YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2576
KARAR NO : 2021/13858
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No : 2019/280-2020/1709
İlk Derece
Mahkemesi : … 1. Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait… Ev Yemekleri unvanlı iş yerinde 2010 tarihinden Nisan 2017 ayına kadar aralıksız olarak çalışıtğını, müvekkilinin her ne kadar Mesleki Eğitim Merkezi’ne çırak olarak bildirilmesine rağmen, davalı iş yerinde sürekli işçi gibi çalıştırıldığını beyanla, müvekkilinin kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, davacının iş yerinde ilk olarak 19.08.2017 tarihinde çalışmaya başladığını, bu tarihten önce herhangi bir çalışmasının olmadığını, 2010 yılında davacının liseye gittiğini ve haftanın 5 günü okula gitmesi gerektiğinden iş yerinde işe başlamasının mümkün olmadığını, davacının çıraklık alanı kanun kapsamına girdiğinden 3308 sayılı Kanunun 13. maddesine göre müvekkili ile davacı asilin çıraklık sözleşmesi yapma mecburiyetinin bulunduğunu, bu nedenle çıraklık sözleşmesi yapıldığını, davacının primleri Çıraklık Eğitim Merkezi tarafından ödendiğinden müvekkili tarafından ödeme yapılmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kısmen kabul kısmen reddine,
1-Davacının 25610 09 09 1086000 034 17-50 sicil numaralı davalı … unvanı ile kayıtlı iş yerinde hak düşürücü süre de dikkate alınarak 02/08/2012-06/09/2014 tarihleri arasında hikmet akdine dayalı olarak 30 gün esası ile çalıştığının kabulü ile bu tarihler arasında geçen hizmetinin tespitine,
2-Davacının 06/09/2014-27/04/2017 (Nisan 2017-taleple bağlı kalınarak) tarihleri arasında çıraklık sözleşmesi ile çalıştığı tespit edildiğinden bu tarihler arasındaki fazlaya ilişkin talebinin reddine,
3- Davacı tarafından günlük aldığı ücret ve tarih aralıkları ispat edilemediğinden primlerin ödenmesine yönelik talebin reddine” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
“… 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/10/2018 tarihli, 2017/166 Esas- 2018/416 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Yasanın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davanın kabulü gerektiğini beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının çırak olduğunu, prim ödeme yükümlüsü olmadığını, davanın reddi gerektiğini beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer’i müdahil kurum, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1) 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Eldeki davada, Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davacının işten çıkış tarihi olan 24/04/2017 tarihinden geriye doğru gidilerek 24/04/2012 tarihinden önceki çalışmaları değerlendirilmeyerek bu dönemden önceki çalışmaların reddine karar verilmiş ise de; hak düşürücü sürenin hesabında yanılgılı değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının, 06.09.2014-2017/4. ay dönemleri arasında dava dışı 1363997 sicil numaralı … MKB Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü üzerinden sigorta bildirimlerinin yapıldığı, davacının çalışmalarının tümünün davalıya ait işyerinde hizmet akdine bağlı olarak kesintisiz çalıştığı iddiası ve çalışmanın sona erdiği tarihten bir ay sonra dava açmış olması karşısında, hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı belirgin olup reddedilen bu dönem yönünden inceleme yapılarak varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
2) 506 sayılı Kanun’un 2’nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6’ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35’inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun’un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10’uncu maddesine göre çırak olabilmek için,
a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan “onüç yaşını” ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “ondört yaşını” olarak değiştirilmiştir.)
b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.
Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun’un 13’ncü maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu’nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”
Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.
Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; …, 1977 Baskı, s;130).
Somut olaya dönüldüğünde, Mahkemece, davacı işçi ile imzalanmış ve çıraklık eğitim merkezi onaylı 06.09.2014 tarihli çıraklık sözleşmesinin yapıldığı tarihe kadar hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı, bu tarihten sonraki süreçte çıraklık ilişkisi ile çalıştığından bahisle bu dönem yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının çırak olduğu kabul edilerek reddedilen dönem yönünden; davacının hizmet akdine dayalı ve üretime yönelik olarak çalıştığına dair iddiası ile dinlenen davacı/davalı ve bordro tanıklarının, davacının çırak olarak çalıştığına dair beyanda bulunmamaları, aksine garsonluk ve mutfak işlerine baktığı, geç saatlere kadar çalıştığı yönündeki beyanları karşısında, Mahkemece yapılması gereken iş; davacının çırak olduğu kabul edilerek reddedilen 06.09.2014 tarihinden sonraki dönem yönünden hizmet akdine dayalı olarak çalışmasının olup olmadığı, üretime katılıp katılmadığı değerlendirilerek hizmet akdi ile çalıştığının tespiti halinde; çırak olarak kayıtlı olduğu dönemde Eğitim Merkezi’nde geçirdiği süreler, yani haftanın kaç günü ve saatinde eğitim aldığı belirlendikten sonra işyerinde geçirdiği süreler dikkate alınarak haftalık çalışma saatlerinin tespiti ile tanık beyanları değerlendirilerek uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı, davalı ve fer’i müdahil kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalıya iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.