YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6657
KARAR NO : 2020/4884
KARAR TARİHİ : 24.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Davacı, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Halk Eğitim Merkezlerinde 1989-2000 yılları arsında, 1994-1998 yılları haricinde çalıştığını, bu sürelerin 750 gününün eksik şekilde davalı Kuruma bildirildiğinden bahisle eksik günlerin tespitini talep etmiştir.
Mahkemece Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin ( kapatılan ) 27/04/2015 tarih, 2014/26686 Esas ve 2015/9134 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, “davanın kısmen kabulü ile Davacının 1989 yılında 25 gün, 1999 yılında 142 gün olmak üzere toplam 167 gün Kuruma noksan prim bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
Uyuşmazlık,somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, ilk derece Mahkemesince yapılan değerlendirmenin hüküm kurmaya elverişli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
6100 sayılı HMK’nın 297 ve 298.maddelerine göre yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira; tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, ilk derece Mahkeme kararının gerekçe bölümünde hükmün kurulmasına “26/07/2016 tarihli bilirkişi raporu ve devamında alınan ek rapor” un esas alındığı belirtilmiş ise de bilirkişi raporunun sonuç bölümü ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşacak şekilde hükmün kurulduğu ortadadır. Öte yandan, gerekçe bölümünde hükme esas alındığı belirtilen 26/07/2016 tarihli rapor ve ek raporda 1989 yılına ilişkin ek ders puantaj kayıtları dosyada yer almamasına rağmen davacının bu dönemde 252 ders saati çalıştığının göz önünde bulundurulması, 1999-2000 yılına ilişkin ek ders puantaj kayıtlarında davacının 669 ders saati çalışmasının bulunmasına rağmen bu sayının 561 ders saati olarak göz önünde bulundurulması, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7,5 saat çalışma süresinin 1 (bir) günlük çalışma süresi olarak kabul edilerek yapılacak hesaplama ile davacının çalışma süresinin kaç iş gününe karşılık olduğunun bulunması gerekir iken 7,5 saat yerine 8 saat üzerinden hesaplamanın yapılması isabetsiz olmuştur. Gerçekten bu şekilde eksik gün hizmet süresinin gerek değerlendirilmesinde gerek hesaplanmasında hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde sonuca gidilmesi, hatalı bilirkişi raporunun dikkate alınması ve davacının hangi ayda ne kadar süre ile hizmette bulunduğu açık olarak belirtilmeksizin infaza elverişsiz bir şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda yeniden alınacak bilirkişi hesap raporu neticesine göre davacının davalı Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Halk Eğitim Merkezleri nezdinde geçen uyuşmazlık konusu dönem içerisinde eksik olarak bildirilen hizmet gün sürelerini ay be ay belirten, açık ve infaza elverişli şekilde Mahkemece bir hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,24/09/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.