Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/7110 E. 2021/5961 K. 27.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7110
KARAR NO : 2021/5961
KARAR TARİHİ : 27.04.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesi

Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde; sigortalının davalı iş yerinde çalışmakta iken üzerine çıkmış olduğu seyyar merdiven ile pankart asarken merdivenden kayması ve yüksekten düşmesi sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasıyla 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 06/11/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 132.024,40 TL olarak belirlemiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Kazalı sigortalının 29/05/2014 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda % 15,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, hükme esas alınan kusur raporunda kazanın meydana gelişinde, kazalının % 10 oranında, davalının % 90 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, sürekli iş göremezlik oranı, tarafların kusur oranı, kurum tarafından yapılan ödemeler ve dosya kapsamı nazara alınarak davacı kazalının 130.098,23.- TL maddi zararının olduğunun tespit edildiği ve 3.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi’nin hükme esas aldığı 25/09/2019 tarihli bilirkişi raporunun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin meydana geldiği iddia edilen kazada kusurlu olmadığını, olayın tamamen davacının kusurundan kaynaklandığını, kaldı ki davacıya hiç kimsenin kazaya konu işi yapması için emir ve talimat vermediğini, müvekkili şirketin alışveriş merkezi işletmesi olup tehlikeli işler kategorisinden herhangi bir iş yapmadığını, hükme esas alınan 25/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının hesaplamaya esas maaşının 1850+ Agi olarak belirlendiğini, ancak davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde davacının maaşının 1850 TL net olduğunun belirtildiğini, buna rağmen davacının beyanını aşacak şekilde hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunun 26.maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı ve hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Davacı sigortalının manevi tazminat istemlerine ilişkin hükümler yönünden;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00TL, 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için ise 72.070,00TL‘dir
Somut olay incelendiğinde, davacı sigortalının manevi tazminat istemleri hakkındaki hükümlerin miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
2-Diğer hükümler yönünden;
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenler ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Dava, 29/05/2014 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan davacı kazalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile davacı sigortalı için 130.098,23.- TL maddi, 3.000,00 TL. Manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davacı sigortalı için 130.098,23.- TL maddi, 15.000,00 TL. Manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının elektrik teknisyeni olarak davalı şirkette çalışırken olay günü üzerine çıkmış olduğu seyyar merdiven ile pankart astığı esnada merdivenden kayması sonucu yüksekten düşerek % 15,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, iş kazasının gerçekleşmesinde sigortalının %10, davalı şirketin %90 oranında kusurlu olduğu, 25/09/2019 tarihli hesap raporunda kazalı işçinin davalıya ait işyerinde 30/09/2015 tarihine kadar çalıştığı, en son fesih tarihindeki banka kayıtlarına göre net 1.850,00 TL aylık ücret ve buna İlaveten 90,11 TL AGİ ödemesi yapıldığı, sonuç itibariyle davacının 2015 yılındaki aylık kazancının 1.940,11 TL düzeyinde olduğu ve ücrete itibar edilerek hesap yapıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık maddi zararın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. İş kazası sonucu maluliyete dayalı maddi tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır.
Öte yandan bu usule göre tespit edilen ücretin hesaba esas alınmasında HMK’nun 25.maddesinde düzenlenen “taraflarca getirilme ilkesi” ve 26.maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık ilkesi”ne riayet edilerek taraf beyan ve dilekçelerinde ücrete ilişkin kabule de itibar edilerek hesap yapılması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışında somut olayda, hakkaniyete uygun maddi tazminatın tespiti açısından, davacı vekilinin dava dilekçesinde kazalı sigortalının aylık gelirinin net 1.850,00 TL olduğunu beyan etmiş olmasına karşın bu beyan aşılmak suretiyle 1.940,11 TL düzeyindeki ücretin hesaba esas alınması hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacı vekilinin dava dilekçesinde bildirdiği 1.850,00 TL ücret dikkate alınarak yapılacak hesabı hükme esas almak ancak yapılacak yeni hesapta usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak temyize konu dosyada 25/09/2019 tarihli hesap raporundaki verileri dikkate almak, işlemiş devreyi bu raporda kabul edilen tarihten ileri çekmemek, bu rapordan sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak, geçici iş göremezlik ödeneğini de tenzil etmek suretiyle maddi tazminat alacağını belirlemekten ibarettir.
Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27/04/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.