YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10437
KARAR NO : 2021/6183
KARAR TARİHİ : 29.04.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2016/67-2020/332
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararından sonra ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 01/09/2000 ile 31/03/2011 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitini talep etmiş, mahkemece tanık beyanlarının davacının davalı nezdinde kesintisiz olarak çalıştığını ispata yeterli olmadığı, dönemlik olarak çalışmış ise de zaman diliminin belirsiz olduğu, tanık beyanlarının duyuma ve varsayıma dayalı, soyut olduğu, yılın kaç günü hangi zaman diliminde çalışıldığını ispata yetecek düzeyde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı işverene ait işyerinde hizmet akdine tabi olarak geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Yargılama sırasında resmi belge veya yazılı delil esas ise de; somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olmaları koşuluyla tanık beyanları ile de ispatı mümkündür.
İnceleme konusu davada istemin reddine karar verilmiş ise de, dosyada yer alan bilgi ve belgeler davanın reddine karar vermeye elverişli görünmemektedir. Bu bakımdan; öncelikle başta bordrolu olmak üzere davada dinlenen tanıkların birçoğunun, davacının çalışmasının kısa süreli ve yılın belli günlerinde olduğunu belirtmesi, kamu tanıklarının davacının çalışmasına şahit olduklarını beyan etmeleri, kesinleşen ceza davası kararı ve trafik ceza tutakları karşısında, davacının sürekli olmasa da davalı işveren yanında belli bir süre çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan öncelikle, davacının iddiası somutlaştırılmalı, nerede, ne kadar süre ve nasıl çalıştığı açıklatılmalı, davalı işyerinin işçi ihtiyacına ilişkin kapsam durumu araştırılmak suretiyle dava konusu işin devamlı yapılıp yapılmadığı açıklıkla ortaya konulmalı, çalışmanın hangi dönemde ve hangi sürelerde geçtiği tespit edilmeli, yargılama sırasında dinlenen tanık ifadelerinin yetersiz kaldığı anlaşılmakla, davalı işverenin uyuşmazlık konusu dönem bordrolarının tamamı ve bordrolarda bildirimleri yapılan sigortalıların hizmet cetvelleri de getirtilerek bu sigortalıların yeteri kadarının bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, tanık ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilmeli, kolluk araştırması yapılmalı, davacının çalışmalarını bilebilecek komşu işyeri tanıkları dinlenmeli ve elde edilecek sonuca göre davacının çalıştığı süre belirlenerek hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.