Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/4723 E. 2021/6001 K. 27.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4723
KARAR NO : 2021/6001
KARAR TARİHİ : 27.04.2021

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, iş kazası sonucu sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplerle, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Somut olayda, mahkemece verilen 17.07.2018 tarihli bir önceki kararın davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 16.05.2019 tarih ve 2018/5387 E- 2019/3829K sayılı ilamıyla, davacı yararına manevi tazminata hükmederken 16/02/2016 tarihli kararda hüküm altına alınan 25.000,00’TL’nin az olduğu Dairemizin 23/01/2018 Tarih 2016/10052 Esas 2018/517 Karar sayılı ilamında belirtilen manevi tazminatın takdirinde esas alınması gereken diğer ilkeler de göz önüne alınarak sonuca gitmek ve yine önceki hüküm tarihi olan 16/02/2016 tarihinin bilinen dönem olarak kabulü ile ve fakat 23/01/2016 tarihindeki diğer verilerin (ücret bozma ilamı gereğince asgari ücret olarak belirlenmek koşuluyla) aynı kalması ile maddi tazminat talebi ile ilgili sonuca gidilmesi yönünden bozulduğu, bozmaya uyan mahkemece hesap bilirkişiden alınan 23/01/2020 tarihli raporda işlemiş (bilinen) devre sonunun bozma kararında işaret olunduğu şekilde alınması yerinde olmuş ise de; bozma kararında açıkça asgari ücretten hesap yapılması gerektiğine işaret edilmiş olmasına karşın, asgari geçim indirimi dışlanmış olan ücrete, 1,11 kat uygulanmak suretiyle hesap yapılması hatalı olmuştur.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, 23.01.2016 tarihli raporda hesaba esas alınan ücreti “asgari ücret” olarak dikkate almak, ancak aktif devre için yapılacak hesapta asgari geçim indiriminin hesaba dahil edilmesi gerekirken, pasif devre hesabında asgari geçim indirimini ücrete dahil edilmemesine dikkat etmek, işlemiş devre sonu olarak 23.01.2016 tarihini esas alarak bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmamak suretiyle hesap yaptırdıktan sonra, kurumca bağlana gelirin ilk peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya kabil kısmını rapordan tenzil ederek davacının netice maddi tazminat alacağını belirlemek, belirlenen bu maddi tazminat alacağı yönünden ise davacının iş bu temyize konu 13/02/2020 tarihli son kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekillinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.