YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1189
KARAR NO : 2022/162
KARAR TARİHİ : 11.01.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
No : 2020/859-2020/1503
İlk Derece
Mahkemesi : Karapınar Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2018/519-2019/647
Dava, iş kazasından sigortalının sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içersinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 24.02.2009 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeniyle önceki dava kapsamında hesap edilen ama talep edilmeyen 95.263,12 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının davalı Hikmet Kızmaz’dan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında ise HMK 124. maddesi kapsamında taraf değişikliğine giderek davalı sıfatının …’a ait olduğunu beyanla tazminatın iş bu davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı vekili davacının önceki dosyası dikkate alındığında istemin mükerrer olduğunu, davacının tazminat alacağının istenilen miktar kadar olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; “davanın kabulüne, davacının karşılanmamış bakiye net maddi zararı olan 95.263,12 TL’nin kaza tarihi olan 24/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince “1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: önceki davada istenmeyen sürekli iş göremezlik tazmintının kanunen 2. ıslah suretiyle bu davada istenmesinin mümkün olmadığını, SGK tarafından açılan rücu davası dikkate alınarak hükmedilecek maddi tazminatın belirlenmesi gerektiğini, önceki davada talep edilmeyen kaza tarihinden faiz isteminin iş bu davada talep edilemeyeceğini, davacının çırak olup zararının SGK tarafından karşılanması ile yetinilmesi gerektiğini, müvekkiline atfı kabil kusuru olmadığını davacının merak saikiyle kaza geçirdiğini, müvekkilinin iş bu dava nedeniyle ekonomik açıdan zor duruma girdiğini belirterek hakkaniyet indirimi yapılmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Dava niteliği itibariyle SGK tarafından karşılanmayan maddi zararın işveren tarafından giderilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nun 303.maddesinin 1. ve 2. fıkralarına göre “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.”
Taraflar arasında daha önce temyiz edilmemek suretiyle 22.05.2019 tarihinde kesinleştirilen ayı mahkemenin 2010/44 Esas-2019/48 Karar sayılı dosyada, 12.02.2010 tarihli dava dilekçesi içeriğine göre 100 TL tedavi gideri, 400 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 500 TL maddi tazminat talep edildiği, 06.02.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat istemi 2.238,32 TL’ye artırıldığı ve 31.10.2018 tarihli dilekçesiyle 100 TL’lik tedavi gideri isteminden feragat ettiği, mahkemece verilen 23.01.2019 tarihli kararda da davacının sürekli iş göremezlik alacağı hakkında bir karar verilmeyip; davacının geçici iş göremezlik dönemindeki maddi tazminat alacağı hakkında karar verildiği ve bu hükmün kesinleştiği sabittir.
Bu yönüyle davacının iş bu temyize konu davada talep ettiği sürekli iş göremezlik alacağının önceki davada dava konusu edilip kesinleşmemiş olmasına göre taraflar yönünden sürekli iş göremezlik döneminden kaynaklı maddi tazminat alacağı yönünden HMK 303.maddesi kapsamında kesin hüküm varlığından bahsedilemeyeceği açıktır.
Somut olayda olduğu gibi Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Öte yandan bilindiği üzere maddi tazminatın hesabında SGK’dan bağlanan gelirin ve yapılan ödemenin dikkate alınması gerektiği, bu hususta davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55. maddesinin oluşturduğu, anılan maddede “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verildiği açıktır.
Somut olayda davacının 24.02.2009 tarihinde mesleki eğitimi kapsamında davalı işverene ait işyerinde çırak olarak çalıştığı sırada iş kazası geçirmiş olup SGK tarafından davacıda tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının %10,3 olarak tespit edilmişken, taraflar arasında daha önce görülerek karara bağlanan dosya kapsamında alınmış olan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 30.03.2012 tarihli raporuna göre ise davacıdaki sürekli iş göremezlik oranın %17 olarak tespit edildiği, mahkemece hükme esas alınan 07.03.2018 tarihli hesap raporunda da davacının sürekli iş göremezlik oranı olarak %17 düzeyindeki oran esas alınırken, bu tazminattan tenzil edilecek gelir noktasında ise SGK tarafından tespit olunan %10,3 düzeyindeki sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesap edilen gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının tenzil edildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda davacının kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranı (%10,3) ile Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranı (%17) arasında fark bulunduğu, maluliyet oranının yukarıda açıklanan prosedüre göre belirlenmediği gibi, söz konusu farkın kurumca bağlanacak gelir miktarını ve dolayısıyla tazminat alacağından tenzil edilmesi gereken miktarı değiştirecek olması nedeniyle, davacıya SGK ve işverene karşı (kurum yönünden de maluliyet oranın %17 olarak tespiti için ) maluliyet oranın tespiti istemli dava açmak üzere önel verilmesi, açılacak dava sonucuna göre tespit edilecek maluliyet oranının hükme esas alınan 07.03.2018 tarihli hesap raporuna uygulanması (kararın davacı tarafça temyiz edilmemesi nedeniyle bu raporda davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın gözetilmesi, işlemiş devrenin ileri çekilmemesi) ve tespit edilecek maluliyet oranı üzerinden davacıya SGK’ya başvurarak kendisine gelir bağlatması için önel verilmesi ve bağlanacak bu gelirin rücuya kabil kısmının mevcut bu hesap raporundan tenzil ederek sonucuna göre davacının sürekli iş göremezlik tazminat alacağı hakkında usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz edenin sıfatına göre davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.01.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.