YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4878
KARAR NO : 2021/2613
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
…
Asıl dava, davacının yaşlılık aylığının iptaline yönelik Kurum işleminin iptali, birleşen dava ise, davacı Kurumun yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Somut olayda; bozma öncesi ilk mahkeme hükmünün davacı-davalı … tarafından temyiz edilmediği, bozma sonrası kararı ise her iki tarafın temyiz ettiği, davalı kurum vekilinin temyiz dilekçesinde, Yerel Mahkemenin Yargıtay bozma kararından önceki dosyasının Davacı-Karşı davalı tarafından temyiz edilmediğinden, hükmün kendileri hakkında kesinleşmiş olduğu, Yerel Mahkemece usuli kazanılmış hak gereği önceki karardan daha fazla bir hak ve talep ile ilgili karar verilemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler çerçevesinde, mahkemece her ne kadar bozmaya uyularak karar verilmiş ise de, ilk kararı temyiz etmeyen … yönünden ilk karar ile tespit edilen alacak miktarının davacı Kurum yönünden usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeksizin, davalı- davacı kurum açısından ilk kararda belirlenen tutardan daha düşük bir tutara hükmedilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sonrası yürütülecek yargılamada, hükmü temyiz etmeyen … yönünden davacı kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu gözetilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı-karşı davalıya iadesine, 03.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.