kazandığının tespitine karar verildiği davalı Kurum tarafından istinaf yoluna başvurulduğu … Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davalı Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince onama kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle; “dava şartı” ile “kesin hüküm” kavramlarının temel hukuki esasları üzerinde durulmasında yarar vardır.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması da (olumsuz) dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar varolmalıdır.
Bu bağlamda, davalı tarafından açılan ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşen karar gereğince sigortalılığının geçerli olduğu ile yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren bağlanması karşısında, dosyanın celp edilerek kesinleşmiş bu karar çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı tarafından bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 02.07.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.