Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/7086 E. 2021/11808 K. 07.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7086
KARAR NO : 2021/11808
KARAR TARİHİ : 07.10.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; müvekkilinin … tarihinde davalı şirkette elektrik ve mekanik bakım ustası olarak işe başladığını, … tarihinde emekli olduğunu, bu şirketin … plaka sayılı… marka beyaz renkli aracı ile anılan iş yerinin müşterisine, iş yerine ait belirtilen araç ile verilen görev ile mal götürmekte olduğu sırada …’ın sevk ve idaresindeki siyah renkli … plaka sayılı transporter araç ile çarpışması sonrasında yoğun bakımda kalacak şekilde ağır bir trafik kazası geçirdiğini, geçirdiği kaza sonucu meslek kazanma gücünün toplamında %17’sini kaybeden ve hayat tehlikesi düşen müvekkiline 220.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili; %20 nin üzerinde iş kaybının gerçekleştiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının iş yerine ait araç ile mal götürürken kaza geçirdiği ve bu nedenle yaşanan kazanın iş kazası olduğu beyanının gerçekçi olmadığını, davalı iş yerine ait araç ile mal götürürken kaza yapmadığını, iş kazası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, şirketin kusurunun bulunmadığını, şirketin araç ve işçi ile ilgili olarak gerekli tüm tedbirleri aldığını ve tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, davacının emeklilik tarihinden sonra da … tarihinde müvekkili şirkette sigortalı olarak çalışmaya devam ettiğini, …tarihinde iş akdinin haklı olarak feshedildiğini, iddiaların soyut iddialardan ibaret olduğunu beyanla, davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile re’sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazası sonucu meslekte kazanma gücünün %17’sini kaybeden davacı lehine manevi tazminata hükmedilmemiş olması, karar gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki – tezat oluşturduğunu, meydana gelen kazada trafik kuralları uyarınca müvekkilim kusurlu olsa bile, davalı işverenin sorumluluğunun ortadan kalkmayacağını, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre davalı işverenin yükümlülüğünü yerine getirdiğinden söz edilemeyeceğini, manevi tazminatın şartlarının oluştuğunu, bilirkişi raporunda davalının %100 kusurlu olduğunun belirtildiğini, meydana gelen iş kazasında davacının hiçbir kusurunun olmadığını, kaza sonucunda %17 oranında meslekte kazanma gücü kaybına uğradığını, davacının hayati tehlike atlatmış olması, ailesinin, yani eşinin de derin üzüntü yaşamasına sebebiyet verdiğini, manevi yönden yıkıma uğradıklarını büyük endişe ve üzüntü yaşamalarına sebebiyet verdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 28.8.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli işgöremezliğe uğrayan kazalı sigortalının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse olay tarihinde yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56.Maddesinde hâkimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hâkimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370
Dosya kapsamından, davacı kazalı sigortalının davalı işyerinde bakım ustası olarak çalıştığı, olay günü kazalının, davalı işyerine ait 34 GP 9904 plakalı araç ile davalı işyeri müşterisine mal götürürken dava dışı İsmail Yılmaz’ın kullandığı 34 AF 8055 plakalı araç ile çarpışması sonucu yaralandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece itibar edilen tek trafik bilirkişi uzmanı tarafından düzenlenen 17.5.2019 havale tarihli kusur bilirkişi raporunda; dava dışı İsmail Yılmaz’ın %100 kusurlu olduğu, işverenin ise, bakım ustası olan davacının araç şöförü olmaması gerektiği manevi tazminat yönünden % 100 kusurlu olduğu, kazalının ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, ancak bahse konu raporda olayın meydana gelmesini önleme yönünden işverenin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususların ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı, mahkemece, kendi içerisinde çelişkili birkişi raporuna göre karar verdiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
İş kazalarında olay, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik İlkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş akdinden doğan işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun … gün ve …sayılı ilamı da aynı yöndedir.)

Bu açıklamadan, şüphesiz ki tarafların kusur durumu irdelenirken konusunda ehil bilirkişilere olayı inceletmek kadar olaya neden olan tüm saiklerin bir bütün olarak ele alınması ve bu kapsamda da taraflarca ortaya konulan iddia ve savunmalar ile tüm delillerin titizlikle değerlendirilerek kusurun aidiyeti ve oranına dair raporun oluşa uygun olup olmadığının tespiti gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirtilen eksiklikler tamamlanarak, hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin varsa ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da dosya kapsamına getirtilerek verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine konuyu yukarıda açıklandığı biçimde incelettirmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve 6098 sayılı TBK’nun 56. Maddesi de gözetilmek suretiyle bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2021 gününde karar verildi.