YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4248
KARAR NO : 2020/3577
KARAR TARİHİ : 22.06.2020
Bölge Adliye
Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No : 2018/780-2019/828
İlk Derece
Mahkemesi : Bakırköy 1. İş Mahkemesi
No : 2015/269-2017/294
Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş olup davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 21. maddesidir.
07.02.2014 tarihinde gerçekleşen iş kazası sonucu vefat eden kazalı sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerin ve tedavi giderinin davalıdan tahsilinin talep edildiği eldeki davada, Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda davalı işveren şirket % 40 oranında kusurlu kabul edilip, kazalı sigortalının da % 60 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile davalının % 40 kusur üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki söz konusu hükmün dayandığı kusur raporu eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Ceza soruşturma dosyasından alınan kusur raporunda kazalı sigortalının asli kusurlu olarak % 100 kusurlu olduğunun, Kurum müfettişi tarafından düzenlenen raporda davalı işverenin % 20, kazalı sigortalının % 80 kusurlu olduğunun, dosyadan temin edilen hükme esas alınan kusur raporunda davalı işverenin % 40, kazalı sigortalının % 60 kusurlu olduğunun tespit edildiği bu bağlamda raporlar arasında çelişki olduğu anlaşılmakla, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, ortaya çıkan çelişki de giderilmeli ve hasıl olacak sonuca göre, gelir ilk peşin değeri ile gerçek zarardan daha düşük olan esas alınarak davalının kusur karşılığına hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı’ya iadesine, 22/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.