YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11034
KARAR NO : 2021/16383
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi
Dava, kurumca tanzim ve tebliğ edilen ödeme emirleri nedeniyle kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne, dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine,… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince; istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; davalı Kurum tarafından … Eğitim Sosyal ve Kültür Derneği işyerinin prim borcu nedeni ile dernek yönetici olduğu gerekçesi ile gönderilen 2016/11650 takip sayılı dosyadaki ödeme emrine konu borçtan sorumlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili; Kurum işlemlerinin 5510 sayılı Kanun başta olmak üzere hukuka ve mevzuata uygun olduğunu belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, dosyadaki kayıt ve belgelerden; ödeme emirlerinin 2013/2-5. dönemler ile 2014/5-2015/2 dönemlerine ait olduğu, davaya konu ödeme emirlerinin 04.08.2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın 7 gün içinde açıldığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 88. maddesinde “… Tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere…” denildiğinden, “şirket” haricindeki tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin yönetim kurulu üyesi; üst düzeydeki yönetici, yetkililer veya kanuni temsilcileri ile Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulamayacaktır. Diğer bir deyişle, salt yönetim kurulu üyesinin 5510 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi gereğince müteselsilen sorumluluğu sadece şirketlere özgüdür. Belirtilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, dernek niteliğindeki spor kulüplerinde; prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işverenle birlikte müteselsil sorumluluk koşulunun oluşması için kulübün “…temsil ve ilzama yetkili üst düzey yöneticisi veya yetkilisi…” durumunda olunması gereklidir. ..” dediği görülmektedir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede, davacının … Eğitim Sosyal ve Kültür Derneğine sadece belirli bir süre ile üye olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar İl Dernekler Müdürlüğü tarafından 2011-2014 yılları arasında dernek asil üyesi olduğuna ilişkin bilgi verilmişse de, soruşturma dosyası ve dosyamız kapsamında davacı asilin üye olarak imzaladığı tek bir evrakın bulunduğu ve yapılan imza incelemesinde de, bu evraktaki imzanın davacıya ait olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı asilin dernek asil üyesi olmadığının kabulü gerekmiştir. Ayrıca mahkememizce davacı asil üye kabul edilseydi bile, yukarıda değinilen kanun maddesi ve İlgili yargıtay kararı gereğince davacının ” temsil ve ilzama yetkili üst düzey yönetici veya yetkili ” olması durumu da ispat edilemediğinden, davacının dava konusu alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge adliye mahkemesince, HGK’nun 19.03.2019 tarih ve 2015/21-3047 Esas ve 2019/311 Karar sayılı kararı ile söz konusu 7 günlük hak düşürücü sürenin kanunun öngördüğü şekilde prim alacağından şahsi sorumlu olan prim borçlusunu temsil ve ilzam yetkisine haiz olanlar yönünden geçerli olacağı, 3.kişiler yönünden hak düşürücü süre ile sınırlandırmanın Anayasal hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği belirtildiğinden, davacının takibe konu dönemde temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığının anlaşılması halinde davanın menfi tespit davası olarak kabulü ile hak düşürücü süreye tabi olmadığının kabulü gerekmektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; ödeme emirlerinin 2011/12-2016/9 aylara ait olduğu, davacının 12.03.2008 tarihinde dava dışı … Eğitim Sosyal ve Kültür Derneğine üye olduğu, dosya arasına alınan dernek tüzüğüne göre temsil ve ilzama yetkili dernek başkanı ve yönetim kurulu üyesi olmadığı anlaşılmakla, mahkeme kabulü yerinde görülmüştür.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168’inci maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “…ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir…” düzenlemesi doğrultusunda avukatlık ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nispi belirlenmesi ve hükümde davalı Kurumun harçtan muaf tutulmuş olmasına rağmen, yargılama giderleri içerisinde harcın tahsili yönünde hüküm kurulmuş olması hatalı olup, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacının 2016/011650-72 sayılı takip numaralı ödeme emrine konu alacaktan dolayı davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili temyizinde davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerde hata veya usulsüz bir durum bulunmadığını, buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35. mükerrer 35. mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12. maddesi, “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.
5510 sayılı Kanunun 88. maddesine göre ticaret şirketlerinden farklı olarak, dernek şeklindeki tüzel kişiliklerde sorumluluğun söz konusu olması için temsil ve ilzam yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekli olup mahkemece bu yönde yeterli ve gerekli araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, davacının asıl prim borçlusu, dava dışı … Eğitim Sosyal ve Kültür Derneğine üyeliği olduğu, ne var ki temsil ve ilzama yetkisinin bulunmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacının temsil ve ilzama yetkisinin olup olmadığı usulünce araştırılmalı ve bu konudaki tüm belgeler incelendikten sonra bir karar verilmelidir. Bu kapsamda, öncelikle onaylı dernek tüzüğünün ilgili Valilikten getirilmesi ve Dernek Yönetim kurulunun ve Yönetim Kurulunca üyelik ve görev taksiminin yapılıp yapılmadığı, bu konuda alınmış kararların bulunup bulunmadığın, Dernek kayıt ve üyeliklerine ilişkin tüm belgelerin ilgili kurumlardan getirtilmesi ve davacı hakkındaki diğer belgeler ile Derneğe ait tüm toplantı tutanaklarının incelenmesi ve davacının temsil ve ilzam yetkisinin varlığı usulünce araştırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve sadece kaymakamlık ve toplantı tutanakları üzerinden yapılan inceleme ile karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli …Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.