YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5823
KARAR NO : 2021/13109
KARAR TARİHİ : 28.10.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalılardan … Tur. Tes. Hiz ve Yön. Danış. Ltd. Şti. ve … Ulus. Tur. İşl. Şti. şirketleri tarafından işletilen … Otel isimli işyerinde 23.04.2001 tarihinde işe girdiğini, öncelikle … Ulus. Tur. İşl. Şti. tarafından işletilen otelin, daha sonra … Tur. Tes. Hiz. ve Yön. Danış. Ltd. Şti. tarafından işletilmeye başlandığını, şirkete ait olan ve … Köyünde bulunan çiftlikte … tarihine kadar çalıştığının tespitini, bozma sonrası ise davalı …’a ait çiftlikte çalıştığını talep etmiş olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Mülga 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. “Çalıştıran” olgusu, hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Mülga 506 sayılı Kanunun 2. maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı belirtilmiştir. Anılan Kanun kapsamında sigortalı sayılmanın koşulları; hizmet akdine göre çalışma, sözleşmede öngörülen edimin (hizmetin) işverene ait iş yerinde veya iş yerinden sayılan yerlerde görülmesi, kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmamasıdır. 4857 sayılı İş Kanununun 8. maddesinde, “iş sözleşmesi” tanımına yer verilmiş ise de, her iki kanunun amacı, ortaya koyduğu ilkeler ve dayandığı hukuksal normlar farklılık gösterdiğinden, bu tanımın 506 sayılı Kanun yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Pozitif hukukumuzda hizmet akdi Borçlar Kanununun 313. maddesinde tanımlanmış olup, her ne kadar tanımda, “ücret” unsuruna yer verilmiş ise de, 506 sayılı Kanunun sistematiği ve takip eden diğer maddelerin düzenleniş şekli, anılan unsurun sigortalı niteliğini kazanabilmek için zorunlu olmadığını ortaya koymaktadır. Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, hizmet akdinin ayırıcı ve belirleyici özelliği, “zaman” ve “bağımlılık” unsurlarıdır. Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında (bağımlılık) edim yerine getirilmektedir. Bağımlılık ise, her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır.
Eldeki davada, davacının …’a ait çiftlikte çalıştığı tartışmasızdır. Ancak çiftliğin işletenin kim olduğu dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılamamaktadır. Dinlenen tanıklar otelin malikinin de … olduğunu beyan etmiş olup, otelin işletilmesinin diğer davalılara devredildiğine dair … ile diğer davalılar arasında imzalanan devir sözleşmeleri getirtilerek, …’a ait çiftliğin işletilmesinin de otel ile birlikte diğer davalı şirketlere devredilip devredilmediği araştırılmalı, iş akdinin unsurlarının hangi davalı veya davalılar nezdinde geçtiği belirlenmeli, bu konuda tanık beyanlarına başvurulmalı, gerçek işveren tespit edilip, taraf teşkili hususu değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 28.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.