YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11612
KARAR NO : 2021/10923
KARAR TARİHİ : 23.09.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılardan …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılardan …, … ve Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili; 01.10.1986-01.11.2008 tarihleri arasında Yeşiltaş Apartamnı nezdinde kapıcı olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı kurum vekili; davanın reddini istemiştir.
Davalı …. vekili; davacının çalıştığını iddia ettiği dönemlerde müvekkilinin … apartmanı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin (7 nolu) taşınmazı 20/05/2008 tarihinde iktisap ettiğini, bu tarihten itibaren davacıyı bir kez bile görmediğini, müvekkilinden önceki maliklerine davanın ihbarını savunmuştur.
Bir kısım davalılar vekili; davacının … apartmanında hiçbir şekilde ve suretle kapıcı olarak istihdam edilmediğini, davasının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; Davanın kabulüne ,
Davacının davalılar nezdinde
1.10.1986-31.12.1986 arası 90 gün, günlük 1.199TL,
1.1.1987-30.6.1987 arası 180 gün, günlük l,540TL.
1.7.1987-31.12.1987 arası 180 gün, günlük 1,634TL
1.1.1988-30.6.1988 arası 180 gün, günlük 1960TL
1.7.1988-31.12.1988 arası 180 gün, günlük 2334TL.
1.1.1989-30.6.1989 arası180 gün, günlük 2.987TL
1.7,1989-31.12.1989 arası 180 gün, günlük 4.784TL
1.1.1990-30.6.1990 arası 180 gün, günlük 5.950TL.
1.7.1990-31.12.1990 arası 180 gün, günlük 7.467TL.
1.1.1991-30.6.1991 arası 180 gün, günlük 11.734TL.
1.7.1991-31.12.1991 arası 180 gün, günlük 15.667TL,
1.1.1992-30.6.1992 arası 180 gün, günlük 19.805TL,
17.1992-31.12.1992 arası 180 gün günlük 24,652TL,
1.l. 1993-30.6.1993 arası 180 gün, günlük 28,022TL,
1.7.1993-30.9.1993 arası 90 gün, günlük 31.619 TL
1.10.1993-31.12.1993 arası 90 gün, günlük 35.595TL
1.1.1994-31.3.1994 arası 90 gün, günlük 37.110 TL.
1.4.1994-31.12.1994 arası 270 gün, günlük 41.654TL
1.1.1995-31.3.1995 arası 90 gün, günlük 43.168TL.
1.4.1995-14.11.1995 arası 225 gün, günlük 46.387TL
15.11.1995-30.6.1996 arası 225 gün, günlük 260.691TL.
1.7.1996-31.7.1996 arası 30 gün, günlük 504.900TL.
1.8.1996-31.12.1996 arası 150 gün, günlük 567.000TL
1.1.1997-31.3.1997 arası 90 gün, günlük 723.775TL
1.4.1997-30.6.1997 arası 90 gün, günlük 854.165TL.
1.7.1997-31.12.1997 arası 180 gün, günlük 1.231.371TL,
1.1.1998-30.6.1998 arası 180 gün, günlük 1.668.400TL,
1.7.1998-30.9.1998 arası 90 gün, günlük 2,103.611 TL.
1.10.1998-31.12.1998 arası 90 gün, günlük 2,336.625TL
1.1.1999-30.6.1999 arası 180 gün, günlük 3.112.200TL.
1.7.1999-31.12.1999 arası 180 gün, günlük 3.790.000TL.
1.1.2000-31.3.2000 arası 90 gün, günlük 4.000.000TL,
1.4.2000-31.7.2000 arası 120 gün, günlük 5.000.000TL,
1.8.2000-31.3.2001 arası 240 gün, günlük 5.000,000TL,
1.4.2001-31.12.2001 arası 270 gün, günlük 7.000,000TL
1.1.2002-31.3.2002 arası 90 gün, günlük 7.400,025TL.
1.4.2002-30.6.2002 arası 90 gün, günlük 9,262.400TL.
1.7.2002-31.3.2003 arası 270 gün, günlük 10,919.443TL
1.4.2003-30.6.2003 arası 90 gün, günlük 13.103.332TL.
1.7.2003-01.01.2004 arası 180 gün, günlük 15.267.194TL,
1.1.2004-30.6.2004 arası 180 gün, günlük 18.320.633TL.
1.7.2004-31.12.2004 arası 180 gün, günlük 14.805.000TL.
