YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4768
KARAR NO : 2021/4769
KARAR TARİHİ : 06.04.2021
Bölge AdliyeMahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2018/2702-2019/1495
İlk Derece Mahkemesi : … 27. İş Mahkemesi
No : 2016/995-2018/360
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı … Apartmanı yöneticiliği vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının 19/09/1997-25/12/2015 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı … Apt. yöneticiliği vekili, davacı ile davalı yönetim arasında herhangi bir iş akdinin kurulmadığını, davacı ve ailesinin muhtaç durumda olmasından dolayı kapıcı dairesinde oturmalarına izin verildiğini, davacının gündelikçi olarak temizliğe gittiğini, davalı apartmanda 1997-2016 yılları arasında yapılan tek hizmetin günde bir kez çöp toplama ve iki haftada bir apartmanın yıkanmasından ibaret olduğunu, bu hizmetinde yönetimce dışarıdan üçüncü şahıslarca karşılandığını belirterek davanın reddini istemiş, feri müdahil Kurum vekili ise davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “Davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı … apartmanı yöneticiliğine ait tescilsiz işyerinde, 19/09/1997-25/12/2015 tarihleri arasındaki dönemde 19/09/1997-31/10/2012 tarihleri arasında Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında ayda 5 gün, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart, Nisan aylarında ayda 6 gün, 01/11/2012-25/12/2015 tarihleri arasında da ayda 5 gün kısmi süreli (part-time) 506 ve 5510 sayılı yasaya tabi olarak hizmet akdiyle günlük brüt asgari ücret üzerinden toplam 1183 gün süreyle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Somut uyuşmazlıkta; 18 daire ve 8 dükkanın bulunduğu davalı apartman işyerinde, kalorifer sisteminin 2012 tarihinde otomatik kazan sistemine geçirildiği, davacının eşinin nakliyat işinde çalıştığı ve sürekli şehir dışına gittiği bu nedenle apartmanın kapıcılık hizmetlerinin davacı tarafından yerine getirildiği, dinlenen kamu tanıklarının beyanlarından davacının çalışmasının part-time çalışma niteliği olduğu anlaşıldığından, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, her ne kadar davacının hizmet cetvelinde 2006/04/-01/09/2006 ve 20/02/2007-2009/6 tarihlerinde başka iş yerlerinde çalışması görünmekte ise de; davacının apartmanda yaptığı işler nazara alındığında, başka iş yerlerinde çalışmasının, apartmandaki çalışmasına engel nitelikte olmadığı, mevzuatta bir işçinin birden fazla işyerinde çalışmasına engel bir hüküm bulunmadığı gibi apartmandaki çalışmaları yönünden hak düşürücü süreye uğratmayacağı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı … apartman yöneticiliği vekili, davacının hizmet cetvelinde 01.04.2006-01.09.2006 tarihleri ile 20.02.2007-30.06.2009 tarihleri arasında başka işyerlerinden çalışmasının bulunduğunu, bu haliyle davacının davalı işyerinde kesintisiz çalışmış olmasının fiilen mümkün olmadığını, keza davacı ile davalı işveren arasında hizmet akdinin hiçbir zaman kurulmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, eldeki dava, davacının davalı apartman işyerinde 19/09/1997-25/12/2015 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı … apartman yöneticiliğine ait işyerinde, 19/09/1997-25/12/2015 tarihleri arasındaki dönemde 19/09/1997-31/10/2012 tarihleri arasında Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında ayda 5 gün, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart, Nisan aylarında ayda 6 gün, 01/11/2012-25/12/2015 tarihleri arasında da ayda 5 gün kısmi süreli (part-time) 506 ve 5510 sayılı yasaya tabi olarak hizmet akdiyle günlük brüt asgari ücret üzerinden toplam 1183 gün süreyle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de, hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Somut olayda, davalı işverence, davacı adına verilen işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, bildirilen hizmetinin de olmadığı, davacının hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde; talep edilen dönem içerisinde 2006/4.-01/09/2006 tarihleri arasında 1091128 sicil numaralı dava dışı işyerinden 132 gün, 20/02/2007-30/06/2009 tarihleri arasında 1043529 sicil numaralı dava dışı işyerinden 819 gün hizmet bildiriminde bulunulduğu, davacının bu bildirim yapılan işyerlerindeki çalışmasını kabul ettiği nazara alındığında, çalışmanın kesintiye uğraması sebebiyle, tespiti talep edilen dönemde 20/02/2007 tarihi öncesi çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığı, 30/06/2009 tarihinden sonraki hizmetin tespiti yönünden ise eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, 01.07.2009 ve sonrası hizmet tespiti istemi yönünden, apartman yöneticisi ve yardımcısı olan ve daha önce dinlenilmeyen apartman sakinlerinin dinlenilmesi, dava konusu dönemde aynı çevrede faaliyet yürüten bakkal gibi işyerlerinin araştırılması ve burada çalışanlar ile farklı apartmanlarda oturan kişiler yöntemince saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulması, 14.01.2016 tarihli kolluk tutanağı ile tespit edilen kamu tanıklarının dinlenmesi, yargılama sürecinde dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkinin de giderilerek, çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmeli ve varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı … apartmanı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı … Apart. Yöneticiliği’ne iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.