YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7096
KARAR NO : 2021/5959
KARAR TARİHİ : 27.04.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar ile davalılardan … vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılardan …’nün istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacılar ile davalılardan … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davacı Annenin Manevi Tazminat İstemlerine İlişkin Hükümler Yönünden
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL, 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için ise 72.070,00 TL‘dir
Somut olay incelendiğinde, davacı annenin manevi tazminat istemleri hakkındaki hükümlerin miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, davacılar ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilinin anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
2-Diğer Hükümler Yönünden;
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle davalı DSİ Genel Müdürlüğü‘nün tüm, davacıların ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Dava, sigortalının iş kazası sonucunda sürekli işgöremezliğe uğraması nedeniyle kendisinin maddi ve manevi, annesinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davacı sigortalı için 1.678.361,68 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, davacı anne için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, davacılar ve davalı …Genel Müdürlüğü vekilinin bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi‘nce, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı sigortalı için 1.419,901,78 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, davacı anne için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verilmiştir.
1-Davacının kusursuz olduğunun kabulü yerinde olup, davalılar arasındaki kusur ilişkisinin ileride açılabilecek rücu davasında ayrıca tartışılabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21.maddesinde; avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamanlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi kararını kaldıran ve yeni bir hüküm veren Bölge Adliye Mahkemesince, hükmün verildiği tarih yerine İlk Derece Mahkemesinin hüküm verdiği tarih olan 2017 yılına ait Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi nazara alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 01/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen 27/02/2020 tarihli hükümde yer alan;
A) 4 nolu bendin tamamen silinerek yerine geçmek üzere;
“4-)Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davacı … yararına hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 82.496,56 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’ya verilmesine “,
B)5 nolu bendin tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere;
“5-)Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davacı … yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 18.200,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’ya verilmesine“
C) 6 nolu bendin tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere;
“6-)Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davacı … yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’ya verilmesine“ rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27/04/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.