Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2019/2603 E. 2021/6045 K. 27.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2603
KARAR NO : 2021/6045
KARAR TARİHİ : 27.04.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2018/2329-2019/297
Mahkemesi : … 3. İş Mahkemesi
No : 2017/82-2018/26

Dava, aksi Kurum işleminin iptali ile 4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair karar verilmiş, verilen bu kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18.09.2018 günlü ve 2018/3358 E., 2018/6671 K. sayılı ilamı ile kararın bozulmasına ilişkin karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince bozmaya uyularak, yaptığı yargılama ile davalının istinaf isteminin kabulü ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen geçici 10. madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 103/4 maddesi hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik olarak yapılan başvurunun davalı Kurum tarafından reddedildiğini beyanla; müvekkili şirketin, 6111 sayılı Yasayla 4447 sayılı Yasaya eklenmiş olan geçici 10. maddenin öngördüğü sigorta prim teşvikinden yararlanma konusundaki başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili, 18.03.2015 tarihinde yapılan genelge değişikliği nedeniyle, bu tarih sonrasında gerçekleşen talebin reddinde mevzuata aykırılık bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesi gereğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece Mahkemesi tarafından, “Davalı Kurumda … sicil sayılı dosyada işlem gören Vestel Ticaret A.Ş. işyerinde çalışan sigortalılar için 2011/08-2016/08 aylara ilişkin olarak 4447 sayılı Yasanın geçici 10.maddesi ile getirilen sosyal sigorta prim teşvikinden yararlanma hakkının bulunduğunun tespitine, … Sosyal Güvenlik Merkezinin 10/02/2017 tarihli ve 67096545-1001308.45/1777569 sayılı işleminin iptaline,” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda;
Eldeki davada, yasanın yürürlük tarihinden önce, ilk derece mahkemesince “Davacının 4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinden faydalanma hakkının tespiti ile aksi Kurum işleminin iptaline dair karar verildiği dikkate alındığında, yasa hükümlerini karşılayan bir kararın varlığından bahsedilmesi imkânı bulunmadığından, istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilmek ve istinaf aşamasında yürürlüğe giren Ek 17. madde kapsamına uygun şekilde, öncelikle davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunda irdeleme yapmak ve dava konusunun devam edip etmediğini tespit eden bir karar vermek yerine, yalnızca maddenin 4. fıkrasının son cümlesi dikkate alınarak, davalı Kurumun temyizden vazgeçmiş sayılmasına dair karar vermekle yetinmesi, usul ve yasaya aykırı olup, kesinleşmesi halinde, kararın infazı bakımından da tereddüde yol açacak ve olumsuz sonuçlara neden olabilecek niteliktedir.” irdelemesi uyarınca yazılan, Ek 17. madde uyarınca yapılan işlemin bildirilmesi konulu yazıya verilen 25.12.2018 tarihli Kurum yanıtı içeriğinde, “İlgide kayıtlı yazınıza istinaden müdürlüğümüzde 1001308.045 sicil numarada Vestel Ticaret A.Ş. adına kayıtlı işyeri dosyasının 2011/08-2016/08 tarihleri arasında geriye dönük teşvikten faydalanma başvurusuna dair işlemler tamamlanmış olup, 928.951,14 TL alacağı tespit edilmiştir. Sistemsel sorun nedeni ile 2014/08. aya ait alacağı dahil edilememiştir. Sistemsel hata düzeldiğinde tekrar hesaplama yapılacaktır.” bilgisine yer verilmiş olup; yazının tebliği üzerine taraf vekillerince itiraz ve beyan ileri sürülmemiş olup; davanın konusuz kaldığı yönünde, yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve davalı … Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; … 3. İş Mahkemesi’nin 30.01.2018 tarih, 2017/82 Esas ve 2018/26 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.3 maddesi uyarınca kaldırılmasına; dava, 5510 sayılı Yasanın Ek 17. maddesi hükmü uyarınca konusuz kaldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında kurumca yapılan işlemin yasal ve hukuka uygun olduğunu bu nedenle davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini beyanla, kararın bozulmasını istemiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkindir.
4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma istemi ile 27.03.2017 tarihinde açılmış eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrasında 05.03.2019 tarihli kararı ile davanın 5510 sayılı Kanunun ek 17. maddesi gereğince konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiş ise de; 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesinin 4. fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada, Bölge Adliye mahkemesince, oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.