YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7610
KARAR NO : 2021/12624
KARAR TARİHİ : 20.10.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, iş kazası olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilli tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin çalışanı olan …’ın 21/08/2008 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın davalı kurum tarafından iş kazası sayıldığını, adı geçenin olay tarihinde müvekkili yanında hizmet sözleşmesiyle çalışıyor olmasına karşın mesai saatleri dışında ve çalışma sahasının çok uzağında, işle ilgili olmayan uğraşı sırasında müvekkil şirkete ait iş makinesi ile geçirdiği kazanın iş kazası olmadığını, işçi …’ın define aramak için işyerine ait aracı izinsiz aldığını, olayın adı geçenin özel işini yaparken ve işyeri dışında olduğunu, olayın adı geçenin kusuru ile meydana geldiğini belirterek olayın iş kazası olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, olayın iş kazası olduğunu, …’ın “define aradığı sırada” kaza geçirdiği iddiasının doğru olmadığını, davacının 4857 sayılı Yasanın 77. maddesi kapsamında gerekli tedbirleri almadığını, şantiye sahasının ve çalışanlarının denetimini yeterince yaptırmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan…. vekili, olayın iş kazası olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, tüm dosya kapsamı, özellikle tazminat davasında alınan bilirkişi raporu ile ceza mahkemesi dosyası birlikte değerlendirildiğinde, vefat eden işçi …’ın 21/08/2008 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, mahkemenin gerekçesinin bulunmadığını, derdest olan başka bir davada alınan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, kazanın mesai saatleri dışında ve çalışma sahasının çok uzağında meydana geldiğini, kazalının kendi şahsi işi için aracı aldığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1) Dava, 21/08/2008 tarihinde davalıya ait işyerinde meydana geldiği iddia edilen olayın iş kazası olduğunun tespitine dayanmakta olup Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Kanunun 11/A maddesidir. Anılan maddeye göre eldeki davayla ilgili olarak iş kazası;
a-) Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,
b-) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
Hemen veya sonradan sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.
Olayın, işkazası olarak kabul edilebilmesi için;
A-) Olaya, maruz kalan kişinin 506 sayılı Kanunun 2. maddesi anlamında sigortalı olması,
B-) Olayın, 506 sayılı Kanunun 11/A maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Açıklanan bu madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.
Gerek uygulama ve gerek öğretide açıkça kabul edildiği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere bu maddede sayılan haller örnekleme niteliğinde değil, sınırlayıcı niteliktedir. Bu hallerden birine girmeyen sigorta olayı iş kazası sayılamaz. Sayılan bu hallerin birlikte gerçekleşme koşulu bulunmayıp, herhangi birinin gerçekleşmiş olması gerekli ve yeterlidir.
Eş söyleyişle, iş kazası hukuksal nitelikte bir olay olup, bu olayın yukarıda açıklanan yasa maddesinde sınırlandırılan ve belirtilen hallerden herhangi birinin oluşmasıyla ortaya çıkması gerekir.
İş kazasının unsurları üzerinde de kısaca durmak gerekirse, şöyle sıralanabilir; kazaya uğrayan 506 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılmalı; bu sigortalı bir kazaya uğramalı ve uğranılan kaza 506 sayılı Kanunun yukarıda ayrıntısı açıklanan 11. maddesinin (A) fıkrasında sayılan hal ve durumlardan birinde meydana gelmeli; sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan bir olay biçiminde gerçekleşmeli; bu olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir.
Kaza tarihinden sonra yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 13.maddenin birinci fıkrasında ise iş kazası, “a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) (Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c)Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d)(Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8. mad) Bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır.
İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse somut olayda olduğu gibi sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir.
Somut olaya dönüldüğünde, davalı şirketin sigortalısı kazalı …, davalı işverenin … köyünde bulunan taş ocağı işyerinde iş makinası operatörü olarak çalışırken, 21/08/2008 tarihinde saat 20:45 sularında davalı işverene fatura karşılığında iş yaptığı belirtilen kamyon şoförü … ile birlikte şantiyeye yaklaşık 2-3 km uzaklıkta, dosyada mevcut kurum müfettişi, ceza dosyası ve mahkeme dosyası kapsamında beyanı alınan tanıkların bir kısmının anlatımlarına göre köylülere ait tarla yolunun düzeltilmesi için, bir kısmının anlatımlarına göre define aramak için, yine bir kısmının anlatımlarına göre aracı izinsiz alarak, bir kısım anlatımlara göre ise davalı işveren yetkililerinin izni dahilinde aldığı iş makinası ile eğimli arazide iş makinasıyla takla atması nedeniyle ezilen kabin içerisinde sıkışarak vefat etmiştir.
Nitekim, kaza sırasında kazalının yanında bulunduğu belirtilen …, Kurum müfettişine verdiği ifade ile Mahkemede verdiği beyanda, tarla yolunu düzeltmek için şantiye sorumlusu …’dan izin aldığını, …’ın kazalıyı kastederek …’e söyle, yolu açsın dediğini, mahkemedeki beyanında devamla benim …’e söylememle gelmez, siz söyleyin dediğini, …’ın da kendisine sen git ben …’i göndereceğim dediğini ve kazalının bu şekilde iş makinası ile kazanın olduğu yere geldiğini beyan ettiği, buna karşın şantiye sorumlusu …’in müfettiş raporundaki beyanında, kazalının kendisinden tarla yolunu kepçe ile düzeltilmesi için izin istediğini, kendisinin ise mesai bitiminden sonra kendisine kepçe veremeyeceğini söylediğini, öte yandan ceza dosyasında sanık olarak yargılanan makine şefi … ile şantiye şefi ….’ın ceza davası kapsamında alınan ifadelerinde ise mesai saatlerinin sabah 07:00-18:30 arası olduğu, kazalının mesai saati dışında akşam 20:45 sıralarında kendilerinden ve şantiyedeki sorumlulardan habersiz ve izinsiz şekilde şantiye güzergahının uzağında tarla yolu açmaya gittiği yönünde beyanda bulunmuşlar, … mahkemedeki beyanında ayrıca define aramak için gittiği yönünde söylentilerin olduğunu belirtmiş öte yandan kazalı gibi şantiyede kepçe operatörü olduğunu belirten … ise mahkemedeki beyanında diğer tanık anlatımlarının aksine vardiya usulü çalıştıklarını, hatta kaza günü kazalının kepçeyi getirmesini beklediğini, arkadaşlarından kazanın oluş şekli ile ilgili olarak kazalının taş ocağına patlatma malzemesi götürdüğü, dönüşte ise yolda kaza geçirdiği şeklinde duyduğunu beyan etmiştir.
Yukarıdaki belirtilen tanık anlatımlarının çelişkili olduğu görülmekle kazalının hangi amaçla ya da hangi işi görmek için, işverenin izni ve talimatı dahilinde mi yoksa izinsiz şekilde mi kepçeyi aldığı, öte yandan işyerinde çalışma saatlerinin tam olarak hangi aralıkta olduğu, vardiya yöntemiyle çalışmanın olup olmadığı, hususları araştırılarak açık bir şekilde ortaya konulmalı, şantiye sorumlusu olduğu belirtilen … dinlenmeli, yine tanık beyanları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde tanıklar tekrar dinlenmeli, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle olayın iş kazası olup olmadığı tam olarak belirlenmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve …Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.