Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/8628 E. 2022/201 K. 12.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8628
KARAR NO : 2022/201
KARAR TARİHİ : 12.01.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No : 2019/3146-2021/994

İlk Derece
Mahkemesi : … 1. İş Mahkemesi
No : 2017/3-2019/196

Dava, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olup, teşviklerden faydalandırılmamaya dair Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin işçisi…’nın davacı şirkete ait “Mithatpaşa Mah. Dörtyol Sokak …” adresinde bulunan işyerinden aylık prim ve hizmet belgelerinin verildiğini, SGK tarafından işçi …nın “Terakki Mahallesi…” adresindeki iş yerinde çalıştığının tespiti üzerine 2015/12-2016/11 ayları arasında 5510 sayılı Kanunun indirimlerinden yasaklandığı ve 2015/12-2016/11 ayları arasında 5 puanlık indirimlerin toplamı 24.711,89 TL tutarındaki prim borcu ve bu miktar üzerinden hesaplanan gecikme zammı talep edildiğini, verilen karara itiraz ettiklerini ancak itirazlarının reddedildiğini belirterek davalı kurumun 5510 sayılı Kanunun indirimlerinden yasaklanma ve 2015/12-2016/11 ayları arasında 5 puanlık indirimlerin toplamı 24.711,89 TL tutarındaki prim borcu ve bu miktar üzerinden hesaplanan gecikme zammı tahakkukuna yönelik işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili duruşmalarda da içeriğini tekrar ettiği cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, davalı kurumca sigortasız çalıştırılan…’nın belgelerinin davacıdan istenmesine rağman düzenlenmemesi nedeni ile davalı kurumca yasa gereği resen düzenlendiğini ve kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; “1-Davacının davasının kabulüne, davacının 24711010112054760062828 sicil numarasına kayıtlı Kazım Karabekir Mah. …A-B-C-D Etimesgut/… şubesi adına 20/02/2016 tarih ve… evrak numarası ile yaptığı başvurunun hukuka uygun olduğunun bu talebin reddinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile bu başvurunun reddine ilişkin 01/03/2016 tarih ve 33568883 nolu kurum işleminin iptaline,” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını bu nedenlerle istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dava dışı, … isimli çalışanın, davacı şirkete ait işyerinde 09/12/2015 tarihinde 435,35 TL ödeme yapıldığına dair tespit yapılması üzerine, 1045008 sicil numaralı işyerinde Süpermarket işi dolayısıyla çalıştırılan sigortalının kuruma bildirilmemesinden dolayı, işe giriş bildirgesi, aylık pirim ve hizmet belgelerini/işten ayrılış bildirgelerinin verilmemesi gerekçesi ile davalı kurumca, davacı şirketin Resmi kurum yazı tarihini takip eden ay olan 2015/12 ay itibariyle bir yıl 2016/11 ay dahil 5 puanlık indirimden faydalanamayacağına dair dair işlem yapıldığı ayrıca,2015/12- 2016/11 ayları arasında 5 puanlık indirimlerin toplamı 24.711,89 TL tutarındaki prim borcu ve bu miktar üzerinden hesaplanan gecikme zammı tahakkuk ettirildiği, eldeki davanın ise, davalı kurumun bu işlemlerinin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle, davaya konu uyuşmazlığın dava dışı sigortalının davacı işyerindeki çalışmalarının varlığı noktasında toplandığı dikkate alındığında, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalının da davada taraf olmasında hukuki yararının olduğu anlaşıldığından, davanın sadece Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı hakkında yürütülüp sonuçlandırılması isabetsizdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.12.2011 günlü 2011/21-632 E;, 2011/784 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere dava sonucunda verilecek karar, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalının da hak alanını ilgilendirdiğinden, davacı tarafa harcı da yatırılmak suretiyle yöntemince söz konusu sigortalıların davaya dahil edilmesi (davanın teşmil edilmesi) için süre verilmesi, anılan sigortalının gösterdiği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, belirtilen eksiklik giderilmeden ve pasif ehliyet yönü halledilmeden yargılamanın sürdürülmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Diğer taraftan, davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve tahakkukun iptali istemi ile 28.11.2016 tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, ayrıca bu maddenin 4. fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.