YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1701
KARAR NO : 2021/12422
KARAR TARİHİ : 18.10.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, Kurum tarafından davacı adına idari para cezası ve 5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesinde yer alan teşvik indiriminin, 6661 sayılı asgari ücret desteğinin, teşvikli bildirgelerinin iptal edilerek prim borcu tahakkuk ettirilmesine dair Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; … ve … ile aralarında mesul müdürlük sözleşmesi imzaladıklarını, Optisyenlik Hakkında Kanunun (ek 2) 7. maddesinde “optisyenlik müessesesi işletmek isteyenler, müessesenin açılacağı ilin en yüksek sağlık idaresinden optisyenlik müessesesi ruhsatı almak zorundadır” denildiğini, sözleşme olmadan optisyenlik ruhsat müracaatı yapılamadığını, …’ın müracaatlar sonrası işe başlama tarihinin 04/05/2017 olduğunu, sözleşme yapılmadan ruhsat alınmadan fiili çalıma yapılmasının mümkün olmadığını, fiili çalışmanın 04/05/2017 tarihinde başlamış olup, işe giriş bildirgesinin de zamanında 03/05/2017 tarihinde 115803779 referans numarası ile onaylandığını, yine taraflardan birinin işe başlama tarihinin SGK da 08/05/2017 tarihi olarak gözüktüğünü, …’a ait protokolun 10/03/2017, işe başlama tarihinin 08/03/2017 gözüktüğünü, SGK.nın 26/01/2018 tarihli 1.294.565 sayılı yazısında mesul müdürlük Baz sözleşmesini esas alarak 2 günlük ek prim bildirgesi verilmesi taraflarından istendiğini, 28/02/2018 tarih ve 2.830.630 sayılı yazılarıyla SGK İl Müdürlüğüne itirazda bulunduklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 13/02/2018 tarih, 2.052.344 sayılı yazısı ile 5 günlük ek prim bildirgesi verilmesinin taraflarından istendiğini, 28/02/2018 tarih ve 2.830.438 sayılı yazılarıyla itirazda bulunduklarını ve taraflarına 30/03/2018 tarih 4.273.271 sayılı yazıları ile işe giriş bildirgelerinin zamanında verilmediğinden 19.552,00 TL., 30/03/2018 tarih 2.254.824 sayılı yazıları ile resen ek prim borcu tahakkuku 5.134,83 TL., 30/03/2018 tarih 4.251.955 sayılı yazıları ile asgari ücret desteği iptali ile 3.568,83 TL.borç tahakkuku yapıldığını ve uygulamaya koyulduğunu belirterek, taraflarına uygulanan cezaların kaldırılmasını, taraflarına yapılan, yapılacak ödemelerden yapılan kesintilerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; İl Müdürlüklerince davacı … adına kayıtlı işyeri ile ilgili Kadim Servisinin iki farklı tutanağına istinaden yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın kötü niyetli olarak açıldığını, Kadim Servisinin 24/03/2017 tarih 3995442 sayılı yazı ekinde yer alan sigortalı … ile işveren … arasında imzalanan Mesul Müdür İş Sözleşmesindeki bilgilerden sigortalı …’ın 01/03/2017 tarihi itibariyle çalışmaya başladığının anlaşıldığını, kurum kayıtları incelendiğinde …’ın 01/03/2017 tarihi itibariyle çalışmaya başladığının anlaşıldığını, kurum kayıtlarında …’ın işe giriş bildirgesinin 06/03/2017 tarihli olduğunun görüleceğini, söz konusu sigortalı adına 01/03/2017 tarihli işe giriş bildirgesinin 01/03/2017-06/03/2017 tarihleri arası 5 günlük 296,25 TL. spek üzerinden 2017/03-Ek-APHB işverenden istendiğini, işverenin 28/02/2018 tarih 2.830.438 sayılı dilekçe ile …’ın 08/03/2017 tarihinde işe başladığını belirttiğini, işverene 28/02/2018 tarih 2.835.830 sayılı yazıları ile bilgi verildiğini, söz konusu belgelerin işveren tarafından bir aylık yasal sürede düzenlenmediğinden Müdürlüklerince resen düzenlendiğini, 01/03/2017 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmemesinden 3.555,00 TL. İPC uygulandığını, 2017/04 dönemine teşvik yasağı eklendiğini, 2017/04 dönemi 46486 teşvikli bildirgenin iptal edildiğini, 586,58 TL.prim borcu tebligatı gönderildiğini, 2017 yılı asgari ücret desteklerinin iptal edildiğini, 3.568,83 TL. prim borcu tebligatı gönderildiğini, 2017/03-Resen APHB den dolayı 3.555,00 TL. İPC uygulandığını, Kadim Servisinin 08/08/2017 tarih 9.844.601 sayılı tutanağı ile … Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü’nün 06/06/2017 tarih 3036083 sayılı yazı ekinde yer alan sigortalı … ile