YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11563
KARAR NO : 2021/14315
KARAR TARİHİ : 16.11.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, Kurumca tanzim ve tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16/11/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. … ile davalı adına Av. …geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; … spor Kulübü Derneğinde yöneticilik yaptığından bahisle kulübün prim borçları ile ilgili davalı kurumca 6183 sayılı yasa, 506 sayılı yasa ve 5510 sayılı yasanın 88.maddesi dayanak gösterilmek suretiyle aleyhine ödeme emri düzenlendiğini, … nolu …tarihli … dönemlerini kapsayan ödeme emrinin iptaline, karar verilmesini talep ve dava konusu etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili; Kurum işlemlerinin 5510 sayılı Kanun başta olmak üzere hukuka ve mevzuata uygun olduğunu belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, dava dışı spor kulübünün tahakkuka ait dönemdeki defter, kayıt ve belgeleri incelenmek üzere bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporunda davacının, … tarihleri aralığında … Spor Kulübü Derneğinde Genel Sekreter olarak görev yapmış olduğu (imza yetkili bilimum banka şubelerinde hesap açmaya, kulüp adına …. dâhilinde bulunan bilimum resmi, hususi, idareler, dairelerde çift imza ile yetkili kılınmasına karar verilmiş olduğunun ), takibe alınan dava konusu 2013/15841 icra takip nolu devrelerini kapsayan 2013/2, 2013/3, 2013/4 ve 2013/5 dönemlerinde temsil ve ilzama yetkili üst düzey yöneticisi veya yetkilisi durumunda olduğunun ” tespit edildiği görülmüştür.
Dosyada mevcut yönetim kurulu kararları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacının somut olayda davacının Orduspor’un yönetim kurulu üyesi olduğu ve temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu anlaşılmış olmakla sorumluluğunun bulunduğu tespit edilmiş ve bu nedenle davanın reddine dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge adliye mahkemesince, dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle spor kulüplerinde temsil ve ilzam yetkisi olanların, derneğin prim borcundan dolayı dernekle birlikte müteselsilen sorumlu olacakları, davacının da Kurumca talep edilen prim ve gecikme zammı borcunun tahakkuk ettiği dönem yönünden, yönetim kurulu kararı ile dernek yönetiminde temsil ve ilzam yetkisini kapsayacak şekilde aktif olarak görev aldığı ve bu nedenle dava konusu ödeme emirlerinin kapsadığı dönem itibariyle temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğunun anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK ‘nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyizinde, kendisinin temsil ve ilzama yetkisinin bulunmadığını bu nedenle davanın kabulü yerine reddine dair karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.04.2014 tarihli ve 2013/10-785 E., 2014/497 K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere, Türk sosyal sigortalar sistemi, ağırlıklı olarak primli rejime dayanmaktadır. Kurumun sosyal sigorta yardımlarını sağlaması, en önemli gelir kaynağı olan sigorta primlerinin zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesine bağlıdır.
Gerek prim borcunun ait olduğu dönemde yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80.maddesi, gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88. maddesi; primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yöneliktir. Anılan maddeler uyarınca işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur. Süresinde ödenmeyen prim ve diğer kamu alacakları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Kurumca tahsil edilecektir.
Mülga 506 sayılı Kanun’un 80.maddesi uyarınca sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, maddede belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Görüldüğü üzere, özel hukuk tüzel kişilerinin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri; tüzel kişiyi üst düzeyde yöneten kimseyi ifade eder ve şirketin prim borcundan müteselsilen sorumludur. İşverenin prim borcundan ötürü, 506 sayılı Kanun’un 80.maddesinde tanımlanan özel nitelikteki tüzel kişilerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerine işverenle birlikte müteselsil ödeme sorumluluğu getirilirken, primlerin tahsilinin güvence altına alınması ve prim ödeme işinin özendirilmesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Bu kapsamda, prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için; işveren kamu kurum ve kuruluşu ise kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması; tüzel kişiliğe haiz diğer işyerlerinde ise üst düzey yönetici ya da yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunması gereklidir.
