YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3194
KARAR NO : 2021/6114
KARAR TARİHİ : 28.04.2021
Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
Dava, Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf isteminin reddine dair karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacının Bağ-Kur sigortalığının 25/05/1992 tarihinden itibaren başladığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının gerçek olduğunu, kayıtların aksinin ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Açılan davanın kabulüne,
Davacının Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin 25/05/1992 tarihi olduğunun ve bu tarihten itibaren Bağkur sigortalısı olması gerektiğinin tespitine,” şeklinde hüküm kurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Yerel mahkeme kararı yerinde bulunarak istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V-TEMYİZ NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde olduğunu belirtilerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2). fıkrasında, “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
Belirtilen açıklama ışığında mahkeme hükmü incelendiğinde, “Davacının Bağkur sigortalılık başlangıç tarihinin 25/05/1992 tarihi olduğunun ve bu tarihten itibaren Bağkur sigortalısı olması gerektiğinin tespitine” şeklinde hüküm kurulmuş ise de, tarih aralığı belirtilmeksizin hüküm kurulmasının infazda tereddüte yol açtığı belirgindir. Diğer taraftan davacının tespitini talep ettiği sürenin, bir günlük mü yoksa belirli bir tarih aralığına mı ilişkin olup olmadığı hususu dosya kapsamından tam olarak anlaşılamadığından, mahkemece, davacının talebi netleştirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.