YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5034
KARAR NO : 2021/14024
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, davalı Kurumca tahakkuk ettirilen prim ve işsizlik borcunun iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davada yargı yolu caiz olmadığından, HMK’ nın 114/1-b maddesi gereğince davanın usulden reddine, dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi ….Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
A) DAVACININ İSTEMİ :
Dava, davacının Sosyal Güvenlik Merkezi müfettiş raporuna istinaden adına tahakkuk ettirilen prim borcu ve işsizlik prim borcunun iptali istemine ilişkindir.
B) DAVALILARIN CEVABI :
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile öncelikle zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı Kurumun davacıyla ilgili tüm işlemlerinin yerinde olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk Derece Mahkemesince, “dava, idari para cezası tahakkukunun iptali istemine ilişkindir” denilmek suretiyle “davada yargı yolu caiz olmadığından, HMK’ nın 114/1-b maddesi gereğince davanın usulden reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
D) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “.. 5510 sayılı Kanun’un 86/7 Maddesinde de belirtildiği üzere eksik işsizlik primi alacaklarına ilişkin üniteye yapılan itirazın reddi üzerine 30 gün içinde yetkili iş mahkemelerine dava açılacağı hükme bağlanmıştır. Bu sebeple mahkemece idari yargının görevli olduğundan bahisle karar verilmesi doğru değildir. Kurumun red kararı 19/03/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacının en geç 30/06/2020 tarihine kadar kararın iptali için dava açması gerekirken 14/07/2020 tarihinde eldeki davayı açmıştır. Her ne kadar Sosyal Güvenlik Kurumunun yazısında itiraz merci ve süreleri gösterilmemişse de, Kurumun hatalı bildirdiği bir süre de bulunmadığından davanın süresinden sonra açıldığı göz önüne alınmalıdır” denilmek suretiyle “istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, süresinde açılmayan davanın reddine,” şeklinde yeni bir karar verilmiştir.
E) TEMYİZ TALEPLERİ :
Davacı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile “ülkemizdeki pandemi salgını nedeniyle, dava açma sürelerinin 13/3/2020 (bu tarih dâhil) ile 15/06/2020 tarihleri arasında durdurulduğu, Kurumun red işleminin davacıya tebligat sürelerinin durduğu dönemde tebliğ edildiğinden 30 günlük dava açma süresinin hiç başlamadığı özet olarak belirtilerek kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 86’inci maddesi olup “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan 26.03.2020 tarihli, 31080 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un “Geçici Madde 1” hükmü şu şekildedir:
“GEÇİCİ MADDE 1 – (I) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
“a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.3.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,
b) 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22.3.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.”
Küresel salgının devamı nedeniyle “Yargı alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair” 29.04.2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile (30.04.2020 tarihli, 31114 sayılı Resmî Gazete) 7226 sayılı Kanun’da öngörülen durma süresi 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.
Yine Geçici 1. madde uyarınca; bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlamış; durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılmıştır.
Eldeki dava dosyasında, davalı Kurum tarafından 10.02.2020 tarihli işlem ile davacıya borç bildirim belgesinin düzenlendiği, davacının 26.02.2020 tarihli dilekçesi ile prim ve işsizlik borcunun kaldırılması yönünde Kuruma itirazda bulunduğu, Kurumun Prim Tahakkuk Ünite İtiraz Komisyonunca 13.03.2020 tarihli karar ile davacının talebinin reddolunduğu, Kurum’un 16.03.2020 tarihli yazısı ile itirazın reddolunduğunun davacıya bildirildiği, işbu Kurum işleminin davacıya 19.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise 14/07/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, yukarıda açıklanan kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresinin 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmış olması karşısında ve 5510 sayılı Yasa 86/1 maddesi hükmünce durma süreleri içerisinde davacıya tebliğ edilen işleme karşı davacının yetkili iş mahkemesinde bir aylık dava açma süresinin 16.06.2020 tarihinde başlayacağı gözetildiğinde, davacı tarafından 14/07/2020 tarihinde açılmış olan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin “istinaf başvurusunun kabulüne,” ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.