Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2019/3030 E. 2020/4466 K. 16.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3030
KARAR NO : 2020/4466
KARAR TARİHİ : 16.09.2020

Mahkemesi : Adana 1. İş Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı … vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı … vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalılar … vekilleri ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı vekili ve davalı …’in tüm ve davalı …’nın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Onama Kararları” başlıklı 370. maddesinde; “Temyiz olunan kararın, esas yönünden Kanuna uygun olup da Kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve Kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay’ın, kararı düzelterek onayabileceği ile karar, usule ve Kanuna uygun olup da gösterilen gerekçenin doğru bulunmaması halinde, gerekçenin değiştirilerek ve düzeltilerek onanacağı” belirtilmiştir.
Eldeki davada yasal dayanak olan 5510 sayılı Kanunun 21/1. maddede işverenin, 21/4. maddede üçüncü kişinin rücu alacağından sorumlulukları düzenlenmiş olup bu maddelere göre açılan rücuan tazminat davalarında işveren ile üçüncü kişi arasında müteselsil borçluluk ilişkisi bulunduğundan konuya ilişkin olarak 818 sayılı Borçlar Kanununun irdelenmesi de gerekmektedir. Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla neden olmaları durumunda, anılan Kanunun 50.- 51. maddeleri (6098 sayılı Kanunun 61. ve 62. maddeleri= gereğince teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte sorumlulukları vardır ve 146. maddeye (6098 sayılı Kanunun 62. maddesine) göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, her bir borçlu yönünden kusurlarına karşılık gelen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmelidir. İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri x işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı x üçüncü kişinin kusur oranı=ya da peşin sermaye değeri x üçüncü kişinin kusurun yarısı) ile toplamı, Kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir.
Dosya kapsamına göre, davalı işveren … temyizi yönünden irdeleme yapıldığında; üçüncü kişinin sorumluluk miktarı noktasında ilk peşin sermaye değerinin yarısının tüm davalılar kusuruna oranı hesaplandığında miktarın 18.760,94 TL olduğu; işverenin sourmluluk miktarı ilk peşin sermaye değerinin işveren kusuruna oranı artı ilk peşin sermaye değerinin yarısının üçüncü kişinin kusuruna tekabül eden miktar hesaplandığında ise 34.211,14 TL olduğu anlaşılmakla; işverenin gelir yönünden tek başına sorumlu olduğu miktar 15.450,20 TL olup davadan önce aylığından yapılan kesintiler dikkate alındığında miktarın 14.978,94 TL belirlenmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi’nce 18.760,95 TL ‘ye hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesi gereğince verilen karar, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi hükmünün;
1-2-a maddesinin hükümden çıkarılarak yerine; “a-Asıl davanın kısmen kabulü, birleşen Adana 2. İş Mahkemesinin 2017/90 Esas sayılı dosyasındaki davanın kabulü ile, 67.847,74 TL Kurum zararından bağlanan gelirler nedeni ile 18.760,95 TL’nin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen; geri kalan 14.978,94 TL gelirin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacı Kuruma verilmesine,”
2- 2-d maddesinin hükümden çıkarılarak yerine; “d- Davacı tarafından yapılan 2804,60 TL yargılama giderinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.635 TL’nin (…’in sorumluluğu 2018,18 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine;
3- 3.maddesi çıkarılarak yerine; davacı kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesi gereğince kabul edilen miktar yönünden belirlenen 7.397,23 TL vekalet ücretinin (davalı …’in sorumluluğu 5.749,55 TL ile sınırlı olmak üzere ) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ;
4- 4.maddesi çıkarılarak yerine; davalı … kendisini vekil ile temsil ettiğinden Avukatlık ücret tarifesi gereğince reddedilen miktar yönünden belirlenen 2.725 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’ya verilmesine;
şeklinde yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’ya iadesine, fazla alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılardan …’e iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 16/09/2020 gününde oybirliği ile karar verildi.