YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/415
KARAR NO : 2020/5278
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Asıl ve birleşen dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmadan sonra ilâmında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. İnceleme konusu davada, davacının, davalılara ait iş yerinde 2007/Mayıs-2010/Ocak tarihleri arasında çalıştığının tespitine dair talep üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen hüküm, Dairemizce yapılan temyiz denetimi üzerine “…davacının çalışmasının gerçekliliği, süresi, kesintisiz gerçekleşip gerçekleşmediği ve her iki şirkette de çalışıp çalışmadığı, davalı …Past. Ltd. Şti’nde (satış bölümünde) kaç kişi çalıştığının belirlenebilmesi amacıyla; her iki davalı şirket yönünden ayrı ayrı, dönem bordrolarında kayden çalışması görünen ve uyuşmazlığa konu dönemi kapsar şekilde çalışması bulunan tanıklardan kanaat edinmeye yetecek kadarının re’sen belirlenerek beyanlarına başvurulmalı…” gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece anılan bozma ilama uyulmasına karşın, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Öncelikle, davacı alınan beyanında, 2007 yılında ara vermediğini, 2009-2010 yılları arasında ise bir ara verdiğini beyan etmesine karşın, mahkemece davacının talep ettiği dönemde ara verdiği hususu gözetilmeksizin kesintisiz çalıştığının kabulü ile davacının çalışma süreleri ayrıştırılmadan davacının davalılar nezdinde çalıştığı belirtilerek, infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm tesisi de isabetsizdir. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak davacı hakkında 2008 yılı 4. ve 5. aylardaki iptal edilen çalışmasına ilişkin kurum müfettiş raporu ve dayandığı kayıtlar da getirtilip alınan beyanlarla birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Bunun yanında 506 sayılı Kanunun 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür. Maddedeki “malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanlar” sözcüklerinin, sigortalılar yararına bir yorumla, tabi olması gerekenleri de kapsadığının kabulü gerekir. Öte yandan davacının, aynı Kanunun geçici 54. maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmadığı da belirgindir. Bu nedenle, 06.08.1992 doğumlu olan davacı yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşın doldurulduğu 06.08.2010 olarak kabulü, bu tarihten önceki hizmet sürelerinin ise yalnızca prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gereğinin gözetilmemesi de bozmayı gerektirir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine 01.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.