YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1076
KARAR NO : 2021/11291
KARAR TARİHİ : 29.09.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava,10.107.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ay ve prim günü şartlarına haiz olarak emekliliğe hak kazandığını, 10.07.2013 tarihinde kuruma başvurarak emeklilik tahsis talep ettiğini, ancak 6/12/2013 tarihli yazı ile müvekkilinin talebinin reddedildiğini, müvekkili tarafından yapılan araştırmada … Gıda Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti’. nin ortağı olarak gözüktüğü bu ortaklık nedeni ile Bağ-Kur kaydı bulunduğu ve bu nedenle de yaş şartı gerçekleşmediği için emekli olamayacağı şeklinde değerlendirme yapıldığı bilgisine ulaşıldığını, ancak müvekkilinin söz konusu şirket hisselerini … Noterliği’nin 30.11.1994 tarih ve 29018 yevmiye numaralı limited şirket sözleşmesi ile …’a devredildiğini ve şirket ortaklığından çıkarıldığını, müvekkilinin Sosyal Güvenlik Merkezi … Müdürlüğü’ne ekli 20.01.2014 tarihli ve 10 97 642 kayıt nolu dilekçe ile başvurarak noterdeki devir sözleşmesini ibraz ettiğinive tahsisin gerçekleştirilerek emekli edilmesini talep ettiğini ancak müdürlük tarafından verilen 07.02.2014 tarih ve 2178959 sayılı yazıda devir sözleşmesinin ticaret sicil gazetesinde ilan ettirilmediği, ilan yapılmayan devir sözleşmelerinin de kurum açısından önem arz etmediği gerekçesi ile 06.12.2013 tarihli Kurum yazısına ihtar edilmesi gerektiği belirtildiğini, bilindiği üzere limited şirketlerde noterde devir sözleşmesi yapıldıktan sonra şirket karar defterinde karar alarak Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirilmesi gereken kişilerin devir alan yeni malikler olduğunu, çünkü devreden ortakların tek başlarına karar alma yetkisi bulunmadığını, ekte sunulan limited şirket devir sözleşmesi ve dinlenecek olan tanık beyanları ile müvekkilinin …Gıda Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile devir sözleşmesinden sonra hiçbir fiili ve hukuki bağının kalmadığı hususunun sübuta ereceğini belirterek, müvekkilinin 10.07.2013 tarihi itibari ile emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı kurumun başvurusunda verilen cevapta da görüleceği üzere davalının ilgili limited şirketi ortaklığından noter tasdikli hisse devir sözleşmesiyle ayrıldığını, fakat bu sözleşmeyi ticaret sicil memurluğuna tescil ettirmediği ve ticaret sicil gazetesinde ilan ettirmediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;”Bilirkişi kök raporunda HGK kararında; sigortalının meslek kuruluşu kaydı, esnaf ve zanaatkarlar sicil kayıtları ve şirket ortaklığı sigortalı statüsü açısından karine teşkil etmekte olup aksinin ispatı mümkün olduğu, asıl olanın fiili durum olduğu, gerçek şahıs ise mesleğin gerçekte yapılıp yapılmadığı şirket ortağı ise ortaklıktan fiilen çıkılıp çıkılmadığı ya da şirketin gerçekte faal olup olmadığına bakılması gerektiği belirtilmekte; müvekkil hissesini … 6.Noterliğinin 30 Kasım 1994 tarih ve 29018 yevmiye numaralı “Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi” ile…’a devretmiş ve şirket ortaklığından çıkmıştır. Tanık Mali Müşavir de devir işlemlerini bizzat yapıp, takip eden sorumlu kişi olarak davacının hissesini devrettikten sonra şirketle hiçbir ilişiğinin kalmadığını beyan etmiştir.HGK göre asıl araştırılması gereken fiili durum sübuta ermiş olup müvekkilin 30/11/1994 tarihi itibari ile şirket ortaklığından çıktığının kabulü ve buna göre de 01/08/2013 tarihi itibari ile emekliliğe hak kazandığının tespiti gerekmektedir.” gerekçesi ile Yargıtay …Hukuk D.’nin 2015/10357 E.- 2017/1656 K. nolu dilekçesindeki emsal kararı da dikkate alınarak, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B-BAM KARARI
“…Mahkeme gerekçesinde özetle; davacının dava dışı …Gıda Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde 18.04.1994-31.07.2013 tarihleri arası ortaklığının bulunduğu ve Bağ-Kur sigortalılığının bu süreler arasında olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla…”gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili; istinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamı incelendiğinde; 10.07.2013 tarihinde aylık tahsis talebi ile kuruma müracaat ettiği, kurumun dava dışı … Gıda Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı olarak gözüktüğü, bu ortaklık nedeniyle Bağ-Kur kaydı olduğu ve bu nedenle de yaş şartı gerçekleşmediği