Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/6864 E. 2021/13998 K. 10.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6864
KARAR NO : 2021/13998
KARAR TARİHİ : 10.11.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Asıl ve birleşen dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan … ve … Prefabrike Yapı Elemanları ve Tur San. Tic. A.Ş. vekilleri ile… tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davacı Kurum, 05.06.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden kazalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelir ile ödenen tedavi gideri ve cenaze yardımından oluşan kurum zararının rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Zararlandırıcı olay nedeniyle düzenlenen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu tarafından düzenlenen 25.08.2006 tarih raporda davalı işveren şirket %70, kazalı işçi %30; kesinleşen ceza dosyasında fabrika işletme şefi davalı …, beton santral sorumlusu ve kimya teknisyeni dava dışı… asli, şirket yönetim kurulu başkanı davalı … ve traktör sürücüsü davalı … tali kusurlu; Mahkemece bozma sonrası esas alınan bilirkişi raporunda işveren şirket %30, şirket yönetim kurulu başkanı davalı … %10, fabrika işletme şefi davalı … %10, traktör sürücüsü davalı … %10, kazalı Ali %10 kusurlu, beton laboratuvar sorumlusu davalı … %10 kusurlu olduğu ifade edilmekte olup, kusura ilişkin tüm bu tespitler incelendiğinde bozma gereklerinin yerine getirilmediği, kusur raporunun yetersiz ve oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Yasası’nın 50. maddesinde tüzel kişilerin organlarının hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, organların kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olacakları bildirilmiştir. Tüzel kişilerin borçlarından ötürü organlarının veya temsilcilerinin kişisel kusurları dışında şahsen sorumlu olacaklarına dair bir yasal düzenleme bulunmadığından somut olayda da davalı … davalı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olup işyerinde gerekli güvenlik tedbirlerini alması ve işin yürütümünün sağlanması için bir işletme şefi ve kazanın cereyan ettiği bölümde de bir sorumlu görevli bulundurup çalıştırdığından bu davalının kişisel olarak işyerinde iş güvenliği tedbirlerini almadığı gerekçesiyle kusurlu sayılıp, traktör sürücüsü davalı ile şirket yönetim kurulu başkanına aynı oranda yani %10 oranında kusur izafe edilmesi hatalı bulunmuş olup, kusur raporu yetersiz görülmüştür.
Davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı kanun olup kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
Bu tür iş kazalarında kusurun belirlenmesinde, kabul edilen maddi olgular doğrultusunda; tarafların kusur oran ve aidiyetleri işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden alınacak bilirkişi raporu uyarınca saptanmalıdır. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 506 sayılı Kanun’un 26., 4857 sayılı Kanun’un 77., İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi ile oluşa uygun kusur raporu alınması gerekir. Mahkemece, tarafların kusur durum ve oranlarının belirlenmesi için yeniden alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyet raporu alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, olayı net olarak ortaya koyacak, oluşa uygun kusur dağılımı yapan alanında uzman bilirkişilerden oluşan kusur raporu alınarak, elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
2-)Bir önceki 06.03.2019 tarihli bozma ilamında ıslaha ilişkin hususlarda değerlendirme yapılmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bilindiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup; iddiayla savunmanın genişletilmesi yasağının istisnaların biridir ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B. 6, C. IV, … 2001, s. 3965).
Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkan olmakla; bu suretle, aslında yasal itirazla karşılaşabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumunun yardımıyla artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I, II, B. 5, … 1992, s. 534). Yine, müddeabihin (davada talep olunan miktarın) artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup, ıslahın konusudur (Kuru: C. IV, s. 4035).
Eldeki dava, rücuan tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla peşin değerli gelirlerden 30.751,59.-TL. ‘sının gelir onay tarihi olan 26.10.2007 tarihinden, 799,05.-TL’ nın 05.06.2006 tarihinden, 149,27.-TL’ nın 19.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 506 sayılı Yasa’ nın 26. maddesi gereğince davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, yargılama aşamasında dava açılırken saklı tutulan fazlaya ilişkin haklar kapsamında sunulan 25.02.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile de kurum zararı kalemlerinin %90’ına isabet eden toplam 40.712,46 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile ıslah dilekçesi gözönünde bulundurulmaksızın dava dilekçesinde talep edilen miktar üzeinden yazılı şekilde karar verilmiştir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalılardan … ve … Prefabrike Yapı Elemanları ve Tur.San.Tic.A.Ş. vekillerinin ve…’nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 10.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.