YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9381
KARAR NO : 2021/16788
KARAR TARİHİ : 28.12.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar ortak vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21/12/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalılar adına gelen olmadı. Davacılar adına Av. … geldi. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
A.Davacı Çocukların Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerine İlişkin Hükümler Yönünden
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun … tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanun’un, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığı’nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirası’nı (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, … tarih, … sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelenmesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL, 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için ise 107.090,00 TL‘dir.
Somut olay incelendiğinde, davacı çocuklar …’in maddi ve manevi tazminat istemleri hakkındaki hükümlerin miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, davalıların anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
B.Davacı Eş …’nin Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerine İlişkin Hükümler Yönünden
I-İSTEM
Davacılar eş için 263.515,93TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk … için 57.562,61 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk…için 69.946,16 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, tüm davacılar için 400,00 TL cenaze gideri ile ölümün hemen gerçekleşmemesi nedeniyle çalışma gücünün azalmasından dolayı 1.600,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmişler. Aşamalarda cenaze gideri ve ölümün hemen gerçekleşmemesi nedeniyle çalışma gücünün azalmasından kaynaklı maddi tazminat taleplerinden feragat etmişlerdir.
II-CEVAP
Davalılar davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davacıların 400,00 TL cenaze gideri ile ölümün hemen gerçekleşmemesi nedeniyle çalışma gücünün azalmasından dolayı 1.600,00 TL maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine, eş ve çocukların diğer maddi tazminat taleplerinin kabulüne, eş lehine 75.000,00 TL, çocuklar lehine 50.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, bölge adliye mahkemesince yerel mahkeme kararının HMK’ya aykırı olarak ayrıldığını, davacı çocuklar Eylül ve Ezel ile ilgili kesin olarak karar verildiğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararını tüm davacılar yönünden temyiz ettiklerini, istinaf mahkemesinde duruşma açılmasını istediklerini ancak bu taleplerinin değerlendirilmediğini, savunma haklarının kısıtlandığını, murisin şirketin işçisi olduğunu, bu nedenle davalı gerçek kişi … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili gerçek kişi yönünden illiyet bağı bulunmadığını, kusur raporlarında davalı gerçek kişi ile ilgili özel bir kusur durumu belirlenmediğini, tüzel kişiliğin sorumlu tutulduğunu, dolayısıyla şirket müdürü olarak özel bir kusuru bulunmayan … ile ilgili davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkeme kararında … ile ilgili sorumluluk konusunun irdelendiğini ancak hataya düşüldüğünü, zira yerel mahkeme kararında atıf yapılan hususun işveren vekilinin bizzat kusuru olduğu durumlarda sorumlu tutulabileceği hususu olduğunu, ancak dava dosyası içerisinde özel kusur durumu söz konusu olmadığını, davalının müteveffanın “epilepsi hastası” olduğunu kaza meydana geldikten sonra öğrendiğini, gerek davacıların murisinin; gerekse davalının işi verdiği Hikmet Aladağ‘ın bu hastalığı müvekkillerinden gizlediklerini, bu durumun iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, müvekkilinin önlemleri aldığını, ücretin hatalı tespit edildiğini, murisin inşaat ustası olmadığını, kurum ödemelerinin hatalı tenzil edildiğini, yeniden evlenme ihtimali uygulamasının hatalı yapıldığını, murisin tam yıl çalışarak gelir elde edeceği varsayımı ile hesap raporu düzenlenmesinin doğru olmadığını, manevi tazminatların fazla olduğunu ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından 02/06/2016 tarihinde meydana gelen iş kazasından dolayı davacılar murisinin 18/06/2016 tarihinde vefat ettiği, iş kazasının meydana gelişinde müteveffa sigortalının %25, davalıların %75 oranında kusurlu oldukları, ilk derece mahkemesince … 34. İş Mahkemesine yazılan talimatla aldırılan 14/02/2019 tarihli bilirkişi hesap raproruna karşı davacılar vekilinin 24/04/2019 tarihli 13. Celsede „Dosyaya … 34. İş Mahkemesinden gelen son rapor doğrultusunda davamızın kabulüne karar verilmesini ve ıslah için süre verilmesini talep ederiz,“ şeklinde beyanda bulunduğu, anılan bilirkişi hesap raporunda davacılar murisinin ücretinin asgari ücretin 1,5528 katına isabet ettiği kabülünden hareketle hesaplama yapıldığı, buna karşılık anılan raporda kurum ödemelerinin tenzil edilmediği, mahkemece hükme esas alınan 14/08/2019 tarihli bilirkişi hesap raporunda ise davacılar murisinin ücretinin asgari ücretin 1,8283 katı olarak kabul edildiği ve hesaplamanın buna göre yapıldığı aynı raporun devamında hesaplanan maddi zarar tutarlarından davacı eş yönünden 117.842,13 TL, davacı çocuk Eylül yönünden 36.267,51 TL, davacı çocuk… yönünden 37.257,59 TL rücuya tabi kurum ödemesi tenzilatı yapıldığı, davacı yanın bu hesap raporuna karşı kanun yoluna başvurmadığı anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Somut olayda, davacıların aktif dönem yönünden müteveffa sigortalının ücretinin asgari ücretin 1,5528 katı olarak kabul edilmesine yönelik olarak bir itirazları bulunmadığı gözden kaçırılarak, sonradan alınıp itibar edilen hesap raporunda aktif dönem ücretinin 1,8283 katı olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı etmesinden dolayı hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, bilinen/iskontosuz dönem sonunu 31/12/2019, müteveffa sigortalının aktif dönem ücretini ise asgari ücretin 1,5528 katı olarak kabul ederek davacı eşin maddi zararını hesaplayan, davacı eşin bu şekilde yapılacak zarar hesabı sonucunda belirlenen maddi zararından rücuya tabi Kurum ödemesi olarak 117.842,13 TL tenzil eden yeni bir hesap raporu almak, usuli kazanılmış hakları gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi‘nin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harçlarının talep halinde temyiz eden davalılara iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.