1.1.2005-31.12.2005 arası 360 gün, günlük 16.29. TL
1.1.2006-31.12.2006 arası 360 gün, günlük 17.70. TL
1.1.2007-31.6.2007 arası 180 gün, günlük 18,75. TL
1.7.2007-31.12.2007 arası 180 gün, günlük 19.50. TL
1.1.2008-31.6.2008 arası 180 gün, günlük 20.28.TL
1.7.2008-1.11.2008 arası 120 gün, günlük 21,29TL ücretle çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı …vekili; müvekkilinin Yeşiltaş apartmanın 7 numaralı bağımsız bölümünü 20.05.2008 tarihinde satın aldığını, davacıyı bir kez dahi görmediğini, davacının hiç bir hizmetini görmediğini, tanımadığı davacı için kanun ve yönetmeliklerde belirtilen belgeleri kuruma vermesini beklemenin hakkaniyet ve mantık kurallarına aykırı olduğunu, dava konusu borcun gayrimenkulün aynından doğmadığını, borcun kaynağının eski malikin kat mülkiyeti kanunundan doğan şahsi bir borcu olup müvekkilinin borçlar kanunu kapsamında müvekkilin bağlamadığını, davanın müvekkiline yönlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme gerekçesinde bu hususa ilişkin hiç bir husus yer almadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin 23.12.2008 tarihinden itibaren bağımsız bölüm maliki olduğunu, işçilik hakları talep edilen dönemde kat maliki olmadığını, faydalanmadığı kapıcılık hizmetinden kendisinin sorumlu tutulamayacağını, davada taraf (pasif husumet) ehliyetinin bulunmadığını, mahkemece bu savunmanın dikkate alınmayarak müvekkili aleyhine davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilini, faydalanmadığı bir hizmetten sorumlu tutmanın adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Diğer bir kısım davalılar vekili Av …; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı kurum vekili; davacının işverene bağlı olarak fiilen hizmet akdi ile çalıştığının ispat edilmesi gerektiğini, mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa Yargıtay’ın bu tip davalarda tanıklarda aradığı ölçülere göre tanık dinlenilmesi gerektiğini, kurumun hizmet tespiti davalarında feri müdahil olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMSİ KARARI
Davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Sena Kara Tutumluer vekili; müvekkilinin Yeşiltaş apartmanın 7 numaralı bağımsız bölümünü 20.05.2008 tarihinde satın aldığını, davacıyı bir kez dahi görmediğini, davacının hiç bir hizmetini görmediğini, tanımadığı davacı için kanun ve yönetmeliklerde belirtilen belgeleri kuruma vermesini beklemenin hakkaniyet ve mantık kurallarına aykırı olduğunu, dava konusu borcun gayrimenkulün aynından doğmadığını, borcun kaynağının eski malikin kat mülkiyeti kanunundan doğan şahsi bir borcu olup müvekkilinin borçlar kanunu kapsamında müvekkilin bağlamadığını, davanın müvekkiline yönlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme gerekçesinde bu hususa ilişkin hiç bir husus yer almadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin 23.12.2008 tarihinden itibaren bağımsız bölüm maliki olduğunu, işçilik hakları talep edilen dönemde kat maliki olmadığını, faydalanmadığı kapıcılık hizmetinden kendisinin sorumlu tutulamayacağını, davada taraf (pasif husumet) ehliyetinin bulunmadığını, mahkemece bu savunmanın dikkate alınmayarak müvekkili aleyhine davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilini, faydalanmadığı bir hizmetten sorumlu tutmanın adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı kurum vekili; davacının işverene bağlı olarak fiilen hizmet akdi ile çalıştığının ispat edilmesi gerektiğini, mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa Yargıtay’ın bu tip davalarda tanıklarda aradığı ölçülere göre tanık dinlenilmesi gerektiğini, kurumun hizmet tespiti davalarında feri müdahil olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1-)Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, … 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, … 2000, s.288).
Somut olayda; davacının çalıştığını iddia ettiği ve kat mülkiyetine tabi apartmanda, apartman yönetiminin olmadığı ve yöneticinin bulunmadığı, kat maliklerinin zorunlu dava arkadaşı olduğu, davacının talebine konu 01.10.1986-01.11.2008 tarihleri arasında kat maliki olanların tamamının davaya dahil edilmesi gerektiği, anılan dönemde Alper Demiriş’in tapuda kat maliki olduğu halde davalı sıfatı bulunmadığı, bu durumda, taraf teşkili tam olarak sağlanmadan karar verildiği anlaşılmış olmakla, tapuda talebe konu dönemde kat maliki olanların belirlenerek usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-) 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Eldeki davada, Mahkemece; tanık beyanları esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; verilen karar eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Mahkemece resen araştırma ilkesi doğrultusunda, tarafların gösterdiği tanıklar ile yetinilmeyerek, emniyet, muhtarlık, zabıta vasıtasıyla davalı apartmana komşu apartmanlarda kapıcı, bekçi olarak çalışan kişiler veya komşu apartmanların güvenlik görevlileri tespit edilerek ifadelerine başvurulmalı, apartmanda yaşayan kiracılar ile varsa bu evlerde çalışan sigortalılar ile davacının hizmetlerini bilebilecek durumdaki civar apartmanlarda uzun yıllar oturan komşular ya da apartmana yakın yerde market, bakkal, berber gibi işyerlerinin sahipleri ile kayıtlara geçmiş çalışanları araştırılarak beyanları alınmalı ve tüm bu deliller bir arada değerlendirilerek gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyulmalıdır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan …, … ve Kurum vekilleri bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … ve …’a iadesine, 23.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.