Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/8956 E. 2021/15101 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8956
KARAR NO : 2021/15101
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2021/37-2021/260
.

Dava, iş kazası sonucu maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairecince verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı …Ş. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Somut olayda Mahkemece verilen 28.11.2019 tarih ve 2018/563 E- 2019/864 K sayılı ilamın Dairemizin 24.11.2020 tarih ve 2020/7203 E- 2020/6922 K sayılı ilamıyla “Mahkemece yapılacak işin, ilk hükme esas alındığı anlaşılan 25.10.2016 tarihli hesap raporundaki verileri dikkate alarak, bozma kararı doğrultusunda davacı çocukların engellik hallerine göre ömür boyu yardıma muhtaç oldukları gözetilerek, desteğin bakiye ömrü süresince destekten yararlandırılmalarını sağlayarak hesabı 18 yaşını ikmal ettirdikleri tarihle sınırlandırmamak,
davalı Zorunlu Mali Mesuliyet sigortacısı olan Axa Sigorta A.Ş.’i tarafından o raporda tenzil edilen miktarla beraber ilk karardan sonra ödenen miktarı da dikkate alarak tazminat alacaklarının karşılanıp karşılanmadığını değerlendirmek, bakiye maddi tazminat alacaklarının varlığı halinde ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 5510 sayılı Kanunun 21/4.maddesi hükmünü gözeterek davacılara bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerlerinin rucuya kabil kısımlarını tenzil etmek, davacı eş için bozmadan sonra yapılan ikinci talep artırımını dikkate almadan, diğer davacı çocuklar için ise dava dilekçesi ve 23.10.2019 tarihli talep artırım dilekçelerindeki taleplerle bağlı maddi tazminat alacakları hakkında bir karar vermekten ibaret” olduğunun belirtildiği, mahkemece bozmaya uyulduğu halde eksik inceleme ve hesaplama verilerine aykırı şekilde hesap bilirkişiden alınan 09.04.2021 tarihli hesap raporuna itibarla, uyulan bozma kapsamı gereklerine aykırı olacak şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, uyulan bozma kararı gereğince inceleme yürüterek, bozma kapsamında hesap raporu düzenlenmesi açısından 25.10.2016 tarihli hesap raporunu düzenleyen bilirkişiden veya mümkün olmaması halinde ise bu alanda uzman bir hesap bilirkişiden ek rapor almak ve özellikle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olan Davalı … AŞ tarafından 28.08.2014 tarihinde yapıldığı anlaşılan 42.684,00 TL ile hükmün infazı kapsamında 26.05.2017 tarihinde 186.619,96 TL olarak Malatya İcra Müdürlüğünün 2017/16856 Esas sayılı dosyasına yapılan ödeme dikkate alınarak icra kanalıyla yapılan bu ödemenin bozma kararı çerçevesinde 2004 sayılı İİK 40.maddesi kapsamında icranın iadesi suretiyle ödemenin borçluya iade edilip edilmediği de araştırmak, bozma kapsamına göre yapılacak hesap neticesinde tespit edilecek davacıların maddi tazminat alacaklarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55. maddesi kapsamında değerlendirilecek bu ödemeler ile SGK tarafından davacılara bağlanan gelirlerin rücuya kabil kısımları ile davacıların maddi tazminat alacaklarının karşılanıp karşılanmadığını değerlendirmek, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da dikkate almak ve özellikle sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğunu gözeterek, davacı eş için bozmadan sonra yapılan ikinci talep artırımını dikkate almadan, diğer davacı çocuklar için ise dava dilekçesi ve 23.10.2019 tarihli talep artırım dilekçelerindeki taleplerle bağlı maddi tazminat alacakları hakkında sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden özellikle uyulan bozma kararı gereklerine aykırı olacak şekilde yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı … AŞ’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harçlarının istem halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 30.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.