YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3145
KARAR NO : 2021/12278
KARAR TARİHİ : 14.10.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : …Bölge Adliye Mahkemesi… Hukuk Dairesi
Dava, 1479 sayılı yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
…Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, 16.07.2007 tarihinde SGK’de giriş bildirgesinin bulunduğunu, 1479 sayılı Kanuna, 4956 sayılı Kanun ile eklenen ek 18. maddesine göre 04.10.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanuna tabi Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığını, müvekkilinin 16.07.2007 tarihinde işe giriş bildirgesinin, 16.07.2007 – 30.04.2010 tarihleri arasında vergi kaydının, 16.09.2009 – 07.06.2013 tarihleri arasında oda kaydının, 16.09.2009-15.12.2015 tarihleri arasında da esnaf sicil kaydının bulunduğunu, müvekkil davacının 16.07.2007 tarihinde vergi kaydı bulunmasına rağmen, bağ-kur tarafından sigorta tescili yapılmadığından dolayı, 30.04.2010-07.06.2013 tarihleri arasındaki sürelerde sigortalı hizmetinin görünmediğini, 1479 sayılı Yasa’nın 26. maddesine göre sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceğini ve kaçınılamayacağını, bu kanununa göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren 3 ay içinde kuruma başvurarak kayıt ve tescillerinin zorunlu olduğunu, aksi durumda kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağının hükme bağlandığını, yine 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla, 1479 sayılı Kanunda yapılan değişiklikte de; gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan, gelir vergisi mükellefi olanların ,mükellefiyetin başlangıç tarihinden itibaren, gelir vergisinden muaf olanlarla, vergi kaydı bulunmayanların, esnaf ve sanatkarlar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayıldıklarını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/52 sayılı ve 04.02.2009 tarihli kararının da bu yönde olduğunu, müvekkil davacının sigortalılık süresinin vergi kayıt tarihi olan 16.07.2007-30.04.2010 tarihine kadar mevcut bulunduğunu, ancak bundan sonraki süreler için sigortalılık kaydının bulunmadığını, bu nedenle; müvekkil davacının 30.04.2010 tarihinden oda kaydının bulunduğu 07.06.2013 tarihine kadar ( bu sürelerde sigortalı olarak çalışıp çakışan 5 ay 29 günlük süre hariç olmak üzere) Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının değişik şirketlerde sigortalı olarak çalıştığını, keza çalışmasının tespitini istediği 30.04.2010-07.06.2013 tarihleri arasında 08.12.2011-07.05.2012 tarihleri arasında …Plastik Ambalaj Kağıt Met. Teks. Kim. Gıd. İnş. Turz. Nak. San. unvanlı iş yerinde, yine 17.05.2012-26.06.2012 tarihleri arasında da Özgürtaş İnş. San. Tic. Ltd. ve Ase İnş. Taah. Ltd.şirketinde çalışmasının bulunduğunu, Bağ-Kur’da ise 01.10.2008 tarihinde 1276303766 nolu iş yerinde tescilinin yapıldığını, toplam olarak 1 yıl 7 ay kaydının bulunduğunu, bunun dışında davacının sigortalılık hizmetine dair her hangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığını, kurum kayıtlarına intikal etmeyen hizmetlerin yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, mahkemece yazılı belgelerin araştırılması gerektiğini, tanık beyanları ile sigortalılığın tespitine karar verilemeyeceğini, bu nedenler ve resen tespit edilecek nedenlerle, hukuka aykırı açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davanın kabulü ile, 53.277,51TL peşin sermaye değerinin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacı kuruma ödenmesine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanunun 355. maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili dilekçesinde özetle; SGK İl Müdürlüğüne gönderilen görüş yazısında, müvekkilinin vergi kaydının 30/04/2010 tarihinde son bulduğundan Bağ-Kur terkinini 30/04/2010 tarihinde yapıldığını, şahsın dilekçesinde belirttiği esnaf odası ile esnaf sicil kaydı mevcut olsa da; 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’na göre 04/10/2000 tarihinden sonra başladığından bahse konu oda kayıtlarının sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceğinin bildirildiğini, müvekkilinin talebinin vergi kaydının olmamasına rağmen meslek odası ile esnaf sanatkarlar odası kayıtlarına dayanarak, sigortasının durdurulduğu 30/04/2010 tarihinden zaten var olan esnaf sicil kaydı ile birlikte meslek odası kaydının son bulduğu 07/06/2013 tarihine kadar toplam 3 yıl 1 ay 7 gün daha sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
16/07/2007 – 30/04/2010 tarihleri arasında vergi, 16/09/2009 – 07/06/2013 tarihleri arasında Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı, 16/09/2009 – 15/12/2015 tarihleri arasında esnaf sicil kaydının olduğu, 01/04/2009 tarihli işe giriş bildirgesine istinaden 5510 sayılı Kanunun 4/b maddesi uyarınca tescil kaydının 01/10/2008 olarak başlatıldığı, davacının vergi kaydının sone erdiği 30.4.2010 tarihinde sonlandırılması nedeniyle eldeki davanın açıldığı Mahkemece, vergi kaydının sonaermesi sebebiyle bağkur sigortalı olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine bam dairesince de esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacıya ait hizmet belgesinden, davacının tescil talep ettiği dönemde 08/12/2011 – 07/05/2012 tarihleri arasında 1027022 sicil numaralı iş yerinde 4 ay 29 gün, 17/05/2012 – 26/06/2012 tarihleri arasında 1121622 sicil numaralı iş yerinde 1 ay 9 gün 4/a maddesi kapsamında çalışmasının bulunduğu, davacının 30/04/2010 tarihinde vergi kaydının terkin edildiği, dava konusu dönemde 16/09/2009 – 07/06/2013 tarihleri arasında Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı, 16/09/2009 – 15/12/2015 tarihleri arasında esnaf sicil kaydının olduğu anlaşılmıştır.
5510 sayılı yasanın sigortalı sayılanlar başlıklı 4. maddesinde,Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, 2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, sigortalı olacağı belirtilmiş olup Mahkemece, Vergi Dairesi Müdürlüğünden uyuşmazlık konusu 30.4.2010-7.6.2013 tarihleri arası davacın yaptığı “Reklam Tabelaları Yazılım, Sökme ve Takma” (Reklamcılık) faaliyetinin vergiden muaf olup olmadığının sorularak, vergiden muaf ise oda ve sicil kayıtları gözetilmek suretiyle kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığı usulüne uygun olarak araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde,davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : …Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.