işveren … arasında imzalanan Mesul Müdür İş Sözleşmesindeki bilgilerden sigortalı …’ın 02/05/2017 tarihi itibariyle çalışmaya başladığının anlaşıldığını, kurum kayıtları incelendiğinde …’ın işe giriş bildirgesinin 04/05/2017 tarihi itibariyle verildiğinin görüleceğini, söz konusu sigortalı adına 02/05/2017 tarihli işe giriş bildirgesi ve 02/05/2017-04/05/2017 tarihleri arası 2 günlük 118,50 TL.spek üzerinden 2017/05-Ek-APHB işverenden istendiğini, işverenin 28/02/2018 tarih 2.830.638 sayılı dilekçesi ile …’ın 04/05/2017 tarihinde işe başladığını belirttiğini, işverene 28/02/2018 tarih 2.852.229 sayılı yazı ile bilgi verildiğini, söz konusu belgelerin işveren tarafından bir aylık yasal sürede düzenlenmediğinden Müdürlüklerince resen düzenlendiğini, 02/05/2017 tarihli işe giriş bildirgesi verilmediğinden (tekerrür olması nedeniyle aylık asgari ücretin 5 katı) 8.887,00 TL. İPC uygulandığını, 2017/05-Resen APHB dolayı 3.555,00 TL. İPC uygulandığını, 2017/07-2018/06 dönemlerine teşvik yasağı eklendiğini, (tekerrür olması nedeniyle 1 yıl), 2017/07, 08, 09, 10, 11, 12 – 2018/01, 02 dönemleri 46486 teşviklerin iptal edildiğini ve 5.134,75 TL. resen hesaplanan prim borcu tebligatı gönderildiğini, dava konusuna ilişkin tüm Kurum kayıtları getirtildiğinde Kurum işleminin yerinde olduğu, davacının davasının haksız olduğunun anlaşılacağını belirterek haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu prim borcunun ve asgari geçim desteğinin iptali sonucu oluşan borç tahakkuku yönünden açılan davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan 30/03/2018 tarih 4.254.824 sayılı ve 30/03/2018 tarih 4.251.955 sayılı işlemlerin iptaline, dava konusu yapılan idari para cezasının iptali talebine ilişkin davalı Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan 30/03/2018 tarih 4.273.271 sayılı işlem yönünden açılan davanın dava şartlarından olan Yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK.114/1-b ve 115.maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesi tarafından, davacı ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili, davanın açılmasına müvekkili Kurumun sebebiyet vermediğini, sataşma yaratmadığını, bu nedenle Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Kurum tarafından yapılan işlemlerin yerinde olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
IV-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 81. maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indirimi ile 6661 sayılı asgari ücret desteğinin ve teşvikli bildirgelerinin iptal edilmesi ile prim borcu tahakkuk ettirilmesine ilişkin kurum işleminin iptali istemine ilişkin olarak açılmış olan davada yazılı şekilde dair karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” hükmü ve ikinci fıkrasında ise;
“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde,
31/12/2017 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, 1/2/2017 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince Kuruma kayıtlı işsizler arasından işe alınanların; işe alındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılı Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işe alındıkları tarihten itibaren 31/12/2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere sigortalının aylık prim ödeme gün sayısının 22,22 TL ile çarpılması sonucunda bulunacak tutar, bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na ödeyecekleri sigortalı hisseleri dahil tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverene destek ödemesi yapılır ve destek tutarı Fondan karşılanır.
27.03.2018 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Kanun’un 70. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen ek 17. maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkânı tanınmıştır.
Ek 17. maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır…. hükmü mevcuttur.
Ne var ki, anılan maddenin 4. fıkrasındaki; “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. – 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, istemleri bakımından ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.