YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6910
KARAR NO : 2020/5929
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, idari para cezasına ilişkin kurum işleminin iptali ile tahakkuk eden asıl alacak ve gecikme zammının iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacılar, davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasının iptaline, tahakkuk edilen asıl alacak ve gecikme zammı toplamı 9.092,12 TL ‘nin davacıya iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, “ …kesinleşen ve ödenen idari para cezasının istirdadı davasının İş Mahkemesinde açılamayacağı, para cezasının niteliği gözetildiğinde İş Mahkemesinin işin esasına girerek inceleme yapamayacağı, bu durumun işverenin idari para cezası kararının geçersizliğine ilişkin karar getirmedikçe İş Mahkemesinde istirdat veya menfi tespit davasının görülemeyeceği” gerekçesi ile davanın reddine” karar verilmiştir. Dairemizin 25/04/2013 tarihli ilamı ile özetle İş mahkemesi görevli olduğundan bahisle işin esasına girilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiş, yerel mahkemenin aynı kararda direnmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 19/02/2019 tarihli ilamı ile Dairemizin bozma ilamı kaldırılarak işin esasının incelenmesi için dosya tekrar Dairemize gönderilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinde, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ancak, idari para cezası, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket olan taşeron şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından, asıl işveren şirketin ve yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı belirgindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 10/2/2009 tarihli … inceleme raporunda, davacı … İnş. San. ve A.Ş. ( müteahhit) işinde taşeron … İnş Ltd. Şti. ve alt taşeron … İnş Ltd Şti.’ nin … isimli işçinin 20/04/2008 tarihinde öldüğü iş kazasında kusurlu oldukları, kazazedenin sorumluluğu olmadığı ve ayrıca … İnş. Ltd. Şti.’ nin kayıt tetkiki için defterini ibraz etmemesi nedeniyle şirket hakkında kanunun 140. maddesi d fıkrasının tatbiki gerektiği kanatine varıldığı, tahkikat esnasında dava dışı …adına ( …inş… ltd şti adına işyeri yetkilisi) belgelerini sunması için 16/07/2009 tarihli ihtarat çıkartıldığı, ihtaratta istenen belgelerin 15 gün içerisinde sunulmaması durumunda 506 sk 3910 s. Kanun ile değişik 140. md nin d fıkrası uyarınca idari para cezası uygulanacağının da bildirildiği, dava dışı Özüm inş hakkında 5510 sk 102. md gereği 7.992 TL tutarında idari para cezası uygulandığı, tebligatın 29/03/2010 tarihinde dava dışı şirket adına çıkartılıp oğlu ibaresi ile … tebliğ edildiği, davacı … ve …İn. San. Ve Tic. A.Ş. adına 13/01/2011 tarihinde 7992 TL asıl, 1100,02 TL gecikme zammı olmak üzere 9092,12 TL idari para cezası çıkartıldığı, tebliğ belgesinde her iki davacının da adı yazılı olup şirketin isminin üzerinin çizili olduğu, adreste daimi çalışana tebliğ edildiği şerhi ile 31/01/2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kurum vekilinin sunduğu cevap dilekçesine göre davacı işverenin uygulanan idari para cezasına kuruma itirazda bulunmayıp dava konusu ettiği ve 04/02/2011 tarihinde faizi ile birlikte ( …İnş. Sabn ve Tic. A.Ş. adına) ödediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, idari para cezasının dava dışı Özüm İnş. Ltd. Şti. hakkında yine bu şirketin davalı kurum tarafından istenen belgeleri sunmaması nedeniyle düzenlendiği sabit olup idari para cezaları şahsi olduğundan ilgili idari para cezasının ancak dava dışı … İnş. Ltd. Şti.’ den tahsilinin mümkün olduğu, davacılardan talep edilemeyeceği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 13/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.