YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6258
KARAR NO : 2021/14712
KARAR TARİHİ : 23.11.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2018/136-2020/392
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin bozma kararına uyularak ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm süresi içinde taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi ve de davalı avukatı tarafından duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.11.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma gün duruşmalı temyiz eden davalı Av. … ile davacı adına Av. … geldiler Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından, iş kazasının meydana gelişinde davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu oldukları, 27/03/2009 tarihinde meydana gelen iş kazasından dolayı davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının Kurum tarafından 27/08/2012 tarihli raporla %16,20 olarak tespit edildiği, akabinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nin 30/03/2015 tarihli raporu ile %28,20 olarak belirlendiği, ilk derece mahkemesinin 28/06/2016 tarih ve 2014/117 Esas, 2016/294 Karar sayılı kararında %28,20 oranına itibar edilerek davacı lehine 95.524,56 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, anılan kararın davanın taraflarınca temyiz edildiği, davacının temyiz nedenleri arasında sürekli iş göremezlik oranına ilişkin bir temyiz nedeni bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının davalının sürekli iş göremezlik oranları arasında çelişki bulunduğuna yönelik temyizi doğrultusunda Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 23/01/2018 tarih 2016/17673 Esas, 2018/450 Karar sayılı kararı ile davacının tüm temyiz itirazları ile davalının sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davacı sigortalının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranları arasındaki çelişkiyi gidermek noktasında Adli Tıp İkinci Üst Kurulu’ndan rapor alınması ve davacının sürekli işgöremezlik oranının kesinleştirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi noktasından bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyulmasından sonra davacının sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu‘nun 27/02/2020 tarih ve 369 numaralı kararı %35,20 olarak tespit edilip eldeki dosya yönünden kesinleştirildiği, bundan sonra ilk derece mahkemesince bozmadan önceki kararda hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporundaki sürekli iş göremezlik oranı parametresinin %35,20 oranı ile değiştirilmesi yoluyla resen yapılan hesaplama sonucunda davacının maddi zararının 135.938,10 TL olarak belirlendiği, sonuç olarak ilk derece mahkemesinin temyiz incelemesine konu son kararında davacının talebi ile bağlı kalınarak davacı lehine 95.524,56 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
1-Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.(HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacının mahkemenin 28/06/2016 tarihli ilk kararına karşı temyiz yoluna başvururken sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmediği, davalının temyizi ve bu yöndeki bozma kararı sonrasında sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %35,20 olarak tespit edildiği açık olduğuna göre, ilk derece mahkemesince davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözden kaçırılarak, davacının 28/06/2016 tarihli kararda hüküm altına alınan tutardan daha fazla bir maddi zararının olmadığı dikkate alınmadan, maddi zarar tutarının davalı aleyhine olacak şekilde değişen sürekli iş göremezlik oranına göre yeniden hesaplanıp maddi tazminat isteminin taleple bağlı kalınmak suretiyle kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
2-Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 25.000,00 TL manevi tazminat azdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, davalı avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 23/11/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.