YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7723
KARAR NO : 2021/6292
KARAR TARİHİ : 17.05.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No : 2018/2641-2020/540
Mahkemesi : Silivri 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
I-İSTEM
Davacı 21.10.1997-01.01.2000 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitini talep etti.
II-CEVAP
Davalı vekili, davacının çalıştığı kadar sürenin kuruma bildirildiğini, davanın hak düşürücü süreye uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi, davacının davasının kabulüne, davacının davalıya ait işyerinde 21.10.1997-01.01.2000 tarihleri arasında kesintisiz olarak dönem asgari ücreti üzerinden sigortalı olarak çalıştığının tespitine, bu sürenin bildirilen diğer sigortalı çalışmalarına eklenmesine karar vermiştir.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi, davalıların istinaf başvurusunun esasdan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri davanın hak düşürücü süreye uğradığı, çalışmanın ispatlanamadığı yönlerinden kararın bozulmasını istemişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
İnceleme konusu davada; Davacının davalı iş yerinden 25.02.2000 -24.11.2004 ve 11.02.2014-13.06.2014 tarihleri arasında bildiriminin olduğu, 14.07.2006-31.12.2011 ve 11.08.2014-30.11.2017 tarihleri arasında başka iş yerlerinden bildirimlerinin bulunduğu, davacının talebinin ise 21.10.1997-01.01.2000 dönemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
1)Davalı temyizi yönünden;
İnceleme konusu söz konusu karar davalı tarafından temyiz edildikten sonra davalı vekilinin 18.03.2021 tarihli temyizden vazgeçme dilekçesi ibraz ettiği anlaşılmaktadır.
Feragat, 6100 sayılı HMK 307. maddesinde, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. madde de feragatin hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, feragatin kayıtsız ve şartsız olması gerektiği,
311. maddede ise feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı açıklanmıştır.
HMK 74. madde de davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller başlığı altında ” Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez.” hükmü düzenlenmiştir.
Hüküm, davalı Vekili tarafından, 18.03.2021 tarihinde davalı vekilinin temyizden vazgeçmiş olması ve vekâletnamesinde temyizden vazgeçme yetkisinin bulunması nedeniyle, temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle REDDİNE,
2) Fer’i müdahil Kurum vekilinin temyizi yönünden;
Somut dosyada; davacının çalışması ile ilgili müfettiş tahkikat raporları, bu kapsamda kurum tespitinin bulunup bulunmadığı, kuruma intikal etmemiş olsa dahi nizalı dönemde prim kesintisi yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, dava dışı iş yerlerinden yapılan bildirimler ve dava tarihinin 14.12.2017 tarihi olduğu değerlendirilmek suretiyle hak düşürücü süre irdelenip bu kapsamda karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.