Sorumluluğun doğumu yönünden maddede ayrıca, “haklı sebepler olmaksızın” deyimine de ver verilmiştir. Buna göre, özel hukuk tüzel kişilerinin üst düzey yönetici ve yetkilileri yönünden, primlerin ödenememesi haklı bir neden sonucu ise; prim borcundan ötürü şahsen sorumlu tutulamazlar. Diğer bir anlatımla, özel hukuk tüzel kişisinin prim borcundan müteselsilen sorumlu olan üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri borcun haklı nedenle ödenemediği savunmasında bulunabilirler ve haklı nedenin varlığı halinde prim borcundan dolayı Kuruma karşı işverenle birlikte mütesesilen sorumlu tutulamazlar.
5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi ile ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun’un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup, bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi ile, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.
Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 01.07.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları bakımından, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir. Ancak, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 85.maddesi uyarınca; “Yönetim kurulu, derneğin yürütme ve temsil organıdır; bu görevini kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getirir. Temsil görevi, yönetim kurulunca, üyelerden birine veya bir üçüncü kişiye verilebilir.”. ve 58.madde hükmüne göre, “Her derneğin bir tüzüğü bulunur. Dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim kurulunun gösterilmesi zorunludur.
Dernek şeklindeki tüzel kişiliklerde, 5510 sayılı Kanunun 88. maddesine göre, sorumluluğun söz konusu olması için (Ticari şirketlerden farklı olarak) temsil ve ilzam yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması gereklidir.
Eldeki davada ise, davalı Kurumca davacı hakkında 2013/2-3-4-5. Aylarına ilişkin olarak ödeme emri davacı adına tanzim ve tebliğ edilmiş ise de, 14.04.2012-14.06.2014 tarihleri arasında … spor Kulübü Derneğinde “genel sekreter” olarak görev yaptığı anlaşılan davacı hakkında 14.04.2012 tarihli Dernek Yönetim Kurulu kararı ile yönetim Kurulu üyeleri arasında görev ve iş bölümü yapılmış olduğu, 14.04.2012 tarihli iş bölümüne ve görev dağılımına ilişkin kararın 2. Bendinde; “Kulüple ilgili olarak T.C. ‘deki tüm resmi kurum ve kuruluşlarla ilgili idari mali ve hukuki işlerde her türlü sözleşme yapmaya ve bunları imzalamaya ve feshe dair davacının çift imza ile yetkili kılınmasına karar verildiği, aynı kararın 3. Bendi ile “Bilumum banka şubelerinde kulüp adına hesaplar açtırmaya, bu hesaplara para yatırmaya, para çekmeye, bankalardan pos makinesi talep etmeye, teslim alamaya ve bununla ilgili sözleşmeleri yapmaya, pos makinesi hesaplarındaki paraları ahzu kabza dair davacının çift imza ile yetkili kılınmasına” karar verildiği anlaşılmakta ise de, kararın 5. Bendinde; “SSK. Müdürlüğü, vergi Daireleri, bilcümle resmi Kurum ve kuruluşlarla ilgili ödemeler yapmak, vergi resim ve harçları yatırmaya fazla yatırılanları talep etmeye ve geri almaya, borç sözleşmeleri yapmaya ve bunlarla ilgili taksitlendirme başvurularını yapmaya ise davacı dışında kulüp başkanının ve Genel Müdürü ile beraber Finans müdürünün yetkili kılındıkları anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 30.10.2012 tarihli Dernek Yönetim Kurulu kararı ile de, davacı hakkında 14.04.2012 tarihli kararın 2. Bendi ile verilmiş bulunan sözleşme yapmaya ve bunları imzalamaya ve feshe dair yetkinin devam ettirilmesine dair karar verilmiş ise de; 3. Bendi ile verilmiş bulunan banka şubelerinde kulüp adına hesaplar açtırmaya, bu hesaplara para yatırmaya, para çekmeye, bankalardan pos makinesi talep etmeye, teslim almaya ve bununla ilgili sözleşmeleri yapmaya, pos makinesi hesaplarındaki paraları ahzu kabza dair yetkisinin de kaldırılarak bu konudaki yetkinin de davacı dışında kulüp başkanına ve başka kimselere verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, davalı Kuruma yatırılması gereken primler bakımından gerek 14.04.2012 tarihli karar ile gerek de 15.10.2012 tarihli karar ve sonrasında kuruma karşı herhangi bir temsil ve ilzam yetkisi olmayan davacının, primleri yatırmasının mümkün olmaması nedeniyle, haklı nedeninin varlığının kabulü ile davasının kabulüne dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi…Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL. duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.