belirtilerek talebinin reddine karar verdiği,davacının ayrıca 10/07/2013 tarihli tahsis talep dilekçesini kuruma sunmasından sonra, 20/01/2014 tarihli dilekçe ile kuruma başvurarak “1994 yılında noterden hissesini devir ederek ortaklıktan ayrıldığına dair hisse devir sözleşmesini” sunduğu ve şirket ortaklığından ayrıldığını ve tahsis işlemlerinin buna göre yapılmasını talep ettiği,öte yandan davacının 4/a tescilinin 01/11/1982 tarihinde, 4/b Bağ-Kur tescil kaydının ise 09/07/1984 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının 18.04.1994 tarihinde şirket ortaklar kurulu kararı ile ortak olduğu tarihte Bağ-Kur sigortalılığının başladığı, davacının 30.11.1994 tarihinde şirketteki mevcut hissesini noterden düzenlenmiş hisse devir sözleşmesi ile devrettiği yapılan bu devrin ortaklar kurulunda kabul edildiğine dair ortaklar kurulu kararının mevcut olmadığı, bu nedenle ortaklığın 31.07.2013 tarihinde son bulmasıyla Bağ-Kur sigortalılığının da bu tarihte sona erdiği,davacının 01.05.2008 sonrası dava dışı şirket ortaklığı 31.07.2013 tarihine kadar devam ettiğinden 4/b bendinde yer alan sigortalılık süresinin 01.05.2008-31.07.2010, 25.02.2012-01.12.2012, 24.01.2013-31.01.2013, 13.05.2013-09.07.2013 dönemlerinde yer alan 4/a sigortalılık süreleriyle çakıştığı,01.10.2008-28.02.2011 tarihleri arasındaki çakışan dönemde 4 (b) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne, 01.03.2011-09.07.2013 tarihleri arasındaki çakışan dönemde ise 4 (a) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne tabi olacağı, davacıya yaşlılık aylığı tahsisi için 47 yaş, 25 yıl sigortalılık süresi ve 5150 prim gün sayısı gerekeceğinden davacının 4/b sigortalılığına tabi borcunun bulunmadığının kabul edilmesi halinde dahi toplam 3786 prim gün sayısının 4 (a) statüsünde yaşlılık aylığına hak kazanmaya yeterli olmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; söz konusu hüküm eksik incelemeye dayalıdır.
Türk Ticaret Kanununun 520. maddesinde limited şirketteki pay devri ile ilgili olarak; “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır… Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez.” şeklindeki düzenleme mevcuttur. Bu hükümden dolayı, pay devirlerinde şekil şartının yerine getirilmesi yasal bir zorunluluktur. limited şirketlerdeki hisse devrinde ikinci aşama; devrin şirkete bildirilmesi ve pay defterine işlenmesidir. Hisse devri işlemi devrin pay defterine işlenmesinden sonra geçerli hale gelir. Hisse devrinin şirket açısından hüküm ifade edebilmesi için, şirkete bildirilmesi ve pay defterine kayıt edilmesi gerekir. 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinin (I) numaralı bendinde, Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan esnaf ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanlardan, limited şirketlerin ortaklarının bu Kanun kapsamında sigortalı sayılacakları belirtildikten sonra 25. maddesinde, şirketlerle ilgisi kalmayanların sigortalılıklarının, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren, … sona ereceği açıklanmış, diğer taraftan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 4/1-(b) maddesinde, bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, limited şirketlerin ortaklarının sigortalı sayılacağı hüküm altına alındıktan sonra, 9. maddesinin 1. fıkrasında, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından 4/1-(b) maddesi kapsamındaki sigortalılardan, limited şirketlerin ortaklarından paylarının tamamını devreden sigortalıların, pay devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten sona ereceği belirtilmiş olması karşısında, limited şirketlerde hisse devri için limited şirketin ortaklar kurulu kararı ve bu devir hususunun pay defterine kaydedilmek suretiyle geçerlilik kazanacağı aşikardır.
Buna göre,mahkemece yapılacak iş ;davacının 10.07.2013 tarihli tahsis talebi ile 4/a’dan yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmesi ve 4/b kapsamındaki limited şirket ortaklığı nedeniyle mevcut sigortalılığının 30.11.1994 tarihli hisse devir sözleşmesi ile sona erdiğini ileri sürmesi karşısında bu iddia üzerinde durulup 4/b sigortalılığının sona erip ermediği irdelenmek suretiyle ve bu kapsamda davacının tahsis isteminin sadece 4/a ‘ya yönelik bulunup bulunmadığı yönünde beyanı da alınmak suretiyle tahsis talebine yönelik bir karar verilmesinden ibarettir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.