Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/1619 E. 2021/13013 K. 27.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1619
KARAR NO : 2021/13013
KARAR TARİHİ : 27.10.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ile feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı şirket ile feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu.
1) DAVACININ İSTEMİ:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde …imalathanesinde 20/10/2015 tarihinde ustabaşı olarak çalışmaya başladığını, günlük 115 TL ücretle çalıştığını, haftanın her günü saat 23.00-06.00 saatleri arası çalıştığını, hizmetinin sosyal güvenlik kurumuna bildirilmediğini belirterek müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde 20/10/2015-27/08/2016 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2) DAVALILARIN CEVABI :
Davalı vekili; davacının müvekkili şirkette herhangi bir kaydı ve çalışması bulunmadığını, davalı şirket yetkilisinin davacıyı haricen tanıdığı, eşinden boşandığı için de insani anlamda yardımlarda bulunduğunu, işyerinde çalışan bütün sigortalıların kuruma bildirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil vekili; davacının hizmetine ilişkin kuruma bildirilmiş hiçbir kayıt olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
3) MAHKEME KARARLARI
A) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk derece Mahkemesince; “…. eldeki dava, davacının, davalı işverene ait 1184595 sicil numaralı işyerinde 20/10/2015-27/08/2016 tarihleri arasında geçen çalışmaların tespitine ilişkin olup, Bordro tanığı….’ın “ben davalı işyerinde 2015 yılı son aylarında çalışmaya başladım. e-devlet’imden baktığımda 27/11/2015 tarihi sigortalılık başlangıç tarihim olur. Çalışmam askerlik hizmetine başladığım 2016 yılı şubat ayına kadar yaklaşık 3 ay kadar sürdü. Ben işyerinde ekmek imalatında çalıştım. Davacıyı tanırım bilirim. Ben işyerinde çalışmaya başladığım ve ayrıldığım tarihte çalışması devam ediyordu. Davacı işyerinde ekmek pişirici olarak çalışmakta idi. Çalışmasının hangi tarihte başlayıp hangi tarihte sona erdiği tarih hakkında bilgi sahibi değilim.” yönündeki beyanı, tanık …’in “Ben davacı …’u davalı fırında beraber çalıştığımız için tanırım. Ben çalıştığım sürece …’da aynı fırında hem hamurcu hem de kürekçi olarak görev yapıyordu… işe başlayalı tahminimce 2 yıl olmuştu.” tanık …’ın “Davacıyı aynı iş yerinde çalıştığımız için tanıyorum. Davacının davalı işyerinde ne zaman çalıştığını bilmiyorum, ancak bildiğim kadarıyla 9-10 ay çalıştığını hatırlıyorum, orada ustalık ve ekmek pişiriciliği yapıyordu.”, tanık …’nın “Ben …’u davalı fırında aynı dönemlerde çalıştığımızdan dolayı tanırım. … 2-2,5 yıl civarı davalı fırında kürekçi olarak çalışmıştır. Ben davalı işyerinden ayrıldığımda …’un çalışması devam ediyordu.” tanık …’ın “Davalı şirket fırındır. Ekmek imal eder. Davacı kürekçiydi. Bende hamurcuydum. Ben 2016 Ocak ayında işe girdim Aralık ayında da işten ayrıldım. Ben işe girdiğimde … orada çalışıyordu. Bu sebeple hangi tarihte işe girdiğini bilmiyorum. Ancak benim çalıştığım sürelerde o da orada çalışıyordu. Davacının 2016 yılı yaz aylarında işten çıktığını biliyorum. Ancak tam olarak onun hangi tarihte işten çıktığını net olarak hatırlamıyorum.” yönündeki beyanlar birlikte değerlendirildiğinde işyerinin kanun kapsamına alındığı 25/11/2015 tarihinden işyerinden ayrıldığı 27/08/2016 tarihleri arası dönemde davalı işyeri nezdinde kürek ve hamur işçisi vasfında hizmet akdine istinaden çalışmasının devam ettiği anlaşılmıştır. Dava konusu dönemden arda kalan 20/10/2015-24/11/2015 tarihleri arası dönem yönünden ise; davalı işyerine ilişkin vergi mükellefiyet, ticaret sicil, noterlik ve kurum kayıtları ilgili yerlerden celbolunmuş, … Vergi Dairesi’nden gelen 05.12.2019 tarihli müzekkere cevabi ile davalı … Gıda Ürünleri Ldt. Şti.’nin 18.12.2015 tarihinde faaliyete başladığı, SGK İl Müdürlüğü’nden gelen cevabi yazıda işyerinin 25.11.2015 tarihinde kanun kapsamına alındığı ve 16.02.2015-31.12.2015 tarihleri arası dönemde işyerinde denetleme yapılmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısında işyerinin 24.11.2015 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, … Noterliği’nin 25.11.2015 tarih 10301 sayılı belgesinde şirket adına … adına şube açma yetkisinin verildiği, her ne kadar işyeri açma yetkisi 25/11/2015 tarihinde verilmiş … adına verilmiş ise de işyerinde davacı ile birlikte 2-2,5 yıl kadar çalışması bulunduğunu beyan eden …’nın işyeri ünvan listesi ekli hizmet cetvelinden, davalı şirkete ait işyerinin evvelinde 14/11/2014-28/11/2015 tarihleri arası dönemde … adına kayıtlı olduğu, sonrasında … adına kayıtlı işyerinin davalı şirkete devredildiği, …’nın alınan beyanlarından da anlaşılacağı üzere bu devrin 2015 yılı Ekim ayı içerisinde gerçekleştiği, davacının 4/1-a kapsamındaki çalışmasının 20.01.2014 tarihinde sona erdiği, sonrasında 16.02.2015-31.12.2015 tarihleri arası dönem içerisinde ekmek, pasta ve unlu mamulleri ticareti işlerinden kaynaklı 1479 sayılı yasa kapsamında sigortalılığının bulunduğu, davacıya ait işyeri adresinin Alpaslan Türkeş Cd İzzetbey Mah …/… adresi olduğu, davacının vergi mükellefiyet kaydına esas işyeri adresi ile davalı işyeri adresinin aynı adres olması, bir kısım tanıkların davacının işyerinde 2-2,5 yıl kadar çalışmasının bulunduğu yönündeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde davacıya ait vergi mükellefiyet kaydının evrak üzerinde soyut kaldığı ve davalı işyerinde geçen çalışmasının 4/1-a’lı çalışmasının sona erdiği 2014 yılı sonrası dönemde başladığı, vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu dönemde işyerinde hizmet akdine istinaden çalışmasının devam ettiği, tanık anlatımları ile işletmenin 2015 yılı Ekim ayı içerisinde davalı işletmeye devredildiği anlaşılmakla, eldeki davanın kabulüne ilişkin aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. ” gerekçesi ile;
“Davanın kabulüne,davacının davalı iş yeri nezdinde 20/10/2015-27/08/2016 tarihleri arası dönemde hizmet akdine istinaden kesintisiz şekilde çalıştığının tespitine” karar verilmiştir.
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkemenin davayı kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, tespiti yapılan dönemde Bağkur kapsamında davacının tescili olduğu bu nedenle Bağkur kapsamında hizmeti var iken çakışacak şekilde ve çifte sigorta olacak şekilde hizmet tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, buna ilişkin taleplerini bozma öncesi istinaf dilekçelerinde de yinelediklerini, istinaf bozma ilamında davacının 16.02.2015-31.12.2015 tarihleri arasında 4/b kapsamında sigortalılığının tespit edildiğini, zira davacının Bağkur kapsamında tescil yaptırmış olduğunu, yine bu hizmet kapsamında kurumdan sağlık hizmeti almış olduğunu, prim ödemiş ve bağkurluluk iradesini ve zorunlu sigorta kapsamında bulunduğunu mevcut eylemleri ile tasdik etmesine rağmen yerel mahkemenin yine bu hususlara dikkat etmeden karar tesis ettiğini, yerel mahkemenin dava konusu dönemde eğer SSK dışında başka bir Sosyal Güvenlik Sisteminde hizmetin varlığı kapsamında bir tespit yapılması halinde mutlaka baskın çalışmanın hangi sigorta kolunda olduğunun tespitinin yapılması gerekmekte olduğunu, tespit yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında bordro/davalı tanıkları da davacı …’un çalışmasını hususunda çalışmadığı bu nedenle de bilgi sahibi olmadıklarını dile getirmiş olduklarından, hizmeti istenen dönem için her türlü şüpheden ari şekilde ortaya koymadığını, … BAM kararı kapsamında eksik hususlar giderilmeden karar tesis edilmesi hukuka aykırı olduğu gibi dava dönemi kapsar şekilde dosyaya delil ve bilgi girmediği bu nedenle mevcut dosyanın reddi gerekirken kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerden dolayı yerel mahkemenin kararının ortadan kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil vekili istinaf dilekçesinde; kurum kayıtlarında davacının hizmerine ilişkin olarak kuruma bildirilmiş hiçbir kaydın yer almadığını, davacı işçinin kendisinin de hiç bir bildiriminin söz konusu olmadığını, müvekkil kurumun kendisine bildirilmeyen bir çalışma için kayıt oluşturmasının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkil kurum açısından davanın reddinin gerektiğini, bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden yöntemince araştırma yapılması gerektiğini, çalışmanın kanıtlanmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
B) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Bölge Adliye Mahkemesince, “…Somut olayda Mahkemece gerekçe ve hükümde davacının ne kadar ücret ile çalıştığı açıkça belirtilmemişse de; kararın davacı tarafından istinaf edilmemesi, istinaf edenlerin sıfatı dikkate alındığında asgari ücret üzerinden çalışıldığının kabul edilmesi gerektiği açık olup dinlenen tanıklarının beyanları tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının talep ettiği dönemde davalıya ait işyerinde çalıştığı, mahkemece verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış…” gerekçesiyle ile fer’i müdahil Kurum ve davalı işveren vekillerinin istinaf istemlerinin HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
C) TEMYİZ TALEBİ :
Davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili istinaf kanun yolundaki itirazlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
D) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Öte yandan, Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, “sosyal sigortalarda çokluk”, bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, “yararlanmada ve yükümlülükte teklik” ilkesi egemen olup, buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz ve çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü kanun hükümleriyle engellenmiştir.
Eldeki davada; davacının 5510 sayılı Yasanın 4/a kapsamında davalı şirket nezdinde çalışmasının tespitini talep ettiği dönem olan 20/10/2015-27/08/2016 dönemi ile kısmi olarak çakışır şekilde 16.02.2015-31.12.2015 tarihleri arasında 4/1-b kapsamında sigortalılığının var olduğu hizmet cetvelinden anlaşılmakta olup öncelikle 4/1-b kapsamındaki sigortalılık süresi de belirlenerek, her iki sigortalılık süresinde çakışma olması halinde ise ilgili mevzuat irdelenmek suretiyle karar verilmelidir.
Çakışan sigortalılık sürelerinin belirlenmesinde;
1) 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, “Sigortalılık hallerinin birleşmesi” başlığını taşıyan 53. maddesinin ilk fıkrasında, sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı öngörülmüştür.
2) 5510 sayılı yasanın 53. maddesinin ilk fıkrası daha sonra 6111 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişikliğe uğramıştır. 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren bu maddede, sigortalının 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi durumunda ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı açıklanmış, 5510 sayılı Kanuna 6111 sayılı Kanunla eklenen geçici 33. maddede de, Kanunun 53. maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişikliklerin, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Diğer bir anlatımla; 01.10.2008–01.03.2011 dönemi yönünden 5510 sayılı Kanunun 53. maddesi gereğince ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınmalı, 01.03.2011 tarihinden itibaren ise anılan maddede 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gözetilerek hizmet akdine dayalı çalışmaya değer verilmelidir.
Bu itibarla, davacının çalıştığını iddia ettiği davalı işyeri adresi,(İzzetbey mah.Alparslan Türkeş cad.No:5 …) 4/1-b kapsamında adına kayıtlı olan işyeri adresi(Adana sok.Bardakçı Mah.No:81 …) Mahkeme kabulünün aksine farklı adresler olup bu husus da gözetilmek suretiyle davacının 4/1-a ve 4/1-b kapsamında çalıştığı süreler belirlenmeli, her iki sigortalılıkta geçen süreler yönünden çakışma olması halinde yukarıda açıklandığı üzere dönemler itibariyle çakışma durumları incelenerek ve buna göre araştırma yapılarak, geçerli kabul edilmesi gereken sigortalılık statüsü tespit edilmeli, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır.
O hâlde, davalı şirket vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

E.Ü.G.