Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/711 E. 2021/13961 K. 10.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/711
KARAR NO : 2021/13961
KARAR TARİHİ : 10.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, yaşlılık aylığı bağlanması ve alacak istemine istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24.04.2019 tarih 2019/2916-3803 sayılı kararı ile istinaf mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamı sonrası, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesi’nde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili; davacıya 14.03.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili, husumet, yetki ve derdestlik itirazları ile zamanaşımı def’i itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“1-Davanın kısmen kabulü ile,
-01/04/2013 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,
-01/04/2013 tarihinden itibaren ödenmesi gereken aylıklara ödeme tarihine kadar ay be ay faiz işletilmesine,
Aksi Kurum işleminin iptaline” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Uyulan bozma ilamı sonrası, “1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, … 3. İş Mahkemesi’nin 2013/1060 E., 2017/332 K.sayılı kararının kaldırılmasına,
2-Davanın reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davalı Kurumun kabulünde olan 5140 günlük sigortalılık süresinin dikkate alınması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamımızda, davalı Kurum nezdinde kabul edilen sürelerin netleştirilmesi, ihtilaf halinde gerekli irdeleme ve tespit yapılması, ihyaya konu dönem yönünden gerekli ihya ödemesi yapıldıktan sonra ilgili sigortalılık süresinin değerlendirilmesi, ödenmediği takdirde bu süresinin tahsiste dikkate alınamayacağı hususları belirtilmiştir.
Bozma sonrası ikmal edilen belgeler nazarında Bölge Adliye Mahkemesince, “…kurumdan gelen … tarihli yazı ekindeki hizmet döküm cetvelinde davacının (1981-15/03/2014 tarihleri arası) askerlik borçlanması dahil 4268 gün 4/a sigortalılığı kapsamında, 386 gün 4/b sigortalılığı kapsamında olmak üzere toplam 4654 gün hizmetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine Kurumdan gelen yazı ekindeki hizmet döküm cetvelinde davacının askerlik borçlanması nedeniyle sigortalılık başlangıcının 07/07/1981 tarihine çekildiği görülmektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, davacının sigortalılık başlangıcı askerlik borçlanmasıyla Kurum tarafından 07/07/1981 tarihine çekilmiş olup, mülga 506 sayılı Yasanın geçici 81. Maddesi uyarınca aylık bağlama koşulları 25 yıl sigortalılık süresi, 46 yaş ve 5075 gün prim ödeme gün sayısına tabi olup, Mart?2014 tarihi itibariyle yaş ve sigortalılık süreleri yerine gelmiş ise de, 5075 gün prim ödeme gün sayısı bulunmadığı, davacının talep tarihi itibariyle aylığa hak kazanamadığı …” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının 04.06.1997-30.06.1998 tarihleri arasında 386 gün 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının bulunduğu ile talep halinde 01.07.1998-30.04.2008 tarihleri arasındaki süreyi ihya etme hakkının bulunduğu, 09.12.1997-25.12.1997 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa kapsamındaki sürenin çakışma nedeniyle geçersiz sayıldığı, 23.12.2011 tarihli tahsis talebi üzerine hazırlanan mükteza tablosunda 1985 yılında 210 günlük sürenin kabul edilmesine karşılık, son gönderilen hizmet döküm cetvelinde 1985 yılı için 290 günlük sürenin kabul edildiğinin anlaşıldığı, davacının dosya kapsamında bulunan ilk işe giriş bildirgesinde, işe başlama tarihinin 01.04.1985 tarihi olduğu, hizmet döküm cetvelinde ise 1985/2. döneminde sigortalılığının başlatıldığı (işe giriş tarihinin yazılmadığı), davacının 1981-1983 yılları arasındaki 600 gün askerlik borçlanmasına göre başlangıcının (işe giriş bildirgesindeki tarih dikkate alındığında) 01.08.1983 tarihi olacağı, Kurumun askerlik borçlanmasını, tarih aralığı belirtmek suretiyle hizmet döküm cetveline işlemesinin sonucu değiştirmeyeceği, diğer taraftan yine hizmet cetveline göre çalışmasının hali hazırda devam ettiği, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, hizmet döküm cetveli nazarında, 15.03.2014 tarihine kadar 4/1-a sigortalılık süresi 4268 gün kabul edilmiş ise de, bu süre içerisinde Kurum tarafından kabul edilmeyen 09.12.1997-25.12.1997 tarihleri arası sürenin de bulunduğu ile 2013 yılı için 437 günlük sürenin dikkate alındığı anlaşılmıştır.
506, 1479, 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince gelir/aylık bağlanmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hakimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen ay başından itibaren gelire/aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulmalı, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla, Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de bulunmadığı gözetilerek, yargılama giderleri buna göre değerlendirilmelidir.
Belirtilen açıklamalar ışığında mahkemece, taraflar arasında ihtilaflı olan ve olmayan süreler tam olarak netleştirilip, davalı Kurumun kabul ettiği ihtilafa konu olmayan sigortalılık süreleri ile yargılama safhasındaki sürelerde dikkate alınarak tahsis koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin kabulü ile davanın reddine dair kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.