YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6889
KARAR NO : 2021/14813
KARAR TARİHİ : 24.11.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı Kurum vekilince istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket çalışanı …’ın … tarihinde … çermik altı 131 ada 5 parsel adresinde faal olan otel inşaatında saat 17:00′ sıralarında 14 metre yüksekliğinde kubbe inşaatının sıva işini yaparken kubbede bulunan bordexin kırılması üzerine yere düşmesi sonucu vefat ettiğini, olayın meydana geliş şekli, mevzuat hükümleri değerlendirilmesi sonucu kazanın iş kazası olduğu, kaza ile ilgili olarak …Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığı, sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeni ile 145.250,58TL ilk peşin değerli gelir, 168,31 TL tedavi masrafları olmak üzere toplam 145.418,89TL zarara uğradığı, işverenin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olaran … OSGB-…’den hizmet alduğu, yapılan araştırma sonucunda …’in kazan önce işyerine çok nadiren geldiği, üzerine düşen görevi dikkatiz ve özensiz yaptığı, kazadan sonra ise düzenli olarak işyerine gelip gittiği, …’a iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitim verilmediği, kendi kurumlarınca yapılan rapora göre işverenin %80 kusurlu olduğu, …’in %10 kusurlu olduğu, kazaya uğrayan sigortalının %10 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, tedavi giderleri yapıldığını, hak sahiplerine gelir bağlandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 14.541,88TL’sinin bağlanan gelirler için onay tarihi olan 26/11/2015 tarihinden tedavi masrafları için sarf tarihinden olmak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan kusurlu bulunacak kusurlu 3. kişi bulunması halinde müşterek ve müteselsil hükümlerinin uygulanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; rücu davalarında yetkili mahkemenin davalıların ikametgahı olan … olduğu, davacı ile davalılar arasında işveren ve işçi ilişkisi olmadığı, ölen kişinin mirasçıları ile davalılar arasında herhangi bir hizmet akdi olmadığı, …’in … OSGB şirketinde çalışan personel olduğu, … Termal A.Ş ile … OSGB A.Ş arasında yapılan hizmet alım sözleşmesi yapıldığı, davanın … OSGB şirketine açılması gerektiği doğrudan müvekkiline dava açılmasının hukuka uygun olmadığı, müvekkilinin iş güvenliği uzmanı olarak işverene karşı yasanın kedisine yüklediği tüm görevleri noksansız yerine getirdiği, …’ın ölümünde …’in herhangi bir kusurunun bulunmaması sebebiyle rücuen tazminattan sorumlu olmadığı, kabul anlamına gelmemekle müvekkilin %10 kusurlu olduğunu kabul etmiş olmakla kusur durumunun aleyhinde değişmesi halinde davacı kurumun %10 kusur talebi ile bağlı olduğu dikkate alınarak %10 kusura karşılık gelen tazminat tutarının artırılmasına muvafakat etmediğini belirterek, … Asliye (İş) Mahkemesi’nin yetkisizliği yönündeki itirazların kabulü ile davalının yetkili … İş Mahkemesi’ne gönderilmesin karar verilmesini, davanın … yönünden husumet yokluğu ve suçsuz kusursuz olması sebebiyle usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı kurumdan alınarak taraflarına verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz olarak …mahkemelerine açıldığı, yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihte yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olduğu, davalı …’in yerleşim yerinin … İli Merkez ilçe iken davanın Yıldızeli’nde açıldığı, yetki kurallarının ihlal edildiği, olay meydana gelmesinde müvekkil şirketinin en ufak bir kusurunun bulunmadığı, meydana gelen elim olay sonrasında SGK müfettişlerince düzenlenen raporda her ne kadar müvekkil firma şantiye şefi asli kusurlu olarak gösterilmiş ise de raporu kabul etmediklerini, şantiye şefinin gerek ise iş sahibinin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine eksiksiz riayet ettiği, işin başlangıcından sonuna kadar gerekli denetimleri eksiksiz yerine getirdiğini belirterek, kusursuz olan müvekkili yönünden davanın reddine, aksi kanaate ise yetkisizlik itirazının kabulü ile yetkili olan … İş Mahkemesi’ne gönderilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; “1-Dava konusu olan 14.407,23TL ilk peşin sermaye değerli gelirin onay tarihi olan …tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Termal Turizm AŞ’den tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Dava konusu olan 134,65TL tedavi giderinin ödeme tarihi olan 15/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Termal Turizm AŞ’den tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davanın davalı … yönünden reddine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; Davacı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU NEDENLERİ
Davacı Kurum vekili özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olduğu, yerel mahkemece yapılan itirazların dikkate alınmadan hüküm kurulduğu, davalı işyerince işin görülmesi esnasında meydana gelen muhtemel iş kazalarının önlenebilmesi için gerekli emniyet tedbirlerinin alınmadığını belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ
5510 sayılı Kanun’un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi, iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır;
6331 sayılı Kanunun “Risklerden korunma ilkeleri” başlıklı 5. maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; “a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken,
Anılan Kanunun “Çalışanların yükümlülükleri” başlıklı 19. maddesinde, “Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b)Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç)Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d)Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak” yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.
Eldeki dosya kapsamından; söz konusu iş kazasının otel inşaatında saat 17:00′ sıralarında 14 metre yüksekliğinde kubbe inşaatının sıva işini yaparken kubbede bulunan bordexin kırılması sonucu yere düşmesi şeklinde meydana geldiği, hizmet döküm cetveline göre kaza tarihinde 4-B sigortalısı olan davalı …’in iş sağlığı güvenliği uzmanı olduğu, 27.10.2015 tarihli SGK müfettiş raporunda; davalı işveren %80; davalı iş sağlığı ve güvenliği uzmanı …: %10; kazalı işçi %10 kusurlu olduğunun belirtildiği, işyerinin şantiye şefi dava dışı … ile iş sağlığı ve güvenliği uzmanı davalı … hakkında açılan ceza davasının derdest olduğu, işbu dava alınan 10.4.2017, 16.4.2018 ve 7.12.2018 tarihli kursu raporlarında, davalı işveren şirketin %80, kazalı işçinin %20 kusurlu olduğu, davalı …’nın ise kusursuz olduğu değerlendirildiği ve mahkemece bu doğrultuda yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Dava ve incelemeye konu somut olayda; 6331 sayılı Yasa’nın ilgili hükümleri kapsamında, iş sağlığı ve güvenliği uzmanının işyerindeki riskli durumları tespit edip risk analizi yapması, işveren tarafından alınması gereken önlemleri belirtmesi, işverenin de buna göre yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği hususu dikkate alınarak, işyerindeki risk analiz raporları ile iş güvenliği uzmanı davalı … tarafından dava konusu olayla ilgili olarak işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili gördüğü aksaklıkları yazı ile uyarmış ise buna dair tüm belgeler dosyaya celbedilmeli, ceza dosyasının akıbeti sorularak ceza yargılamasında alınan kusur raporları getirilmeli, sonrasında olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden uygun bir kusur raporu alınmalı, ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm, sair hususlar incelenmeksizin bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.